7 Kasım 2009 Cumartesi

ERZİNCAN OVASINDAKİ
DOĞALGAZ YATAĞI ÖNEM KAZANMIŞTIR
Doğalgaz fiyatlarının anormal ölçüde artması ve bu artışların devam etmesi ayrıca NABUCCU projesi için doğalgaz temininde çok büyük güçlük çekilmesi sebepleri ile; Erzincan ovasındaki zengin doğalgaz yatağı fevkalade önem kazanmıştır.
İnternette yayınlanan http://milliservet.blokspot com. Web sitesinde Erzincan ovasında Ülkemizin bütün doğalgaz ihtiyacını fazlası ile karşılayacak ve fazlası ihraç edilecek ölçüde çok zengin doğalgaz yatağı bulunduğu konusunda bilgiler verilmiştir.
Bu konuda Devlet Yetkili Makamlarının ve Kurumlarının ilgi göstermesi istenilmiştir.
Bu Web sitesinde açıklandığı üzere depremler esnasında Erzincan ovasında bazı yerlerden çıkan alevler göklere yükselmekte; etraf nur gibi aydınlanmakta; atmosfer sis bulutu ile kaplanmakta, gökyüzü kızıl renge bürünmekte; gökte alev ile yanan doğalgaz ısısı ile; deprem geceleri Erzincan ovasında trilyonlarca m3 çok soğuk hava ısınmakta; ovadaki donmuş karlar erimekte ve her depremde Ülkemizin yıllık doğalgaz ihtiyaçlarından kat kat fazla gökte doğalgaz yanmakta olduğunu; Erzincan ovasında çok zengin doğalgaz yatağı bulunduğunu; bu gerçekleri doğanın bangır-bangır bağırarak ilan ettiğini; Malezya ve Endonezya da olduğu gibi Erzincan ovasındaki fayların içerisinin tıka basa petrol (doğalgaz) ile dolu olduğu konularında yazılı belgeler ışığında bilimsel bilgiler verilerek;
Devlet Yetkili Makamlarının, Kurum ve Kuruluşlarının bu konuya ilgi göstermeleri ve yardımcı olmaları istenilmiştir.
MTA Genel Müdürlüğünün 1/500.000 ölçekli Erzurum jeolojik haritasında Diyarbakır’ın Hani ilçesi civarında açılan 13 petrol kuyusunda üretim faaliyeti yapıldığı gösterilmektedir. Bu haritada Hani, Erzincan ovası ve civarındaki petrol teşekkülüne müsait yaşlı çökellerin benzer jeolojik yapıtı olduğu görüldüğünden; Erzincan ovası civarında doğalgaz yatağı bulunduğu bir defa daha bilimsel olarak doğrulanmıştır.
TPOA Genel Müdürlüğünün 13.10.2008/3690-019229 sayılı yazıları ile; Erzincan ovası ve civarında petrol ve doğalgaz arama faaliyetinin sürdürüldüğü konusunda bilgi verilmiştir. Aradan bir yıl gibi uzun süre geçtiği halde; Erzincan ovasında varlığı doğa tarafından kesin olarak belirlenmiş bu doğalgaz yatağı konusunda TPOA Genel Müdürlüğünce Erzincan ovasında ciddi arama faaliyeti yapılmadığı ve Genel Müdürlükçe bu doğalgaz yatağı varlığına inanılmadığı anlaşılmaktadır.
Erzincan ovasındaki sondaj ve artezyen kuyuları ile yeraltından çıkan sular; depremler esnasında ısınmadığından ve sıcak sular akmadığından; Erzincan ovasında depremler esnasında trilyonlarca m3 soğuk havayı ısıtan ve ovadaki donmuş karları eriten ısının gökte yanan doğalgaz ısısı enerjisinden ileri geldiği kesin olarak belli olmaktadır.
Doğa tarafından varlığı belirlenen Erzincan ovasındaki bu çok zengin doğalgaz yatağını hiçbir kimse yok edemeyecektir.
Depremler esnasında Erzincan şehrinde ve ovasında bazı yerlerden alevlerin göklere yükseldiği; etrafın nur gibi aydınlandığı, atmosferin sis bulutu ile kaplandığı; gökyüzünün kızıl renge büründüğü; deprem geceleri buz gibi soğuk havanın ısındığı; ovadaki karların eridiği konularındaki gerçekleri Erzincan depremlerini yaşayan sokaktan geçen hamal efendiler dahil, bütün görgü tanıkları tarafından bilindiği halde; bu konudaki gerçekler;
Devlet Yetkili Makamları, Kurum ve Kuruluşlarınca, bilim adamlarımızca ve Üniversitelerimizce bilinmemektedir.
Erzincan depremlerini yaşayan görgü tanıkları yaşamış oldukları bu gerçekleri; Valilik veya Belediye Başkanlıkları vasıtası ile; Devlet Yetkililerine, Milletvekillerine, bilim adamlarına, Üniversitelerimize ve özellik ile Ankara da Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Başkanlığı’na ve Türkiye Petrolleri (TPAO) Genel Müdürlüğüne bildirildiği taktirde Erzincan ovasındaki bu çok zengin doğalgaz yatağı varlığı en kısa zamanda ortaya çıkacaktır.
Erzincan şehri ve ovasında, bu konuda araştırma, soruşturma ve inceleme yapıldığı ve depremi yaşayan görgü tanıklarıyla bire bir görüşüldüğü takdirde; bu konudaki gerçekler çok daha iyi anlaşılacaktır.
Bu çok zengin doğalgaz yatağı ile Ülkemiz, halkımız ve Erzincan’ın kaderi değişecek; Devletimiz doğalgazda dışa bağımlı olmaktan kurtulacak; vatandaşlarımız çok ucuz doğalgaza kavuşacak; ayrıca, yüz binlerce vatandaşımıza iş imkanı sağlanacaktır.
Bu doğalgaz yatağının işletmeye açılmasıyla; Milyarlarca dolar gereksiz masraf ve israfa neden olacak Mersin AKKUYU ve SİNOP nükleer enerji santrallarının yapılmasından vazgeçilecektir.
Kamuoyuna duyurulur.

Hüseyin Hüsnü GÜREL
İnş. Yük. Müh. (İTÜ-1953) - e.MAİL: hhgurel@hotmail.com
WEB: http://www.m
illiservet.blogspot.com,
TEL: 0312.4181237 - 4179051 - 4391925

5 Kasım 2009 Perşembe

Ex Oriente Lux ... Nezih UZEL
Ana Sayfa :: Nezih UZEL, Yayınlar; Yayınlanma: nezi huzel tarafından, 19 Ağustos 2009 - Kategori: Günün Çilesi 234 Görünüm / Eylül 1509 depremi, Peter Coacke, British Museum
1999 ağustos depremi konusunda İzmit’te (KYÖD) Kocaeli Yüksek Öğretim Derneği’nde bir anma toplantısı yapıldı. Bu toplantıda bana da konuşma verdiler. 1509 İstanbul depremi ile ilgili bu konuşmayı sunuyorum:

"İstanbul’da tarihlerin yazdığı en büyük deprem 2. Beyazıd’ın hükümdarlığı sırasında oldu. 10 Eylül 1509 günü gece saat 04.00′te meydana gelen deprem, İstanbul’u baştan sona yıktı. ”Kıyamet-i Sugra” yani ”Küçük Kıyamet” olarak adlandırılan depremden sonra padişah Edirne’ye gitti. 1509 İstanbul Depremi, ”1000 yılından sonraki dönemde Doğu Akdeniz’de meydana gelen en büyük deprem” olarak nitelendirildi. Bolu’dan Edirne’ye kadar kendini hissettiren depremde şehir halkının yaklaşık yüzde 10′u deprem sonucu ya öldü ya da yaralandı. Deprem en büyük hasarı camilere verdi. 109 cami tamamen yıkılırken ayakta kalanların da tümünün minaresi tahrip oldu. 1070 ev yıkıldı, surlar zarar gördü, burçlardan 49′u yıkıldı ya da ağır hasar gördü.
Zulüm ve fesadınızın sebebi
Ayasofya Camisi’nin ise fetihten sonra yapılan minaresi yıkıldı. 2. Beyazıd’ın Topkapı Sarayı’ndaki yatak odası da depremden çöktü, ancak padişah bir kaç saat önce odadan ayrıldığı için zarar görmedi. Deprem öyle bir korku yaratmıştı ki, Padişah II. Beyazıd 10 gün kadar Topkapı Sarayı bahçesine kurulan bir çadırda yaşadıktan sonra, şehri terkedip Edirne’ye gitti. Bir süre sonra Edirne’de de deprem oldu. Mimar Hayreddin, 15 gün içinde Padişah için Edirne’de ahşap bir ev yaptı. Padişah, bu ahşap evde ikamete başladı. Aynı sene Edirne’de yine benzer şiddette bir deprem daha oldu. Padişah vezirlerini toplayarak onları şöyle azarladı: ‘‘Bu zelzeleler zulüm ve fesadınızdan mazlumlar ahının sebeb olduğu gazabı ilahidir!..’’
Deprem vergisi koydular
Depremden sonra toplanan Divan-ı Hümayun, depremin izlerini silebilmek için her evden 22 akçe ek vergi toplanmasına karar verdi. Şehrin yeniden imar edilmesi için imparatorluk çapında harekete geçildi. Anadolu’dan 37 bin, Rumeli’den 29 bin işçi ve usta İstanbul’a getirildi. Şehrin imarı için işçi ve malzeme temini zaman aldığından İstanbullular 1509 kışını derme çatma yapılarda büyük zorluklar içinde geçirdi. İstanbul’daki imar faaliyetlerine 29 Mart 1510′da başlandı ve çok kısa bir sürede 1 Haziran 1510′da bitirildi.
Bu inşaat, bütünüyle Mimar Hayreddin’in nezareti altında yapıldı. İnşaatın tamamlanmasından sonra hükümdarın emri üzerine üç gün ve gece, fakirlere yemek dağıtıldı. 10 Eylül 1509 depremi hemen Adalar önünde oluşmuştur. Makrosismik gözlemlerin ışığında bu depremin büyüklüğü 7.4′tür. Ambraseys ve Finkel bu depreme ait tarihsel verileri büyük bir titizlik içerisinde inceleyerek şu bilgileri sunmuşlardır:
-Depremden 30 yıl önceki bilgilere göre, İstanbul ve Galata’nın nüfusu 160,000 civarındaydı ve 35,000 yerleşim birimi mevcuttu. Depremde nüfus oranı daha fazlaydı..
-10 Eylül 1509 depremi sonucunda, 4000-5000 kişi hayatını yitirdi. Ölenler arasında Osmanlı Hanedanından 3 kişi vardı. Vezir Mustafa Paşa ve emrindeki 360 atlı süvari öldü. Tarihsel belgelerde, İstanbul ve Pera’da hasara uğramayan hiç bir evin kalmadığı rapor edilmiştir.
-Bu deprem sırasında, şehir surları da oldukça büyük hasara uğramış, Eğrikapı’dan Yedikule’ye kadar yıkım gözlenmiştir. Ayrıca, Edirne kapısı, Silivri kapısı ve Yedikule gibi ana giriş kapıları ağır hasara uğramıştır. Ishak Paşa kapısı, Topkapı sarayı duvarlarının, Hastalar Kapısı ve Kayıklar kapısı arasında yıkıldığı gözlenmiştir. Söz konusu duvarlara yakın birçok evin denize battığı görülmüştür.
-İstanbul ve Pera’nın bazı bölgelerinde, yerde yarılmalar, su ve kum fışkırmaları gözlenmiş. Deprem sonrasında oluşan dalgalar surları, Galata ve İstanbul’daki birçok duvarı aşmış ve hasar oluşturmuştur.
400 kuyu kazıldı
"
-78 yaşındaki mühendis Hüseyin Hüsnü Gürel, Erzincan ve Marmara Bölgesi’ndeki doğalgaz varlığıyla ilgili TBMM Başkanı Köksal Toptan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler’e raporlar gönderdiğini, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a sunacağını söyledi
Doğalgazın bulunduğu yerleri ‘düdüklü tencereye’ benzeten Gürel, "Bir düdüklü tencerenin içine kum, çakıl ve doğalgaz koyup patlatırsanız üzerinde tren bile olsa havaya hoplatır" dedi.
Osmanlı Padişahı 2. Beyazıt’ın 1509 depreminde kentin çeşitli yerlerine 400 kuyu kazdırdığını ve çok az masrafla İstanbul’u bu deprem sarsıntılarından kurtardığını anlatan Gürel, bu kuyular ile yeraltı düdüklü tenceresine 400 delik açıldığını, kuyuların denge bacası görevi yaparak basıncı azalttığını kaydetti. Gürel, Marmara Bölgesi ile Erzincan Ovasında 20-30-50-100 metre gibi az derinliklerde geniş çaplı kuyular kazdırılarak, bu yerlerin çok az masrafla çok korkunç afetlerden kolayca kurtarılabileceği uyarısında bulundu.
Ayasofya’nın deprem kuyuları
-İstanbul Teknik Üniversitesi öğretim görevlisi Dr. Çiğdem Özkan Aygün, Ayasofya’nın zeminin altında bulunan su sistemlerini, kanalizasyonları incelemeyi, dehlizleri, kuyu ve sarnıçları araştırmayı amaçladıklarını söyledi. Dr. Aygün, şöyle dedi: "Ayasofya’da tam 8 kuyunun varlığını saptadık. Bunların tamamını inceleyeceğiz. Ancak, kuyuların bir bölümü çok dar. Bu nedenle hepsine teker teker dalmamız mümkün değil. Su ana kadar iki kuyuya daldık. Bunlar Van Nice’ın da araştırmaları sırasında bulduğu, müzenin içinde bulunan kuyular. En geniş, içine girilebilen bu kuyularda bile zorlanıyoruz. Zira ilk kuyunun ağzı sadece 44 santimetre. Derinliği ise 11 metre. Kuyunun ilk 1metre 15 santimetrelik bölümü tuğla ile örülmüş. Sonraki bölüm ise kayaya oyulmuş. Dibinde ise henüz tam olarak ölçümünü yapmadığımız balçık tabakası var." (Vatan 29.12.2005) Padişah II.Beyazıd, torunu Kanuni Sultan Süleyman döneminde inşa edilen Süleymaniye Camiinin çevresinde de; birçok kuyu açtırmıştır ki, bunların adı “deprem kuyuları” olarak anılır.

İstanbul 1766 depremi, anonim halk resmi
“İstanbul, eylül 1509” için 3 Yorum yapılmış.
Bu yazı için besleme Geri izleme Adresi
1, Alpaslan
19 Ağustos 2009 02:27
Hocam sanırım yazının başlığı yanlış yazılmış 1509 1905 olmuş.Deprem kuyularının ise işe yaramış olduğundan şüphem yok.Fakat şimdi aynı sistemi uygulayabilecek biri varmı? Zira bir “Süleymaniye” nin aynısını inşa edebilecek mühendisin olduğunu sanmıyorum. Birde sürekli merak ettiğim bir konuda Anadoluhisarının surlarının yıkılıp içinden yol geçmesi,kendim hergün bu yolu kullanıyorım ve hangi zihniyet hisarın içinden yol geçirir anlamış değilim ve bu durum beni çok sinirlendiriyor. Acaba yanılıyor muyum? yoksa hisarın surları bahsedilen 1509 depreminde mi yıkıldı? Eğer konu hakkında bir bilginiz varsa ve bilgilendirirseniz sevinirm saygılar…
2, Nezih Uzel
19 Ağustos 2009 19:57
Haklısınız, düzelttim, teşekkür ederim, göz hafızası bazen insanı yanıltıyor,buna yaşı da ekleyiniz. Muhterem kardeşim. Hisarın surlarının içinden ben de kırk beş senedir geçerim. Altmışlı yıllarda yazları Dünya gazetesinden sabah iş bitince ayrılır, Küçüksu plajına giderdik. Sonra vakit öğleyi geçince köprü başındaki dönerciye mihman olurduk. Ne güzel günlerdi. Hep düşünürdüm: Sultan Yıldırım Beyazıt’ın muhteşem kalesini kim ikiye böldü ? diye… Depremle ilgili bir kayda rastlamadım, herhalde son zamanda yolu başka yerden geçiremediler. Belki bir gün yanlışlık düzelir, saygı kuralı yerine gelir. Hoşçakalınız.
3 Recâi
20 Ağustos 2009 22:25
Hocam merhaba,
Bildiğim kadarıyla, Anadoluhisarı’nın içerisinden geçirilen yol 1928 senesinde dönemin şehremini Operatör Dr. Emin Paşa tarafından yapıldı. Hacı Anne’nin tabiriyle “Boğaziçi’ne en büyük zararı ne yangınlar, ne zelzele, ne de harp verdi. Belediye başkanlarının yaptığı tahribatı hiçbiri yapamadı” Dr. Rıza Nur hatıralarında, Milli Mücadele Döneminde, yaralıların tedavisinde görev alan Operatör Emin Paşa’nın Meclis’ten emeğinin karşılığı mahiyetinde para talep ettiğini anlatır.
Selam ve Saygılar…

3 Kasım 2009 Salı

BAŞARDIK.. Üniversiteler tartışıyor, hükümet sus-pus !...

Erzincan Ovası'nda, 'Türkiye'nin ihtiyacını bütünüyle karşılayacak; ülke gereksinimini karşıladıktan başka, büyük ölçüde ihraç edilerek yurdumuz ve halkımıza zenginlik, mutluluk ve refah getirecek" muazzam Doğalgaz ve Petrol rezervi hakkında ısrarla sürdürdüğümüz yayın amacına ulaştı ve sonuç verdi.
ÜNİVERSİTELER, Erzincan şehri ve Ovasında mevcut 'milli servet'i konuşuyor, tartışıyor...
e.MAİL adresim: hhgurel@hotmail.com 'a her gün yüzlerce mail geliyor, ayrıntılı bilgi, teknik veri, gelimeler hakkında açıklama ve dosya isteniyor.
Başta Erzincan'lı hemşehrilerim olmak üzere, bütün ülkem halkından tebrik, teşvik ve destek mesajları yağıyor;
MİLLET, Memlekette uygulanan adaletsiz, haksız, acımasız, insafsız ve merhametsiz "doğalgaz, petrol ve petrol ürünleri" vurgun ve soygunundan şikayetle, "bir an önce Erzincan petrol ve Doğalgazını çıkartma girişiminde bulunmayan" hükümet, enerji bakanlığı, ilgili kurumlar ve sorumlu yönetimi "görevi ihmal, halk düşmanlığı, pahacılık, suiistimal ve yolsuzlukla" suçluyor.
ANCAK; dosya-belge ve bilgiler kendilerine iletileli aradan aylar geçmesine rağmen TÜBİTAK, TPAO, MTA, Enerji Bakanlığı, Başbakanlık, TBMM Başkanlığı ve Cumhurbaşkanlığı'ndan her hangibir haber yok. Yani hükümet, bu ACİL ve HAYATİ önemdeki konuyla ilgilenmiyor.
BURADAN "BİR KEZ DAHA" HÜKÜMET'E SESLENİYORUM !...
Eğer, halka karşı biraz olsun sevginiz ve millete saygınız varsa!..:::
Lütfen, bu ses'e kulak verin. Erzincan Ovasında atıl bekleyen milli servet'e el atın. Doğalgaz'ı çıkarın, halkın yararlanmasınan sunun "VE" Bu hayati sektördeki soyguna-vurguna, derin hırsızlık, halk düşmanlığı ve yolsuzluğa "DUR" deyin, daha ne bekliyorsunuz?...
Hüseyin Hüsnü GÜREL, Yük. İnş. Müh., İTÜ-1953
Tel: 0312.4181237-4179051 // 0312.4331778-4335981, Ankara

28 Ekim 2009 Çarşamba

İTÜ'lü Mühendis Hüseyin Hüsnü Gürel'den müthiş iddia!..
"Erzincan’da Türkiye'nin doğalgaz ihtiyacını karşılayacak hatta yurtdışına bile ihraç edecek kadar büyüklükte doğalgaz var"
Erzincan Üniversitesi "- ErzUni.gen.tr -"
Erzincan Kampüs Tartışma Panosu Konuyu Gör
Konu: Erzincan'da Türkiye'nin doğalgaz ihtiyacını karşılayacak hatta yurtdışına bile ihraç edecek kadar büyüklükte doğalgaz ...
facebook
2 kişiden, 2 gönderinin tamamı gösteriliyor.
Gönderi 1
Ahmet yazdı
18 Ekim 2008, 10:07'da
Erzincanlı mühendis Hüseyin Hüsnü Gürel, Erzincan’da Türkiye'nin doğalgaz ihtiyacını karşılayacak hatta yurtdışına bile ihraç edecek kadar büyüklükte doğalgaz bulunduğunu iddia ederek, "Erzincan'da doğalgaz var, bu yalansa beni asın, mahkemeye verin, cezalandırın ama doğruysa Türkiye'yi kurtarır. Bu doğalgaz küçük bir olay değildir, Erzincan'ı altından yapar" dedi.
78 yaşındaki mühendis Hüseyin Hüsnü Gürel, Erzincan ve Marmara Bölgesi'ndeki doğalgaz varlığıyla ilgili TBMM Başkanı Köksal Toptan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler'e raporlar gönderdiğini, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a sunacağını söyledi. Türkiye'nin en büyük doğal afeti Erzincan'daki 1939 depremine ve son olarak 1983'teki depreme tanık olan Gürel, sarsıntılar öncesi duyulan korkunç patlama seslerinin nedeni araştırarak bu seslerin bölgedeki zengin doğalgaz yataklarından kaynaklandığını tespit ettiğini söyledi. Hazırladığı raporda bunu belgeleyen Gürel, "Erzincan'da doğalgaz var, bu yalansa beni asın, mahkemeye verin, cezalandırın ama doğruysa Türkiye'yi kurtarır. Bu doğalgaz küçük bir olay değildir, Erzincan'ı altından yapar" diye konuştu.
Erzincan ve Marmara'da deprem olmadan önce bölge halkının yer altından büyük sesler duyduğunu ifade eden Gürel, yaptığı açıklamada, "Sesin hızı saniyede 346 metredir, deprem hareketinin hızı ise saniyede 5 bin kilometredir. Yani deprem hızı sesten 15 bin defa daha büyüktür. Yer altında önce bir deprem hareketi başladığı zaman önce hareketten önce ses gelmesi gerekir. Erzincan ve Marmara Bölgesi'nde depremden önce ses işitilir. Bu fizik kanunlarına aykırıdır. Bunun nedeni açıktır, depremden önce doğalgaz patlaması yaşanıyor" şeklinde konuştu.
Doğalgazın bulunduğu yerleri 'düdüklü tencereye' benzeten Gürel, "Bir düdüklü tencerenin içine kum, çakıl ve doğalgaz koyup patlatırsanız üzerinde tren bile olsa havaya hoplatır" dedi. Gürel ayrıca Erzincan'daki depremlerde geceleri yerden göğe ulaşan doğalgazın yandığını ve yerdeki tüm karları erittiğine şahit olduğunu söyledi. Erzincan Ovası'nda bulunan doğalgazın hem kentin hem de Türkiye'nin kaderini değiştirebilecek zenginlikte olduğunu savunan Gürel, şunları söyledi:
"Ben Erzincan depremini gördüm. Büyük de bir patlama gördüm. Depremden önce doğalgaz patlıyor. Marmara ve Erzincan'da depremlerde nur gibi ışıklar meydana gelir. Bu doğalgazın yanması sonucu oluşur. Tabii afetlerin nedenlerinden biri de doğalgazdır. Gökteki doğalgaz yanıyor, yerdeki karları eritiyor. Hesap edersek trilyonlarca metreküptür. Hava soğuktur. 92 depreminde eksi 11.3 dereceyi şeker fabrikası tespit etmiştir. Sabaha kadar karlar erimiştir. Türkiye'nin yıllık ihtiyacı 20 milyar metreküptür.
Bunun en az 5-6 misli gaz gökte yanıyor. Erzincan'ın bir özelliği var, faylar çok kötüdür, ben bunları kabul ediyorum. Faylardan doğalgaz kaçar, petrol geçer. Yalnız Erzincan'ın bir özelliği var, Arabistan kıtası Anadolu'yu muazzam kuvvetle iter, faylar kırılır, çatlar, deprem olur. Depremlerden bir gün, yarım gün evvel gaz çıkmaya başlar. Deprem olur olmaz Arabistan Anadolu'yu, Erzincan Ovası'nı ittiği için bu faylar vana gibi kapanır. Bu kırılan faylardan doğalgaz sızar. Bana diyorlar ki Azerbaycan'da,
İrlanda'da doğalgaz çıkıyor. Bizim doğalgazımız çıkmıyor ama bu bizim lehimizedir. Bir gün iki gün çıkıyor, gökte yanıyor, karları eritiyor ve sonra kapanıyor. Eğer Erzincan Ovası'ndaki gökte yanan doğalgaz, Erzincan ovasındaki soğuk havayı trilyonlarca metreküp ısıtıyorsa, ovadaki karları eritiyorsa, bunun hesabını yaparsanız Türkiye ortalamasının üstündedir. Bir avuç gazla olmaz bu. Devlet bunu incelemeli, gereken araştırmayı yapmalıdır. Bu doğalgaz Türkiye'nin ve Erzincan'ın kaderini değiştirir. Küçük
bir olay değildir. Bu Erzincan'ı altından yapar. Erzincan'da doğalgaz var, bu yalansa beni asın, mahkemeye verin, cezalandırın ama doğruysa Türkiye'yi kurtarır."
Hüseyin Hüsnü Gürel, bölgedeki doğalgaz varlığının büyük bir nimet olmakla birlikte aynı zamanda ciddi bir tehdit de oluşturduğunun altını çizerek, devletin bu konuya el atmasını istedi.
Osmanlı Padişahı 2. Beyazıt'ın 1509 depreminde kentin çeşitli yerlerine 400 kuyu kazdırdığını ve çok az masrafla İstanbul'u bu deprem sarsıntılarından kurtardığını anlatan Gürel, bu kuyular ile yeraltı düdüklü tenceresine 400 delik açıldığını, kuyuların denge bacası görevi yaparak basıncı azalttığını kaydetti. Gürel, Marmara Bölgesi ile Erzincan Ovasında 20-30-50-100 metre gibi az derinliklerde geniş çaplı kuyular kazdırılarak, bu yerlerin çok az masrafla çok korkunç afetlerden kolayca kurtarılabileceği
uyarısında bulundu.
Erzincan Ovası'nda çok zengin doğalgaz yatağı varlığının kesin olarak belli olduğunu ve her deprem gecesi Türkiye'nin yıllık doğalgaz ihtiyacından daha fazlası doğalgazın gökte yandığını savunan Gürel, Erzincan Ovası'ndaki zengin doğalgaz yatağı ortaya çıkarıldığı takdirde, Türkiye'nin bütün doğalgaz ihtiyacı karşılandıktan sonra fazlasının ihraç edilebileceğini söyledi. Gürel, bu çok zengin doğalgaz yatağı ile Türkiye'nin doğalgaz bakımında dışa bağımlılıktan kurtulacağını ve yüz binlerce insana iş
imkanı sağlanacağını öne sürdü.
Gürel, Erzincan ve Marmara Bölgesi'ndeki doğalgaz varlığına ilişkin raporu başta TBMM, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı olmak üzere ilgili tüm kurum ve kuruluşlara gönderdi. Gürel, rapordan Başbakan Erdoğan'a da göndereceğini sözlerine ekledi.
facebook; Gönderi 2
Yakup yazdı, 10 Kasım 2008, 08:30'da
Çok mantıklı yorum ve tezler öncedende duyuyordum ama böylesine ciddi iddiayı okumadım olmayacak bişey değil ancak Hemşerim mühendis bey in doğalgaz yoksa beni asın mahkemeye verin gibi sözlerini basitçe buldum yani iddiayı ciddi yapan bunlar değil kimse bir iddia ortaya attı diye cezalandırılmamıştır... kendilerine başarılar diliyorum İnş. Erzincan için hayırlı olur...

16 Mart 2009 Pazartesi

TÜBİTAK'DAN "İYİ" HABER...
ANKARA (Ece Ajans, 18.Mart.2009) : Erzincan ovasındaki doğalgaz yatağı varlığı ile Marmara bölgesi ve Erzincan deprem hareketleri konularında yaptığı özgün yayın ve çok önemli çalışmalarıyla tanınan İnş, Yük. Müh. Hüseyin Hüsnü GÜREL'in "bu konularla ilgili" 10.10.2008 ve 01.12.2008 tarihlerinde TÜBİTAK'a verdiği rapor ve başvurularının; TÜBİTAK tarafından yayımlanan bilimsel dergilerden biri olan "Turkish Journal of Earth Sciences" editör kuruluna, incelenmek ve değerlendirilmek üzere iletildi.
Konuyla ilgili olarak bilgilerine başvurulan bilim adamları ve yetkili çevreler; "TÜBİTAK’ın konuyu Turkish Journal of Earth Sciences editör kuruluna sevk etmesi çok önemli bir aşamadır. Zira bahse konu Editör Kurulu aynı zamanda yetkin bir bilim kurulu özelliği taşımakta olup, kurul'ca verilecek müspet bir kararla Erzincan ovasında doğalgaz aramalarına kısa sürede başlanabilecektir.
Gelişme fevkalâde önemli ve ümit vericidir. Bu doğalgaz yatağının ortaya çıkartılması; Ülkemiz ve Erzincan açısından sevindirici bir gelişmedir” açıklamasında bulundurlar. EA, 18.03.2009

Sayı: B.02.1.TBT.0.06.03.05.-161.99.0592
Konu: 10 Ekim 2008 Tarihli "Raporunuz" hakkında
Tarih: 06.03.2009
Sayın Hüseyin Hüsnü GÜREL
Ahenk Sokak No: 10/11
Çankaya/ANKARA
İlgi: 10.10.2008 ve 01.12.2008 tarihli yazılarınız,
İlgi yazılarınızda belirtilen konu (Erzincan Ovası Doğalgaz Potansiyeli) bilimsel açıdan değerlendirilmek üzere TÜBİTAK tarafından yayımlanan bilimsel dergilerden biri olan "Turkish Journal of Earth Sciences" editör kuruluna iletilmiştir.
Bilgilerinizi, saygılarımla rica ederim.
Dr. Zeynep OKAY DURMUŞOĞLU
Çevre Atmosfer Yer ve Deniz Bilimleri Araştırma Grubu
Yürütme Komitesi Sekreteri V.
***
TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNİK ARAŞTIRMA KURUMU
Atatürk Bulvarı No: 221-06100 Kavaklıdere-ANKARA
Tel : 0312.4685300, Faks: 0312.4277489 www.tubitak.gov.tr

2 Şubat 2009 Pazartesi

DOĞALGAZ’DA KESİN ÇÖZÜM:
ERZİNCAN OVASIDIR
Hüseyin Hüsnü GÜREL, İnş. Yük. Müh.
Erzincan ovasındaki çok zengin doğalgaz yatağı ortaya çıkarıldığı takdirde ülkemizin doğalgazı fazlasıyla karşılanacak ve nükleer enerjiye ihtiyaç kalmayacaktır”.
Akkuyu da yapılacak 4800 KW gücündeki nükleer enerji santral ihalesine yalnız Rus’lar katılmış ve 86 milyar ABD doları gibi çok büyük fiyat teklif etmişlerdir.
Ülkemizde yerli kaynaklardan enerji üretimi için; Milletçe ve Devletçe seferber olmak mecburiyeti doğmuştur. Ülkemizde yerli kaynaklardan enerji üretimine çaba göstermeyen ve bu konuda yardımcı olmayan kimseler; kendilerine, yakınlarına, milletine ve vatanına ‘ihanet etmiş’ olacaklardır.

1.İnternette http://www.milliservet.blogspot.com/ WEB sitesinde yayınlanan 10.10.2008 tarihli RAPOR da, üçüncü zamanda Ortadoğu!da sığ Tetis denizinde çok zengin petrol yatakları teşekkül ederken; Erzincan Ovası’ndaki sığ Tetis denizsel ortamda da benzer şekilde çok zengin petrol yatağı teşekkül etmiştir.
Bu petrol yatağı teşekkül ettikten sonra; milyonlarca sene Erzincan Ovası etrafı dağlarla çevrili sığ ring gölü haline geldiğini; bu sığ gölde milyonlarca sene yeniden ve ilâveten petrol teşekkül ederek, Erzincan Ovasındaki bu petrol yatağının daha çok zenginleştiği konusunda ayrıntılı bilgi verilmiştir.
2. Bu RAPOR da, Arabistan plâtosunun, Anadolu’yu ve Erzincan Ovasını muazzam kuvvetlerle zorlayarak ittiği; bu itme ile Anadolu’nun her yıl Yunanistan’a doğru 2.5 cm yaklaştığı; Erzincan ovası’nın da her yıl 1-2 cm kadar daraldığı ve bu zorlama itmeye dayanamayan Erzincan ovası’ndan geçen fay’ların çatladığı; çatlayan bu fayların 1-2 gün gibi kısa sürede kırılarak depremlerin meydana geldiği bilinmektedir.
Çatlayan bu faylardan çok büyük ölçüde doğalgazın yükseldiği; gökte doğalgazın yanması ısısı ile deprem geceleri Erzincan ovasında trilyonlarca m3 havanın ısınması ve ovadaki donmuş karların erimesi ile Erzincan ovasında çok zengin doğalgazın varlığını doğa; açıkça orta koymaktadır.
3. Bu RAPOR da, depremler esnasında çatlak faylardan 1-2 gün süre içerisinde çıkan doğalgaz kaçağının yerde ve gökte yandığını; Arabistan plâtosunun Erzincan ovasını itmesi devam ettiğinden; deprem olayı olup biter-bitmez, çatlayan fayların vana gibi kapanması sebebi ile; Erzincan da 50-60 sene sonra meydana gelecek yeni deprem tarihine kadar bu faylardan doğalgaz çıkmasına izin verilmediği; bu nedenle Erzincan ovası’ndaki doğalgaz yatağı’nın zenginliğinin korunduğu konusunda bilgi verilmiştir.
4. TPAO Genel Müdürlüğü’nce 1998 senesinden beri verilen cevabi yazılarda Erzincan ovası’nın jeolojik yapısının petrol ve doğalgaz teşekkülüne uygun olmadığı konusunda; masa başında oturarak kafadan sallama beylik palavra ifadeler ile bilgi verilmiş ve her defasında bu konu dışlanmıştır.
MTA Genel Müdürlüğü’nün 1/500.000 ölçekli ‘Jeolojik haritasında’ Erzincan ovası ve civarında petrol teşekkülâtına çok uygun yaşlı çökellerin varlığı açıkça görülmektedir. Etrafı dağlarla çevrili ve üstü çok mükemmel biçimde örtülmüş olan Erzincan ovasındaki petrol yatağı erozyona karşı mükemmel şekilde korunmuştur.

SONUÇ: Erzincan ovasındaki çok zengin doğalgaz yatağı ortaya çıkarıldığı taktirde; Akkuyu da inşa edilecek 4800 KW gücündeki nükleer enerji santralı için yapılacak 86 milyar ABD doları gibi çok büyük masrafın % 0.001 (10.000’de bir) gibi çok az masraf ile Erzincan ovasında gerekli petrol ve doğalgaz araştırmaları ve sismik etütleri yapılacak ve birkaç sondaj kuyusu açılması ile çok büyük miktarda doğalgaz üretimi yapılabilecektir.
Bu nedenle, ülkemizde nükleer enerji santralı inşasına da gerek kalmayacaktır.