16 Mart 2009 Pazartesi

TÜBİTAK'DAN "İYİ" HABER...
ANKARA (Ece Ajans, 18.Mart.2009) : Erzincan ovasındaki doğalgaz yatağı varlığı ile Marmara bölgesi ve Erzincan deprem hareketleri konularında yaptığı özgün yayın ve çok önemli çalışmalarıyla tanınan İnş, Yük. Müh. Hüseyin Hüsnü GÜREL'in "bu konularla ilgili" 10.10.2008 ve 01.12.2008 tarihlerinde TÜBİTAK'a verdiği rapor ve başvurularının; TÜBİTAK tarafından yayımlanan bilimsel dergilerden biri olan "Turkish Journal of Earth Sciences" editör kuruluna, incelenmek ve değerlendirilmek üzere iletildi.
Konuyla ilgili olarak bilgilerine başvurulan bilim adamları ve yetkili çevreler; "TÜBİTAK’ın konuyu Turkish Journal of Earth Sciences editör kuruluna sevk etmesi çok önemli bir aşamadır. Zira bahse konu Editör Kurulu aynı zamanda yetkin bir bilim kurulu özelliği taşımakta olup, kurul'ca verilecek müspet bir kararla Erzincan ovasında doğalgaz aramalarına kısa sürede başlanabilecektir.
Gelişme fevkalâde önemli ve ümit vericidir. Bu doğalgaz yatağının ortaya çıkartılması; Ülkemiz ve Erzincan açısından sevindirici bir gelişmedir” açıklamasında bulundurlar. EA, 18.03.2009

Sayı: B.02.1.TBT.0.06.03.05.-161.99.0592
Konu: 10 Ekim 2008 Tarihli "Raporunuz" hakkında
Tarih: 06.03.2009
Sayın Hüseyin Hüsnü GÜREL
Ahenk Sokak No: 10/11
Çankaya/ANKARA
İlgi: 10.10.2008 ve 01.12.2008 tarihli yazılarınız,
İlgi yazılarınızda belirtilen konu (Erzincan Ovası Doğalgaz Potansiyeli) bilimsel açıdan değerlendirilmek üzere TÜBİTAK tarafından yayımlanan bilimsel dergilerden biri olan "Turkish Journal of Earth Sciences" editör kuruluna iletilmiştir.
Bilgilerinizi, saygılarımla rica ederim.
Dr. Zeynep OKAY DURMUŞOĞLU
Çevre Atmosfer Yer ve Deniz Bilimleri Araştırma Grubu
Yürütme Komitesi Sekreteri V.
***
TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNİK ARAŞTIRMA KURUMU
Atatürk Bulvarı No: 221-06100 Kavaklıdere-ANKARA
Tel : 0312.4685300, Faks: 0312.4277489 www.tubitak.gov.tr

2 Şubat 2009 Pazartesi

DOĞALGAZ’DA KESİN ÇÖZÜM:
ERZİNCAN OVASIDIR
Hüseyin Hüsnü GÜREL, İnş. Yük. Müh.
Erzincan ovasındaki çok zengin doğalgaz yatağı ortaya çıkarıldığı takdirde ülkemizin doğalgazı fazlasıyla karşılanacak ve nükleer enerjiye ihtiyaç kalmayacaktır”.
Akkuyu da yapılacak 4800 KW gücündeki nükleer enerji santral ihalesine yalnız Rus’lar katılmış ve 86 milyar ABD doları gibi çok büyük fiyat teklif etmişlerdir.
Ülkemizde yerli kaynaklardan enerji üretimi için; Milletçe ve Devletçe seferber olmak mecburiyeti doğmuştur. Ülkemizde yerli kaynaklardan enerji üretimine çaba göstermeyen ve bu konuda yardımcı olmayan kimseler; kendilerine, yakınlarına, milletine ve vatanına ‘ihanet etmiş’ olacaklardır.

1.İnternette http://www.milliservet.blogspot.com/ WEB sitesinde yayınlanan 10.10.2008 tarihli RAPOR da, üçüncü zamanda Ortadoğu!da sığ Tetis denizinde çok zengin petrol yatakları teşekkül ederken; Erzincan Ovası’ndaki sığ Tetis denizsel ortamda da benzer şekilde çok zengin petrol yatağı teşekkül etmiştir.
Bu petrol yatağı teşekkül ettikten sonra; milyonlarca sene Erzincan Ovası etrafı dağlarla çevrili sığ ring gölü haline geldiğini; bu sığ gölde milyonlarca sene yeniden ve ilâveten petrol teşekkül ederek, Erzincan Ovasındaki bu petrol yatağının daha çok zenginleştiği konusunda ayrıntılı bilgi verilmiştir.
2. Bu RAPOR da, Arabistan plâtosunun, Anadolu’yu ve Erzincan Ovasını muazzam kuvvetlerle zorlayarak ittiği; bu itme ile Anadolu’nun her yıl Yunanistan’a doğru 2.5 cm yaklaştığı; Erzincan ovası’nın da her yıl 1-2 cm kadar daraldığı ve bu zorlama itmeye dayanamayan Erzincan ovası’ndan geçen fay’ların çatladığı; çatlayan bu fayların 1-2 gün gibi kısa sürede kırılarak depremlerin meydana geldiği bilinmektedir.
Çatlayan bu faylardan çok büyük ölçüde doğalgazın yükseldiği; gökte doğalgazın yanması ısısı ile deprem geceleri Erzincan ovasında trilyonlarca m3 havanın ısınması ve ovadaki donmuş karların erimesi ile Erzincan ovasında çok zengin doğalgazın varlığını doğa; açıkça orta koymaktadır.
3. Bu RAPOR da, depremler esnasında çatlak faylardan 1-2 gün süre içerisinde çıkan doğalgaz kaçağının yerde ve gökte yandığını; Arabistan plâtosunun Erzincan ovasını itmesi devam ettiğinden; deprem olayı olup biter-bitmez, çatlayan fayların vana gibi kapanması sebebi ile; Erzincan da 50-60 sene sonra meydana gelecek yeni deprem tarihine kadar bu faylardan doğalgaz çıkmasına izin verilmediği; bu nedenle Erzincan ovası’ndaki doğalgaz yatağı’nın zenginliğinin korunduğu konusunda bilgi verilmiştir.
4. TPAO Genel Müdürlüğü’nce 1998 senesinden beri verilen cevabi yazılarda Erzincan ovası’nın jeolojik yapısının petrol ve doğalgaz teşekkülüne uygun olmadığı konusunda; masa başında oturarak kafadan sallama beylik palavra ifadeler ile bilgi verilmiş ve her defasında bu konu dışlanmıştır.
MTA Genel Müdürlüğü’nün 1/500.000 ölçekli ‘Jeolojik haritasında’ Erzincan ovası ve civarında petrol teşekkülâtına çok uygun yaşlı çökellerin varlığı açıkça görülmektedir. Etrafı dağlarla çevrili ve üstü çok mükemmel biçimde örtülmüş olan Erzincan ovasındaki petrol yatağı erozyona karşı mükemmel şekilde korunmuştur.

SONUÇ: Erzincan ovasındaki çok zengin doğalgaz yatağı ortaya çıkarıldığı taktirde; Akkuyu da inşa edilecek 4800 KW gücündeki nükleer enerji santralı için yapılacak 86 milyar ABD doları gibi çok büyük masrafın % 0.001 (10.000’de bir) gibi çok az masraf ile Erzincan ovasında gerekli petrol ve doğalgaz araştırmaları ve sismik etütleri yapılacak ve birkaç sondaj kuyusu açılması ile çok büyük miktarda doğalgaz üretimi yapılabilecektir.
Bu nedenle, ülkemizde nükleer enerji santralı inşasına da gerek kalmayacaktır.

26 Ocak 2009 Pazartesi

YANKILAR VE YAYINLAR...
Ümit MİNEL
umitminel@haberulusal.com
BANA MANTIKLI GELDİ
Bazen düşünüyorum. Bu cennet vatanın toprağının altı bu kadar çorak değildir. Tamam elhamdülillah toprağımızın üstü çok bereketli. Vatanımızda her şey yetişiyor. Yetiyor, yetmiyor o ayrı konu. Yetmemesi de tamamen yanlış tarım politikalarından kaynaklanıyor. Ancak ben bu yazımda yanlış tarım politikalarından değil, olmayan stratejik enerji politikamızdan bahsedeceğim. Yanlış anlaşılmasın, stratejik enerji var da, politika yok!
Hemen sınırın 100 km. dışında petrol çıkarken, bizde petrol çıkmamasına bir anlam veremiyordum. Yani komşuda pişiyordu ama bize niye düşmüyordu ki? Aslına bakarsanız bizde de petrol var ama sanki biz kazandığımız bağımsızlığımızın acısını çekiyoruz. Kazanılan bağımsızlığın acısını çekmek nasıl olur anlatayım:
Petrol çıkan komşularımız Irak ve İran'a baktığımızda bu ülkelerin de aslında petrol çıkarmak için kıllarını bile kıpırdatmadıklarını görürsünüz.
Bu ülkeler 1. Dünya savaşından sonra İngilizlerin sömürgesi durumuna düştüler ve şu anda açık olan petrol kuyularının hemen hemen hepsini İngilizler açtı; işledi ve sattı. İngiltere'nin bölgeden çekilmesiyle Irak, 1971'de tam bağımsızlığına kavuşmuştu ama 1980'den 1987 yılına kadar İran-Irak savaşı olmuş, bu savaştan 3 yıl sonra da 1 Körfez savaşı yaşanmıştı. Yani anlayacağınız Irak'ta ki petrol Irak'a yar edilmemişti. İran'a gelince; İran'da çıkan petrolün ise 1953'ten beri %50'si çok uluslu bir konsorsiyumundur.
Biz ülke olarak İran ve Irak'tan çok şanslıyız. Kurulduğumuzdan beri tam bağımsızız ancak galiba güçlü devletler bize; "Petrole filan karışmayın, bakın bağımsızlığınızın tadına..." diyorlar. Rahmetli Özal'ın da ülkemizde bulunan petrol için; "Bizdeki petrolü dünyada petrol bitmeye başlayınca çıkaracakmışık." demesi oldukça manidardır.
Ne kadar bağımsız bir ülke olsak da, büyük devletlerin baskısı her zaman bu coğrafyanın ve bizim üzerimizde. Yine de bazı cesur adımlar atmak zorundayız ve yavaş yavaş atılıyor. En azından ortaklıklar ve özel sektör sayesinde... Yakın zamanda Manisa'da ve Diyarbakır'da bulunan yüksek kalitede petrol atılan adımları daha da pekiştiriyor.
Petrolden sonra gelelim başka bir yer altı zenginliğimiz doğalgaza... Ülkemizde doğalgaz olduğu pek dillendirilmiyor. Çünkü petrol için bile yeni yeni adımlar atılıyorken, birde doğalgaz için uğraşmak istemiyorlar herhalde...
Şu sıralar ülkemizde doğalgaz olduğuna dair kanıtlarını kamuoyu ile paylaşmaya çalışan, elinde kanıtlarıyla kanal kanal dolaşan ve bazı kanallarda konuşabilen ancak çoğu ulusal kanalda derdini anlatamamış Yüksek İnşaat Mühendisi Hüseyin Hüsnü Gürel'in bana da matıklı gelen sözlerine kulak verelim:
"Dünyada yalnız Marmara bölgesi ile Erzincan şehrinde ve ovasında yeraltında kil tabakaları arasında düdüklü tencerelere benzer ortamlarda doğalgaz ve suya doygun zeminler yan yana ve beraberce bir arada bulunmaktadır""Erzincan'da doğalgaz var, bu yalansa beni asın, mahkemeye verin, cezalandırın ama doğruysa Türkiye'yi kurtarır. Bu doğalgaz küçük bir olay değildir, Erzincan'ı altından yapar""Sesin hızı saniyede 346 metredir, deprem hareketinin hızı ise saniyede 5 bin kilometredir. Yani deprem hızı sesten 15 bin defa daha büyüktür. Yeraltında önce bir deprem hareketi başladığı zaman önce hareketten önce ses gelmesi gerekir. Erzincan ve Marmara Bölgesi'nde depremden önce ses işitilir. Bu fizik kanunlarına aykırıdır. Bunun nedeni açıktır, depremden önce doğalgaz patlaması yaşanıyor""Ben Erzincan depremini gördüm. Büyük de bir patlama gördüm. Depremden önce doğalgaz patlıyor. Marmara ve Erzincan'da depremlerde nur gibi ışıklar meydana gelir. Bu doğalgazın yanması sonucu oluşur. Tabii afetlerin nedenlerinden biri de doğalgazdır. Gökteki doğalgaz yanıyor, yerdeki karları eritiyor. Hesap edersek trilyonlarca metreküptür. Hava soğuktur. 92 depreminde eksi 11.3 dereceyi şeker fabrikası tespit etmiştir. Sabaha kadar karlar erimiştir. Türkiye'nin yıllık ihtiyacı 20 milyar metreküptür. Bunun en az 5-6 misli gaz gökte yanıyor. Erzincan'ın bir özelliği var, faylar çok kötüdür, ben bunları kabul ediyorum. Faylardan doğalgaz kaçar, petrol geçer.
Yalnız Erzincan'ın bir özelliği var, Arabistan kıtası Anadolu'yu muazzam kuvvetle iter, faylar kırılır, çatlar, deprem olur. Depremlerden bir gün, yarım gün evvel gaz çıkmaya başlar. Deprem olur olmaz Arabistan Anadolu'yu, Erzincan Ovası'nı ittiği için bu faylar vana gibi kapanır.
Bu kırılan faylardan doğalgaz sızar."Hüseyin Hüsnü Gürel, bölgedeki doğalgaz varlığının büyük bir nimet olmakla birlikte aynı zamanda ciddi bir tehdit de oluşturduğunun altını çizerek, devletin bu konuya el atmasını istedi. Osmanlı Padişahı 2. Beyazıt'ın 1509 depreminde kentin çeşitli yerlerine 400 kuyu kazdırdığını ve çok az masrafla İstanbul'u bu deprem sarsıntılarından kurtardığını anlatan Gürel, bu kuyular ile yeraltı düdüklü tenceresine 400 delik açıldığını, kuyuların denge bacası görevi yaparak basıncı azalttığını kaydetti.
Gürel, Marmara Bölgesi ile Erzincan Ovasında 20-30-50-100 metre gibi az derinliklerde geniş çaplı kuyular kazdırılarak, bu yerlerin çok az masrafla çok korkunç afetlerden kolayca kurtarılabileceği uyarısında bulundu. Erzincan Ovası'nda çok zengin doğalgaz yatağı varlığının kesin olarak belli olduğunu ve her deprem gecesi Türkiye'nin yıllık doğalgaz ihtiyacından daha fazlası doğalgazın gökte yandığını savunan Gürel, Erzincan Ovası'ndaki zengin doğalgaz yatağı ortaya çıkarıldığı takdirde, Türkiye'nin bütün doğalgaz ihtiyacı karşılandıktan sonra fazlasının ihraç edilebileceğini söyledi...

19 Ocak 2009 Pazartesi

MARMARA DENİZİNDE YERALTINDA DOĞALGAZ PATLAMALARI İLE MEYDANA GELEN TSUNAMİ YÜKSEK DENİZ DALGALARI KIYAMETLER KOPARCASINA ÇOK KORKUNÇ AFETLERE SEBEP OLMAKTADIR.
Hüseyin Hüsnü GÜREL
İnşaat Yük. Müh. İTÜ – 1953
Romalılar MS 300 yıllarında İstanbul şehrini kurdukları zaman; İstanbul’da Yenikapı liman olarak kullanılmıştır.
İstanbul’da Boğazda yeraltı tüp geçidinin inşası esnasında Yenikapı’da ki eski limanın kıyı bölümünde 15 geminin yan yana ve üst üste parçalanarak battığı tespit edilmiştir.
Prof. Dr. Ufuk KOCABAŞ ve Jeolog Şengül AYDINGÜL; bu 15 geminin MS 1000 yıllarında Marmara denizinde meydana gelen tsunami yüksek deniz dalgaları ile Yenikapı limanında kıyıya sürüklenerek ve parçalanarak, aynı zamanda batmış olduklarını belirlemişlerdir. Marmara denizinde bu gemileri parçalayarak batıran tsunami yüksek deniz dalgalarının 10-12 metre.büyüklüğünde olduğu anlaşılmaktadır.

Dünyada yalnız Marmara Bölgesi ile Erzincan şehri ve ovasında deprem hareketleri başlamadan kısa bir süre önce yeraltında doğalgaz patlamaları ve bu patlamalar ile meydana gelen canavarlar kudretindeki sıvılaşma olayları ile zeminlerin aşağıdan yukarı doğru itildiği; yüzey arazinin deniz gibi dalgalandığı; binalar ile inşaatların burgu gibi bükerek canavarca parçalandıkları; Marmara denizinde doğalgaz patlamaları ile deniz suyunun göklere savrulduğu; kıyılardan sular geri çekildikten sonra meydana gelen tsunami dalgaları ile; Marmara kıyılarında bir çok yerlerin sular altında kaldığı; Marmara bölgesi ile Erzincan şehrinde ve ovasında yeraltında doğalgaz patlamalarıyla dünyada benzeri olmayan, kıyametler koparırcasına çok korkunç afetlerin meydana geldiği; deprem hareketleri başlamadan önce yeraltında doğalgaz patlamalarından ileri gelen bu afetlerin deprem olayı ile hiçbir ilgisi olmadığı konularında internette http://www.milliservet.blogspot.com/ web sitesinde yayınlanan 10.10.2008 tarihli RAPOR’da ve bu RAPOR’a bağlı 32 adet EK yazılı belgelerinde bu konudaki gerçekler bilimsel olarak açık ve belirgin şekilde ortaya dökülmüştür. Bu konuda gerekli teknik önlemlerin alınması için uyarı yapılmıştır.
Bu raporda 1509 İstanbul depreminde, Marmara denizsinde İstanbul’un sahil boyundaki ve Galata surlarını aşacak ölçüde tsunami dalgalarının meydana geldiğini; Marmara denizi kıyılarında bir çok yerlerin sular altında kaldığını; Yavuz Sultan Selim’in babası olan Osmanlı Padişahı II. BEYAZIT’ın kıyamet koptu diye Edirne’ye kaçtığını; 13 gün sonra Edirne’de de deprem olunca Padişahın İstanbul’a geri geldiğini; Osmanlı Padişahının İstanbul’un çeşitli yerlerine 400 kuyu kazdırdığını; bu kuyuların “denge bacası” görevi yaparak yeraltında doğalgaz patlamalarından ileri gelen basınçları ve sıvılaşma olaylarını bilimsel yöntemle önlediği ve Osmanlı Padişahı’nın bu kuyular ile yeraltında 30 gün veya 45 gün devam eden doğalgaz patlamalarından ileri gelen sarsıntılardan İstanbul’u çok az masrafla kurtardığı konusunda bilgi verilmiştir. Bu tsunami dalgalarının 10-15 metre büyüklükte olduğu anlaşılmaktadır.
Bu raporda 1894 İstanbul depreminde Marmara denizinde meydana gelen tsunami dalgaları ile kayıkların, mavnaların ve teknelerin parçalandığı ve bu tsunami dalgalarının 8-9 metre büyüklüğünde olabileceği konusunda bilgi verilmiştir.
Marmara denizinde meydana gelen bazı depremlerde Marmara denizinde oluşan tsunami dalgalarının İstanbul Beylerbeyi’nde 4 Km iç kısımlara kadar girdiğini; İzmit Körfezinde birçok yerlerin sular altında kaldığını; deniz sularının geri çekilmesi ile; buralarda yüzey araziden balıkların toplandığı konusunda tarihi bilgiler vardır.
Marmara bölgesinde en şiddetli depremin 7.2 gibi şiddette meydana gelebileceği bilindiği halde; Marmara denizinde doğalgaz patlamaları ile kaç metre büyüklüğünde tsunami dalgalarının meydana gelebileceği; bilinmemektedir.
Depremlerde hiçbir hasarın meydana gelmediği kabul edilse bile; Marmara denizinde İstanbul’un sahil boyundaki ve Galata surlarını aşacak veya İstanbul’da eski, Yenikapı limanında olduğu gibi 15 gemiyi parçalayabilecek büyüklükte tsunami dalgaları meydana geldiği taktirde; Marmara denizi kıyılarında yüz binlerce can ve trilyonlarca ABD doları gibi çok büyük mal kaybı verilecek ve Ülkemiz vefat edercesine felç olacaktır.
Depremleri önlemek mümkün olmadığı halde; yeraltında faylarda ve antiseklinal yükseltilerinde biriken doğalgazı sondajlar ile temizlemek; Trakya’dan Marmara bölgesine doğalgaz getiren fayları barajlar ile tıkamak veya Yüce Osmanlı Padişahı II. BEYAZIT gibi çeşitli yerlere kuyular kazmak gibi teknik önlemlerle hem doğalgaz patlamalarından meydana gelen kıyametler koparcasına çok korkunç afetlerden ve hem de Marmara denizinde meydana gelen tsunami yüksek deniz dalgalarından kurtulmak mümkün olacaktır.

İstanbul’da eski Yenikapı limanında 15 geminin parçalanarak batması ile Marmara denizinde çok büyük tsunami yüksek deniz dalgalarının meydana geldiğini kesin şekilde belirlemiştir.
İstanbul’da Boğaz’da yer altı tüp geçidi inşaatında; bu tüp geçidinin giriş ve çıkışındaki binaların deniz seviyesinden 4 metre yüksekte inşa edilmesi ve bu binalara otomatik kapanan kapıların monte edilmesi ile tsunami deniz dalgalarına karşı önlem alınmıştır. Bu yer altı tüp geçidi için alınan bu önlem; İstanbul’un sahil boyundaki ve Galata surlarını aşacak ölçülerde meydana gelecek tsunami dalgalarına karşı yeterli olmayacaktır. Bu yer altı tüp geçiti sular ile dolma tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktır.
Marmara denizinde deprem darbeleriyle meydana gelen 3-4 metre büyüklüğümdeki tsunami dalgaları önemli olmadığı halde; bu denizde doğalgaz patlamalarından ileri gelen tsunami dalgaları fevkalade önemlidir.
Marmara bölgesinde deprem hareketleri başlamadan kısa bir süre önce yeraltından bomba gibi patlama ve uğultulu, gürültülü seslerin işitilmesine; yüzey arazinin deniz gibi dalgalanmasına, binaların ve ağaçların yana yatıp yatıp kalkmalarına; bazı yerlerden alevlerin yükselmasine; etrafın nur gibi ışıklanmasına; gökyüzünün kızıl renge bürünmesine ve bu konularda yazılı belgelerle verilen bilgilere bilim adamlarınca, Devlet yetkililerince ilgili Devlet kurum ve kuruluşlarınca inanılmamakta ve güvenilmemektedir. Bu olayları yaşayarak bilen kimseler bu konudaki bilgilerini bilim adamlarına, Devlet yetkililerine ve ilgili Devlet kurumlarıyla kuruluşlarına bildirdikleri veya bu konularda televizyonlarda açık oturumlarda açıklama yaptıkları takdirde; bu kimseler kutsal vatandaşlık görevlerini yerine getirmiş olacak ve Devletimiz gaflet uykusundan uyanacaktır.
Bu suretle, Marmara bölgesinde, hem kıyametler koparcasına korkunç afetlerden ve hem de Marmara denizinde meydana gelebilecek tsunami yüksek deniz dalgaları canavarından kurtulunmuş olunacaktır.
e.MAİL:
hhgurel@hotmail.com
WEB: http://www.milliservet.blogspot.com

1 Aralık 2008 Pazartesi

*Yüksek Mühendis Hüseyin Hüsnü Gürel'den TÜBİTAK'a: "Erzincan da Doğalgaz arama ve afetlere karşı önlem süreci başlatılmalıdır."
***
Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu Başkanlığı’na
ANKARA

İlgi : 16 Ekim 2008 Tarih ve B.02.1.TBT.0.06.03.00.165 -754 Sayılı yazınız,
Konu : 10 Ekim 2008 tarihli rapor sunumu ve başvurumuz,
İlgide kayıtlı başvurumla alakalı olarak tarafıma gönderilen; Araştırma Destek Programları Başkanı Prof. Dr. M. Arif Adlı imzalı cevabi yazıda: “Kurumumuza yazıyla iletilmiş önerinizle ilgili olarak TÜBİTAK tarafından, bireysel araştırma projelerine destek verilmemesi nedeniyle, herhangi bir girişimde bulunulması söz konusu olamamaktadır. Çalışmanıza Kurumumuz tarafından maddi veya teknik yardım sağlanması ancak önerilerinizi bu konuda yetkin bir ekiple vermeniz ve TÜBİTAK proje değerlendirme süreci sonunda desteklenmesine karar verilmesiyle mümkün olabilir. … Bilgilerinizi saygılarımla rica eder, çalışmalarınızda başarılar dilerim” denilmektedir.
OYSA:
1.
Benim taraf ve Kurumunuza sunduğum raporda; Marmara Bölgesi ile Erzincan şehri ve ovasında (yeraltında doğalgaz patlamalarından ileri gelen kıyametler koparcasına oluşan çok korkunç afetler konusu ve Erzincan Ovasında) zengin “Doğalgaz yatağının varlığı” açıklanmakta, Kurumunuza ihbar edilmekte ve konuyla ilgili gerçekler yazılı belgelerle bilimsel olarak ortaya konularak ispatlanmaktadır.
2. İlgi yazınızın ikinci paragrafında yer alan: “Çalışmanıza Kurumumuz tarafından maddi veya teknik yardım sağlanması ancak önerilerinizi bu konuda yetkin bir ekiple vermeniz ve TÜBİTAK proje değerlendirme süreci sonunda desteklenmesine karar verilmesiyle mümkün olabilir” denilmekle, benim maddi destek bağlamında her hangi bir talebim, ihtiyacım ve beklentim yoktur. Teşekkür ederim.
3. Mahallinde bir inceleme-soruşturma ve görgü tanıklarıyla görüşme gereği duyulduğu takdirde; Bu görev kurumunuzca görevlendirilecek uzman-teknik personel tarafından yapılmalıdır. Zira benim yaptığım vatandaşlık görev ve sorumluluğu buraya kadar olup; Bundan sonraki yasal sorumluluk ve yükümlülük kurumunuza ait olacaktır.
Ülkemizin “doğalgaz” konusunda çok büyük sıkıntı içinde bulunduğu ve meydana gelen korkunç afetler nedeniyle büyük kaygılar yaşadığı bilinen bir gerçektir; Raporumda açılanan bilimsel ve teknik hususlar üzerine gidilmesi resmi, yasal ve sosyal bir sorumluluktur diye düşünmekteyim.
NETİCE VE İSTEK:
Kurumunuza sunulan 10.10.2008 tarihli raporun, teşkil edilecek bir “yetkin kurul” tarafından bütün belge ve ekleriyle incelenmesini; Benim de bu heyete mutlak surette davet olunarak görüşlerimin alınmasını; Kurul’un ikna olması halinde derhal “doğalgaz patlamalarından ileri gelen afetlerin önlenmesi ve Erzincan Ovasındaki çok zengin doğalgaz yatağından istifade edilmesi için” ilgili kurum ve yetkili makamlar nezdinde acil bir “doğalgaz arama” ve “afetlere karşı önlem” faaliyet sürecinin TÜBİTAK öncülüğünde başlatılmasını arz, teklif ve talep ederim.
SAYGILARIMLA,
Hüseyin Hüsnü GÜREL
, İnş. Yük. Müh., (İTÜ-1953)
ADRES: Ahenk Sokak No: 10/11, Çankaya / ANKARA
E.mail: hhgurel@hotmail.com, WEB : http://www.milliservet.blogspot.com/
TEL: 0312.418 12 37
ÖNEMLİ NOT: Bu yazı 01 Aralık 2008 Tarih ve 14325 Sayı ile TÜBİTAK evrakına elden teslim edilmiştir.

21 Kasım 2008 Cuma

BU GERÇEKTİR. HÜKÜMET UTANSIN !...
03.11.2008 10:47 tarihinde Prof. Dr. Salih Ziya KONYALI Yazmış; Cevap Yaz
Sayın Hüseyin Hüsnü GÜREL'in her satırı gerçek, doğru, isabetli ve hükümeti harekete geçirmesi gereken raporunu 549 mebusa bizzat gönderdim. Beklentim derhal harekete geçişlmesi ve bölgede var olan rezervin en kısa sürede ortaya çıkartılarak halkın hizmetine sunulması idi. Fakat onlar, vatan, millet ve halk için bunu yapmak yerine; Halka ihanet ve zulüm anlamına gelen devasa (insanlık dışı) zammı yapmayı tercih ettiler. Kaldı ki, Avrupanın en uc köşesinde tonu 66 dolara kullanılan doğalgazın ülkemizde 270 doları aşan bir fiyata alınıp-satılması utanç verici bir suçtur. Milli kaynaklara bu denli kayıtsız kalan ve dışa bağımlılığı marifet sayan AKP ve hükümetini şiddetle kınıyor ve zerre kadar insani sorumlulukları varsa Erzincan da var olan doğalgazı çıkartmaya davet ediyorum. Okuyanlara saygılar. http://haberbankasi.com/haberoku.php?t=BU_GER%C7EKT%DDR._H%DCK%DCMET_UTANSIN_!...&haber=1657144
***
Telefonla ulaştığım sayın H. Hüsnü Gürel, konu hakkında oldukça heyecanlı ve ısrarla iddiasını sürdürüyor. Yıllarını mesleğine adamış, vatansever bir büyüğümüz olan Sayın Gürel'e sonsuz teşekkür eder, iddiasının gerçekle buluşması halinde ülkemize en büyük katkılardan birisini yapmanın onurunu taşıyacağına inancımızı dile getiririz. TOGEÇ

17 Kasım 2008 Pazartesi

DEĞERLİ BASINIMIZ VE KAMUOYUNA AÇIKLAMA
TÜRKİYE PETROLLERİ (TPAO) GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TARAFINDAN ERZİNCAN OVASI VE CİVARINDA PETROL VE DOĞALGAZ ARAMA FAALİYETLERİNİN SÜRDÜRÜLMESİ KARARI MEMNUNİYETLE KARŞILANMIŞTIR.”
İnternette yayınlanan TPAO Genel Müdürlüğü’nün 24.10.2008/019229-3690 sayılı cevabi yazıları ile bu Genel Müdürlükçe Erzincan ovası ve civarında petrol ve doğalgaz arama çalışmalarının sürdürüldüğü konusunda verilen bilgi; çok büyük memnuniyetle karşılanmış ve yayınlanan 10.10.2008 tarihli rapor Türk ve Dünya kamuoyunda büyük bir ilgi görmüştür. .
TPOA Genel Müdürlüğünce bu tarihe kadar Erzincan ovasında hiçbir ciddi petrol ve doğalgaz araması yapılmamış olduğundan Erzincan ovasında petrol ve doğalgaz aramalarına bu tarihten sonra sürdürüleceği anlaşılmaktadır. Esasen, Erzincan ovasında zengin doğalgaz yatağının varlığı kesin olarak belirlenmiş olduğundan; TPAO tarafından bu doğalgaz yatağının hangi derinlikte bulunduğu ve nerelere kadar devam ettiği konusunda araştırma yapılacaktır.
Son zamanlarda doğalgaz fiyatlarının anormal ölçüde artması sebebi ile Erzincan ovasında varlığı belirlenmiş doğalgaz yatağından bir an önce üretim yapılması fevkalade önem kazanmıştır; Yetkili Makamlarca ve TPOA Genel Müdürlünce gerekli çabanın gösterilmesi ile Ülkemiz çok bol ve çok ucuz doğalgaza kavuşmuş olacaktır.
TAMAMLAYICI BİLGİLER

VE YENİ GELİŞMELER:
Dünyada yalnız Marmara bölgesi ile Erzincan şehri ve ovasında yeraltı kil tabakaları arasında düdüklü tencerelere benzer ortamlarda deprem hareketleri başlamadan kısa bir süre önce doğalgaz patlamaları meydana gelmektedir.
Bu patlamalar ile suya doygun zeminlerde meydana gelen canavarlar kudretindeki sıvılaşma olayları ile zeminler aşağı doğru itilmektedir. Zeminlerin itilmesiyle yüzey arazi deniz gibi dalgalanarak kıyametler koparcasına korkunç afetler meydana gelmektedir.
Deprem hareketleri başlamadan önce yeraltı doğalgaz patlamalarından ileri gelen bu korkunç afetlerin deprem olaylarıyla hiçbir ilgisi yoktur.
Depremleri önlemek mümkün olmadığı halde; yeraltında doğalgaz patlamalarından ileri gelen bu korkunç afetlerin çeşitli teknik tedbirlerle önlemek mümkündür. Bugüne kadar yalnız Osmanlı Padişahı II. BEYAZIT’ın 499 sene önce meydana gelen 1509 depreminde; İstanbul’un çeşitli yerlerine 400 kuyu kazdırmış, bu kuyular ile; yer altı düdüklü tenceresine 400 delik açılmış; bu kuyular denge bacası görevi yapmış ve Osmanlı Padişahı bu kuyular ile yeraltında doğalgaz patlamalarından ileri gelen sarsıntılardan İstanbul’u kolayca kurtarmıştır.
Erzincan ovasında depremler esnasında gökte doğalgazın alev ile yanması ile gökyüzünün saatlerce ve günlerce kızıl renge büründüğü; deprem geceleri gökte yanan doğalgazın ısısıyla trilyonlarca m3 çok soğuk hava ısınması ile ve ovadaki karların erimesiyle; bu ovada zengin doğalgaz yatak varlığı kesin şekilde belirlenmiştir.
Erzincan ovasında her depremde Ülkemizin yıllık doğalgaz ihtiyacından çok fazla gökte doğalgazın yandığını; bu doğalgaz yatağı ortaya çıkarıldığı takdirde; Ülkemizin bütün doğalgaz ihtiyacı karşılandıktan sonra fazla doğalgazın harice ihraç edileceği; bu çok zengin doğalgaz yatağı ile Ülkemizin ve Erzincan’ın kaderi değişeceği; Ülkemizin doğalgaz bakımından dışa bağımlılıktan kurtulacağı; yüz binlerce iş imkânı sağlanacağı; etrafı dağlar ile çevrili Erzincan ovasındaki bu doğalgaz yatağının erozyon aşınmasına karşın çok mükemmel şekilde korunduğu; masa başında oturarak bu konudaki gerçekleri anlamak mümkün olmadığı; mahallinde yapılacak bilimsel araştırma, soruşturma ve görgü tanıkları ile görüşme ve bu konudaki yazılı belgelerin incelenmesi ile bu konulardaki gerçeklerin öğrenileceği; bu konularda tarafımdan düzenlenen 10.10.2008 tarihli rapor Yetkili Makamlarına ve ilgili devlet kurumlarına ve kuruluşlarına sunularak; bu konulara ilgi gösterilmesi ve bu konularda yardımcı olunması dileğinde bulunulmuştur.
Bu rapor
http://www.milliservet.blogspot.com/ internet (WEB) adresinde açıklanıp yayınlanarak Kamu oyuna duyurulmuş ve kamuoyu bilgilendirilmiştir. .
Bugüne kadar; Erzincan ovasından geçen faylar sebebiyle bu ovada petrol ve doğalgaz yatağının bulunmadığı ileri sürülmüştür. Tarafımdan düzenlenen 10.10.2008 tarihli raporda açıklandığı gibi; Arabistan platosu Anadolu’yu ve Erzincan ovasını muazzam kuvvetler ile itmektedir. Bu itme ile Anadolu her yıl Yunanistan’a doğru 2,5 cm. kadar yaklaşmakta ve her yıl Erzincan ovası 1-2 cm. kadar daralmakta ve Munzur Dağlarıyla Spikor dağları her yıl birbirine 1, 2 cm kadar yaklaşmaktadır. Arabistan platosunun Erzincan ovasını muazzam kuvvetlerle itmesiyle Erzincan ovasındaki fay yüzeyleri çatlıyarak kırılmakta ve fayların kırılmasıyla depremler meydana gelmektedir. Depremler esnasında çatlayan faylardan kaçan doğalgaz kaçakları deprem olayı olup bittikten sonra bu fay çatlakları kısa sürede vana gibi kapandığından doğalgazın dışarı çıkmasına izin verilmemektedir. Bu nedenle Erzincan da yeniden bir depremin meydana geleceği tarihe kadar 40-50 sene gibi çok uzun müddet faylardan doğalgaz çıkmadığından bu ovadaki doğalgaz yatağının zenginliği çok mükemmel şekilde korunmaktadır.
Erzincan ovasındaki faylar depo görevi yapmakta ve bu fayların içi Endonezya da ve Malezya da olduğu gibi tıka basa petrol ve doğalgaz ile dolu bulunmaktadır.
Erzincan ovasında açılacak petrol kuyuları ile petrol ve doğalgaz artezyen şeklinde fışkıracak ve çok ekonomik üretim yapılacaktır.
AÇIK TEŞEKKÜR

Maden Mühendisleri Odası Başkanlığının internette yayınlanan 27.10.2008/1807 sayılı yazıları ile Marmara Bölgesi ile Erzincan şehrinde ve ovasında yeraltında doğalgaz patlamalarından ileri gelen kıyametler koparcasına çok korkunç afetlerin önlenmesi ve Erzincan ovasındaki doğalgaz yatağının ortaya çıkarılması konularında tarafımdan düzenlenmiş olan 10.10.2008 tarihli bu raporun incelendiğini; bu konulara her türlü yardım ve desteğin verileceği bildirilmiştir. Maden Mühendisleri Odası Başkanlığı Ülkemize ekonomik katkı sağlamak için gerekli ilgi, vatanseverlik ve yüceliğini göstermiştir. Maden Mühendisleri Odası Başkanlığının gösterdiği bu çok büyük ilgi ve gösterilen bu tutum daima şükranla anılacaktır.
İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ REKTÖRÜ’NE BU KONUDA BİLGİ
SUNULDU

Ankara’da Yüksek Mühendisler Birliği İTÜ Evinde; İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Sayın Muhammed ŞAHİN; Teknik Üniversitenin hedefleri konusunda 8.11.2008 tarihli verdiği konferansta; İstanbul Teknik Üniversitesinin Araştırma Üniversitesi haline getirileceğini; insan ile ilgili yatırımlar yapılacağını; 20 yılda İstanbul’un yeniden inşaa edileceğini ve Ülkemizin kalkınması için TÜBİTAK ile işbirlikleri yapılarak; Ülkemiz için çok büyük projeler üretileceği konusunda fevkalade önemli bilgiler vermiştir.
Sayın Rektör Muhammed ŞAHİN‘e; Marmara bölgesi ile Erzincan şehrinde ve ovasında yeraltında doğalgaz patlamaları ile kıyametler koparcasına çok korkunç afetlerin meydana geldiği; deprem hareketleri başlamadan kısa bir süre önce yeraltında doğalgaz patlamalarından ileri gelen bu afetlerin deprem olayları ile ilgisi olmadığı ve Erzincan ovasında Ülkemizin bütün doğalgaz ihtiyacını karşılayacak ölçüde çok zengin doğalgaz yatağı varlığı konusunda kısa bilgiler arz edilmiş ve bu konuda tarafımdan düzenlenen 10.10.2008 tarihli rapor verilerek; bu konuya ilgi gösterilmesi ve yardımcı olunması istenilmiştir.
Mezun olmakla iftihar ettiğim İstanbul Teknik Üniversitesine; bu Üniversitenin Sayın Rektörüne; dünyada yalnız Marmara bölgesi ile Erzincan şehrinde ve ovasında yer altı düdüklü tencerelerine benzer kapalı ortamlarda doğalgaz patlamaları ile kıyametler koparcasına çok korkunç afetlerin meydana geldiği; depremleri önlemek mümkün olmadığı halde; alınacak teknik önlemler ile bu korkunç afetlerin önleneceği ve Erzincan ovasında çok zengin doğalgaz yatağı varlığı konusunda fevkalade çok önemli ve çok büyük bir proje sunulmaktadır.
Marmara Bölgesiyle Erzincan şehrinde ve ovasında deprem hareketleri başlamadan kısa bir süre önce yeraltında doğalgaz patlamalarından ileri gelen kıyametler koparcasına çok korkunç afetlerin önlenmesi ve Erzincan ovasında çok zengin doğalgaz yatağı varlığı konularında; bütün vatandaşlarımızın yakın ilgi göstermesi ve bu konulara yardımcı olunması; yurttaşlığın kutsal görevi olarak kabul edilmelidir.
Hüseyin Hüsnü GÜREL
Yük.İnş.Müh. (İTÜ-1953)

*****************************
YANKILAR VE YORUMLAR:
Sayın Hüseyin Hüsnü GÜREL, Yüksek Mühendis, Ankara-TÜRKİYE
Türk dünyasının lider kurumu ve uluslararası en güçlü lobisi olan "TURKISHFORUM" da 'ilgi' raporunuz yayınlandı. Bunu nasıl başardınız bilmiyorum. Ama sonuçta sizi kutlarım. Sadece bu bile çok büyük bir başarı. Eminim bu rapor devlet-hükümetin ilgisini çekecek ve (belki) bir süre sonra konuyla ilgili çalışmalar başlatılacaktır. Belki diyorum, zira benzer bilimsel çalışmalardan (ben, TÜRKİYE'de olduğum süre içinde) müspet bir sonuş alamadım ve gerekli ilgiyi göremedim. Şimdi yurt dışındayım. Mamafi, Şu an itibarıyla yazınız ve raporunuzu 100'e yakın devlette en az 3 milyon Türk'ün okuduğunu sanıyorum. Ancak, bu yeterli değil. Kullandığınız teknik, üslup ve harika web sitenizden, popülizm sevdalısı olmadığınız açıkça anlaşılıyor. Bence, bu iddianızı destekleyici bulgular, somut veriler ve yeni belgelerle sürdürmelisiniz. İleride size bazı teknik sorular yöneltecek ve mümkünse cevap bekleyeceğim. Makul ve mukni bulursam size destek olabileceğimi düşünüyorum. Bilvesile sizi kutlar, özgün çalışmalarınızda başarılar dilerim. Kardeşim. Prof. Dr. Salih Ziya Konyalı, Newyork City//ABD ::: 16 Ekim 2008
***
Kimden: Feridun Erman (ermanferidun46@hotmail.com)
Gönderme tarihi: 06 Kasım 2008 Perşembe 09:16:14, Kime: hhgurel@hotmail.com
Sayın Gürel , Bu yolda aşama kaydettiğinizi görüyorum. Eğer bürokratik bir takım engeller aşılabilirse ülkemize büyük hizmetlerde bulunabileceğinize eminim . Lütfen diğer kurumlardan gelecek yanıtları da duyurmayı ihmal etmeyiniz. Başarı dileklerimi sunarım. Saygılarımla, Feridun ERMAN
***
C* [Kuvayi Milliye Cephesi] Takipçinizim‏
Kimden: Ucar adına kuvayi_milliye_cephesi@yahoogroups.com
Gönderme tarihi: 21 Kasım 2008 Cuma 01:09:24
Kime: HÜSEYİN HÜSNÜ GÜREL
Arastirmalarinizi yakIndan takip etmeye calisiyorum, elimden geldikce yazilarinizi ve maillerinizi okuyarak bilgi sahibi oluyorum. Ben Antalya'da oturuyorum. Calismalarinizi takdir ediyor ve basarilarinizin devamini diliyorum. Inaniyorum ki sizler yalniz degilsiniz. Kalplerimiz sizinle ve Turkiye icin calisan butun kardeslerimizlededir. Tanri Turk'u korusun ve yuceltsin. Ne Mutlu Turk'um Ddiyene.
(oybirligi) Re: BASINA VE KAMUOYUNA AÇIKLAMA‏
***
Kimden: Mustafa Gürbüz (99.mustafa@gmail.com)
Gönderme tarihi: 20 Kasım 2008 Perşembe 15:36:56
Kime: hhgurel@hotmail.com; 99.mustafa@mynet.com; zehragurbuz@gmail.com; anayurtgazetesi@gmail.com; orkun@orkun.com.tr; oybirligi@googlegroups.com
Değerli Meslekdaşım ve Aziz Dostum Y.Müh. Hüseyin GÜREL Beyefendi,
Ankara, 20.11.2008
Seneler önce; Erzincan' da Denetçi Müşavir olarak çalıştığım TKİ inşaatları yapılırken sizinle tanışmış olmak ve büyük misafirperverlik göstererek yabancı mühendislerlede, görüşmelerimizin seneler sonrada olsa, TPAO tarafından tezinizin kabul edilmiş olması ve araştırma yapılması için yılmak bilmeyen bu gayretinizden dolayı SİZİ candan kutlar ve sağlık mutluluk başarı dilerim.
Umarım iyi netice alınır ve Erzurum, Türkiye DOĞAL Gaz ihtiyacını karşılar.
Mustafa GÜRBÜZ, Mimar Yazar,
0 536 496 87 99 - 4177810