28 Ekim 2009 Çarşamba

İTÜ'lü Mühendis Hüseyin Hüsnü Gürel'den müthiş iddia!..
"Erzincan’da Türkiye'nin doğalgaz ihtiyacını karşılayacak hatta yurtdışına bile ihraç edecek kadar büyüklükte doğalgaz var"
Erzincan Üniversitesi "- ErzUni.gen.tr -"
Erzincan Kampüs Tartışma Panosu Konuyu Gör
Konu: Erzincan'da Türkiye'nin doğalgaz ihtiyacını karşılayacak hatta yurtdışına bile ihraç edecek kadar büyüklükte doğalgaz ...
facebook
2 kişiden, 2 gönderinin tamamı gösteriliyor.
Gönderi 1
Ahmet yazdı
18 Ekim 2008, 10:07'da
Erzincanlı mühendis Hüseyin Hüsnü Gürel, Erzincan’da Türkiye'nin doğalgaz ihtiyacını karşılayacak hatta yurtdışına bile ihraç edecek kadar büyüklükte doğalgaz bulunduğunu iddia ederek, "Erzincan'da doğalgaz var, bu yalansa beni asın, mahkemeye verin, cezalandırın ama doğruysa Türkiye'yi kurtarır. Bu doğalgaz küçük bir olay değildir, Erzincan'ı altından yapar" dedi.
78 yaşındaki mühendis Hüseyin Hüsnü Gürel, Erzincan ve Marmara Bölgesi'ndeki doğalgaz varlığıyla ilgili TBMM Başkanı Köksal Toptan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler'e raporlar gönderdiğini, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a sunacağını söyledi. Türkiye'nin en büyük doğal afeti Erzincan'daki 1939 depremine ve son olarak 1983'teki depreme tanık olan Gürel, sarsıntılar öncesi duyulan korkunç patlama seslerinin nedeni araştırarak bu seslerin bölgedeki zengin doğalgaz yataklarından kaynaklandığını tespit ettiğini söyledi. Hazırladığı raporda bunu belgeleyen Gürel, "Erzincan'da doğalgaz var, bu yalansa beni asın, mahkemeye verin, cezalandırın ama doğruysa Türkiye'yi kurtarır. Bu doğalgaz küçük bir olay değildir, Erzincan'ı altından yapar" diye konuştu.
Erzincan ve Marmara'da deprem olmadan önce bölge halkının yer altından büyük sesler duyduğunu ifade eden Gürel, yaptığı açıklamada, "Sesin hızı saniyede 346 metredir, deprem hareketinin hızı ise saniyede 5 bin kilometredir. Yani deprem hızı sesten 15 bin defa daha büyüktür. Yer altında önce bir deprem hareketi başladığı zaman önce hareketten önce ses gelmesi gerekir. Erzincan ve Marmara Bölgesi'nde depremden önce ses işitilir. Bu fizik kanunlarına aykırıdır. Bunun nedeni açıktır, depremden önce doğalgaz patlaması yaşanıyor" şeklinde konuştu.
Doğalgazın bulunduğu yerleri 'düdüklü tencereye' benzeten Gürel, "Bir düdüklü tencerenin içine kum, çakıl ve doğalgaz koyup patlatırsanız üzerinde tren bile olsa havaya hoplatır" dedi. Gürel ayrıca Erzincan'daki depremlerde geceleri yerden göğe ulaşan doğalgazın yandığını ve yerdeki tüm karları erittiğine şahit olduğunu söyledi. Erzincan Ovası'nda bulunan doğalgazın hem kentin hem de Türkiye'nin kaderini değiştirebilecek zenginlikte olduğunu savunan Gürel, şunları söyledi:
"Ben Erzincan depremini gördüm. Büyük de bir patlama gördüm. Depremden önce doğalgaz patlıyor. Marmara ve Erzincan'da depremlerde nur gibi ışıklar meydana gelir. Bu doğalgazın yanması sonucu oluşur. Tabii afetlerin nedenlerinden biri de doğalgazdır. Gökteki doğalgaz yanıyor, yerdeki karları eritiyor. Hesap edersek trilyonlarca metreküptür. Hava soğuktur. 92 depreminde eksi 11.3 dereceyi şeker fabrikası tespit etmiştir. Sabaha kadar karlar erimiştir. Türkiye'nin yıllık ihtiyacı 20 milyar metreküptür.
Bunun en az 5-6 misli gaz gökte yanıyor. Erzincan'ın bir özelliği var, faylar çok kötüdür, ben bunları kabul ediyorum. Faylardan doğalgaz kaçar, petrol geçer. Yalnız Erzincan'ın bir özelliği var, Arabistan kıtası Anadolu'yu muazzam kuvvetle iter, faylar kırılır, çatlar, deprem olur. Depremlerden bir gün, yarım gün evvel gaz çıkmaya başlar. Deprem olur olmaz Arabistan Anadolu'yu, Erzincan Ovası'nı ittiği için bu faylar vana gibi kapanır. Bu kırılan faylardan doğalgaz sızar. Bana diyorlar ki Azerbaycan'da,
İrlanda'da doğalgaz çıkıyor. Bizim doğalgazımız çıkmıyor ama bu bizim lehimizedir. Bir gün iki gün çıkıyor, gökte yanıyor, karları eritiyor ve sonra kapanıyor. Eğer Erzincan Ovası'ndaki gökte yanan doğalgaz, Erzincan ovasındaki soğuk havayı trilyonlarca metreküp ısıtıyorsa, ovadaki karları eritiyorsa, bunun hesabını yaparsanız Türkiye ortalamasının üstündedir. Bir avuç gazla olmaz bu. Devlet bunu incelemeli, gereken araştırmayı yapmalıdır. Bu doğalgaz Türkiye'nin ve Erzincan'ın kaderini değiştirir. Küçük
bir olay değildir. Bu Erzincan'ı altından yapar. Erzincan'da doğalgaz var, bu yalansa beni asın, mahkemeye verin, cezalandırın ama doğruysa Türkiye'yi kurtarır."
Hüseyin Hüsnü Gürel, bölgedeki doğalgaz varlığının büyük bir nimet olmakla birlikte aynı zamanda ciddi bir tehdit de oluşturduğunun altını çizerek, devletin bu konuya el atmasını istedi.
Osmanlı Padişahı 2. Beyazıt'ın 1509 depreminde kentin çeşitli yerlerine 400 kuyu kazdırdığını ve çok az masrafla İstanbul'u bu deprem sarsıntılarından kurtardığını anlatan Gürel, bu kuyular ile yeraltı düdüklü tenceresine 400 delik açıldığını, kuyuların denge bacası görevi yaparak basıncı azalttığını kaydetti. Gürel, Marmara Bölgesi ile Erzincan Ovasında 20-30-50-100 metre gibi az derinliklerde geniş çaplı kuyular kazdırılarak, bu yerlerin çok az masrafla çok korkunç afetlerden kolayca kurtarılabileceği
uyarısında bulundu.
Erzincan Ovası'nda çok zengin doğalgaz yatağı varlığının kesin olarak belli olduğunu ve her deprem gecesi Türkiye'nin yıllık doğalgaz ihtiyacından daha fazlası doğalgazın gökte yandığını savunan Gürel, Erzincan Ovası'ndaki zengin doğalgaz yatağı ortaya çıkarıldığı takdirde, Türkiye'nin bütün doğalgaz ihtiyacı karşılandıktan sonra fazlasının ihraç edilebileceğini söyledi. Gürel, bu çok zengin doğalgaz yatağı ile Türkiye'nin doğalgaz bakımında dışa bağımlılıktan kurtulacağını ve yüz binlerce insana iş
imkanı sağlanacağını öne sürdü.
Gürel, Erzincan ve Marmara Bölgesi'ndeki doğalgaz varlığına ilişkin raporu başta TBMM, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı olmak üzere ilgili tüm kurum ve kuruluşlara gönderdi. Gürel, rapordan Başbakan Erdoğan'a da göndereceğini sözlerine ekledi.
facebook; Gönderi 2
Yakup yazdı, 10 Kasım 2008, 08:30'da
Çok mantıklı yorum ve tezler öncedende duyuyordum ama böylesine ciddi iddiayı okumadım olmayacak bişey değil ancak Hemşerim mühendis bey in doğalgaz yoksa beni asın mahkemeye verin gibi sözlerini basitçe buldum yani iddiayı ciddi yapan bunlar değil kimse bir iddia ortaya attı diye cezalandırılmamıştır... kendilerine başarılar diliyorum İnş. Erzincan için hayırlı olur...

16 Mart 2009 Pazartesi

TÜBİTAK'DAN "İYİ" HABER...
ANKARA (Ece Ajans, 18.Mart.2009) : Erzincan ovasındaki doğalgaz yatağı varlığı ile Marmara bölgesi ve Erzincan deprem hareketleri konularında yaptığı özgün yayın ve çok önemli çalışmalarıyla tanınan İnş, Yük. Müh. Hüseyin Hüsnü GÜREL'in "bu konularla ilgili" 10.10.2008 ve 01.12.2008 tarihlerinde TÜBİTAK'a verdiği rapor ve başvurularının; TÜBİTAK tarafından yayımlanan bilimsel dergilerden biri olan "Turkish Journal of Earth Sciences" editör kuruluna, incelenmek ve değerlendirilmek üzere iletildi.
Konuyla ilgili olarak bilgilerine başvurulan bilim adamları ve yetkili çevreler; "TÜBİTAK’ın konuyu Turkish Journal of Earth Sciences editör kuruluna sevk etmesi çok önemli bir aşamadır. Zira bahse konu Editör Kurulu aynı zamanda yetkin bir bilim kurulu özelliği taşımakta olup, kurul'ca verilecek müspet bir kararla Erzincan ovasında doğalgaz aramalarına kısa sürede başlanabilecektir.
Gelişme fevkalâde önemli ve ümit vericidir. Bu doğalgaz yatağının ortaya çıkartılması; Ülkemiz ve Erzincan açısından sevindirici bir gelişmedir” açıklamasında bulundurlar. EA, 18.03.2009

Sayı: B.02.1.TBT.0.06.03.05.-161.99.0592
Konu: 10 Ekim 2008 Tarihli "Raporunuz" hakkında
Tarih: 06.03.2009
Sayın Hüseyin Hüsnü GÜREL
Ahenk Sokak No: 10/11
Çankaya/ANKARA
İlgi: 10.10.2008 ve 01.12.2008 tarihli yazılarınız,
İlgi yazılarınızda belirtilen konu (Erzincan Ovası Doğalgaz Potansiyeli) bilimsel açıdan değerlendirilmek üzere TÜBİTAK tarafından yayımlanan bilimsel dergilerden biri olan "Turkish Journal of Earth Sciences" editör kuruluna iletilmiştir.
Bilgilerinizi, saygılarımla rica ederim.
Dr. Zeynep OKAY DURMUŞOĞLU
Çevre Atmosfer Yer ve Deniz Bilimleri Araştırma Grubu
Yürütme Komitesi Sekreteri V.
***
TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNİK ARAŞTIRMA KURUMU
Atatürk Bulvarı No: 221-06100 Kavaklıdere-ANKARA
Tel : 0312.4685300, Faks: 0312.4277489 www.tubitak.gov.tr

2 Şubat 2009 Pazartesi

DOĞALGAZ’DA KESİN ÇÖZÜM:
ERZİNCAN OVASIDIR
Hüseyin Hüsnü GÜREL, İnş. Yük. Müh.
“Erzincan ovasındaki çok zengin doğalgaz yatağı ortaya çıkarıldığı takdirde ülkemizin doğalgazı fazlasıyla karşılanacak ve nükleer enerjiye ihtiyaç kalmayacaktır”.
Akkuyu da yapılacak 4800 KW gücündeki nükleer enerji santral ihalesine yalnız Rus’lar katılmış ve 86 milyar ABD doları gibi çok büyük fiyat teklif etmişlerdir.
Ülkemizde yerli kaynaklardan enerji üretimi için; Milletçe ve Devletçe seferber olmak mecburiyeti doğmuştur. Ülkemizde yerli kaynaklardan enerji üretimine çaba göstermeyen ve bu konuda yardımcı olmayan kimseler; kendilerine, yakınlarına, milletine ve vatanına ‘ihanet etmiş’ olacaklardır.

1.İnternette http://www.milliservet.blogspot.com/ WEB sitesinde yayınlanan 10.10.2008 tarihli RAPOR da, üçüncü zamanda Ortadoğu!da sığ Tetis denizinde çok zengin petrol yatakları teşekkül ederken; Erzincan Ovası’ndaki sığ Tetis denizsel ortamda da benzer şekilde çok zengin petrol yatağı teşekkül etmiştir.
Bu petrol yatağı teşekkül ettikten sonra; milyonlarca sene Erzincan Ovası etrafı dağlarla çevrili sığ ring gölü haline geldiğini; bu sığ gölde milyonlarca sene yeniden ve ilâveten petrol teşekkül ederek, Erzincan Ovasındaki bu petrol yatağının daha çok zenginleştiği konusunda ayrıntılı bilgi verilmiştir.
2. Bu RAPOR da, Arabistan plâtosunun, Anadolu’yu ve Erzincan Ovasını muazzam kuvvetlerle zorlayarak ittiği; bu itme ile Anadolu’nun her yıl Yunanistan’a doğru 2.5 cm yaklaştığı; Erzincan ovası’nın da her yıl 1-2 cm kadar daraldığı ve bu zorlama itmeye dayanamayan Erzincan ovası’ndan geçen fay’ların çatladığı; çatlayan bu fayların 1-2 gün gibi kısa sürede kırılarak depremlerin meydana geldiği bilinmektedir.
Çatlayan bu faylardan çok büyük ölçüde doğalgazın yükseldiği; gökte doğalgazın yanması ısısı ile deprem geceleri Erzincan ovasında trilyonlarca m3 havanın ısınması ve ovadaki donmuş karların erimesi ile Erzincan ovasında çok zengin doğalgazın varlığını doğa; açıkça orta koymaktadır.
3. Bu RAPOR da, depremler esnasında çatlak faylardan 1-2 gün süre içerisinde çıkan doğalgaz kaçağının yerde ve gökte yandığını; Arabistan plâtosunun Erzincan ovasını itmesi devam ettiğinden; deprem olayı olup biter-bitmez, çatlayan fayların vana gibi kapanması sebebi ile; Erzincan da 50-60 sene sonra meydana gelecek yeni deprem tarihine kadar bu faylardan doğalgaz çıkmasına izin verilmediği; bu nedenle Erzincan ovası’ndaki doğalgaz yatağı’nın zenginliğinin korunduğu konusunda bilgi verilmiştir.
4. TPAO Genel Müdürlüğü’nce 1998 senesinden beri verilen cevabi yazılarda Erzincan ovası’nın jeolojik yapısının petrol ve doğalgaz teşekkülüne uygun olmadığı konusunda; masa başında oturarak kafadan sallama beylik palavra ifadeler ile bilgi verilmiş ve her defasında bu konu dışlanmıştır.
MTA Genel Müdürlüğü’nün 1/500.000 ölçekli ‘Jeolojik haritasında’ Erzincan ovası ve civarında petrol teşekkülâtına çok uygun yaşlı çökellerin varlığı açıkça görülmektedir. Etrafı dağlarla çevrili ve üstü çok mükemmel biçimde örtülmüş olan Erzincan ovasındaki petrol yatağı erozyona karşı mükemmel şekilde korunmuştur.

SONUÇ: Erzincan ovasındaki çok zengin doğalgaz yatağı ortaya çıkarıldığı taktirde; Akkuyu da inşa edilecek 4800 KW gücündeki nükleer enerji santralı için yapılacak 86 milyar ABD doları gibi çok büyük masrafın % 0.001 (10.000’de bir) gibi çok az masraf ile Erzincan ovasında gerekli petrol ve doğalgaz araştırmaları ve sismik etütleri yapılacak ve birkaç sondaj kuyusu açılması ile çok büyük miktarda doğalgaz üretimi yapılabilecektir.
Bu nedenle, ülkemizde nükleer enerji santralı inşasına da gerek kalmayacaktır.

26 Ocak 2009 Pazartesi

YANKILAR VE YAYINLAR...
Ümit MİNEL
umitminel@haberulusal.com
BANA MANTIKLI GELDİ
Bazen düşünüyorum. Bu cennet vatanın toprağının altı bu kadar çorak değildir. Tamam elhamdülillah toprağımızın üstü çok bereketli. Vatanımızda her şey yetişiyor. Yetiyor, yetmiyor o ayrı konu. Yetmemesi de tamamen yanlış tarım politikalarından kaynaklanıyor. Ancak ben bu yazımda yanlış tarım politikalarından değil, olmayan stratejik enerji politikamızdan bahsedeceğim. Yanlış anlaşılmasın, stratejik enerji var da, politika yok!
Hemen sınırın 100 km. dışında petrol çıkarken, bizde petrol çıkmamasına bir anlam veremiyordum. Yani komşuda pişiyordu ama bize niye düşmüyordu ki? Aslına bakarsanız bizde de petrol var ama sanki biz kazandığımız bağımsızlığımızın acısını çekiyoruz. Kazanılan bağımsızlığın acısını çekmek nasıl olur anlatayım:
Petrol çıkan komşularımız Irak ve İran'a baktığımızda bu ülkelerin de aslında petrol çıkarmak için kıllarını bile kıpırdatmadıklarını görürsünüz.
Bu ülkeler 1. Dünya savaşından sonra İngilizlerin sömürgesi durumuna düştüler ve şu anda açık olan petrol kuyularının hemen hemen hepsini İngilizler açtı; işledi ve sattı. İngiltere'nin bölgeden çekilmesiyle Irak, 1971'de tam bağımsızlığına kavuşmuştu ama 1980'den 1987 yılına kadar İran-Irak savaşı olmuş, bu savaştan 3 yıl sonra da 1 Körfez savaşı yaşanmıştı. Yani anlayacağınız Irak'ta ki petrol Irak'a yar edilmemişti. İran'a gelince; İran'da çıkan petrolün ise 1953'ten beri %50'si çok uluslu bir konsorsiyumundur.
Biz ülke olarak İran ve Irak'tan çok şanslıyız. Kurulduğumuzdan beri tam bağımsızız ancak galiba güçlü devletler bize; "Petrole filan karışmayın, bakın bağımsızlığınızın tadına..." diyorlar. Rahmetli Özal'ın da ülkemizde bulunan petrol için; "Bizdeki petrolü dünyada petrol bitmeye başlayınca çıkaracakmışık." demesi oldukça manidardır.
Ne kadar bağımsız bir ülke olsak da, büyük devletlerin baskısı her zaman bu coğrafyanın ve bizim üzerimizde. Yine de bazı cesur adımlar atmak zorundayız ve yavaş yavaş atılıyor. En azından ortaklıklar ve özel sektör sayesinde... Yakın zamanda Manisa'da ve Diyarbakır'da bulunan yüksek kalitede petrol atılan adımları daha da pekiştiriyor.
Petrolden sonra gelelim başka bir yer altı zenginliğimiz doğalgaza... Ülkemizde doğalgaz olduğu pek dillendirilmiyor. Çünkü petrol için bile yeni yeni adımlar atılıyorken, birde doğalgaz için uğraşmak istemiyorlar herhalde...
Şu sıralar ülkemizde doğalgaz olduğuna dair kanıtlarını kamuoyu ile paylaşmaya çalışan, elinde kanıtlarıyla kanal kanal dolaşan ve bazı kanallarda konuşabilen ancak çoğu ulusal kanalda derdini anlatamamış Yüksek İnşaat Mühendisi Hüseyin Hüsnü Gürel'in bana da matıklı gelen sözlerine kulak verelim:
"Dünyada yalnız Marmara bölgesi ile Erzincan şehrinde ve ovasında yeraltında kil tabakaları arasında düdüklü tencerelere benzer ortamlarda doğalgaz ve suya doygun zeminler yan yana ve beraberce bir arada bulunmaktadır""Erzincan'da doğalgaz var, bu yalansa beni asın, mahkemeye verin, cezalandırın ama doğruysa Türkiye'yi kurtarır. Bu doğalgaz küçük bir olay değildir, Erzincan'ı altından yapar""Sesin hızı saniyede 346 metredir, deprem hareketinin hızı ise saniyede 5 bin kilometredir. Yani deprem hızı sesten 15 bin defa daha büyüktür. Yeraltında önce bir deprem hareketi başladığı zaman önce hareketten önce ses gelmesi gerekir. Erzincan ve Marmara Bölgesi'nde depremden önce ses işitilir. Bu fizik kanunlarına aykırıdır. Bunun nedeni açıktır, depremden önce doğalgaz patlaması yaşanıyor""Ben Erzincan depremini gördüm. Büyük de bir patlama gördüm. Depremden önce doğalgaz patlıyor. Marmara ve Erzincan'da depremlerde nur gibi ışıklar meydana gelir. Bu doğalgazın yanması sonucu oluşur. Tabii afetlerin nedenlerinden biri de doğalgazdır. Gökteki doğalgaz yanıyor, yerdeki karları eritiyor. Hesap edersek trilyonlarca metreküptür. Hava soğuktur. 92 depreminde eksi 11.3 dereceyi şeker fabrikası tespit etmiştir. Sabaha kadar karlar erimiştir. Türkiye'nin yıllık ihtiyacı 20 milyar metreküptür. Bunun en az 5-6 misli gaz gökte yanıyor. Erzincan'ın bir özelliği var, faylar çok kötüdür, ben bunları kabul ediyorum. Faylardan doğalgaz kaçar, petrol geçer.
Yalnız Erzincan'ın bir özelliği var, Arabistan kıtası Anadolu'yu muazzam kuvvetle iter, faylar kırılır, çatlar, deprem olur. Depremlerden bir gün, yarım gün evvel gaz çıkmaya başlar. Deprem olur olmaz Arabistan Anadolu'yu, Erzincan Ovası'nı ittiği için bu faylar vana gibi kapanır.
Bu kırılan faylardan doğalgaz sızar."Hüseyin Hüsnü Gürel, bölgedeki doğalgaz varlığının büyük bir nimet olmakla birlikte aynı zamanda ciddi bir tehdit de oluşturduğunun altını çizerek, devletin bu konuya el atmasını istedi. Osmanlı Padişahı 2. Beyazıt'ın 1509 depreminde kentin çeşitli yerlerine 400 kuyu kazdırdığını ve çok az masrafla İstanbul'u bu deprem sarsıntılarından kurtardığını anlatan Gürel, bu kuyular ile yeraltı düdüklü tenceresine 400 delik açıldığını, kuyuların denge bacası görevi yaparak basıncı azalttığını kaydetti.
Gürel, Marmara Bölgesi ile Erzincan Ovasında 20-30-50-100 metre gibi az derinliklerde geniş çaplı kuyular kazdırılarak, bu yerlerin çok az masrafla çok korkunç afetlerden kolayca kurtarılabileceği uyarısında bulundu. Erzincan Ovası'nda çok zengin doğalgaz yatağı varlığının kesin olarak belli olduğunu ve her deprem gecesi Türkiye'nin yıllık doğalgaz ihtiyacından daha fazlası doğalgazın gökte yandığını savunan Gürel, Erzincan Ovası'ndaki zengin doğalgaz yatağı ortaya çıkarıldığı takdirde, Türkiye'nin bütün doğalgaz ihtiyacı karşılandıktan sonra fazlasının ihraç edilebileceğini söyledi...

19 Ocak 2009 Pazartesi

MARMARA DENİZİNDE YERALTINDA DOĞALGAZ PATLAMALARI İLE MEYDANA GELEN TSUNAMİ YÜKSEK DENİZ DALGALARI KIYAMETLER KOPARCASINA ÇOK KORKUNÇ AFETLERE SEBEP OLMAKTADIR.
Hüseyin Hüsnü GÜREL
İnşaat Yük. Müh. İTÜ – 1953
Romalılar MS 300 yıllarında İstanbul şehrini kurdukları zaman; İstanbul’da Yenikapı liman olarak kullanılmıştır.
İstanbul’da Boğazda yeraltı tüp geçidinin inşası esnasında Yenikapı’da ki eski limanın kıyı bölümünde 15 geminin yan yana ve üst üste parçalanarak battığı tespit edilmiştir.
Prof. Dr. Ufuk KOCABAŞ ve Jeolog Şengül AYDINGÜL; bu 15 geminin MS 1000 yıllarında Marmara denizinde meydana gelen tsunami yüksek deniz dalgaları ile Yenikapı limanında kıyıya sürüklenerek ve parçalanarak, aynı zamanda batmış olduklarını belirlemişlerdir. Marmara denizinde bu gemileri parçalayarak batıran tsunami yüksek deniz dalgalarının 10-12 metre.büyüklüğünde olduğu anlaşılmaktadır.

Dünyada yalnız Marmara Bölgesi ile Erzincan şehri ve ovasında deprem hareketleri başlamadan kısa bir süre önce yeraltında doğalgaz patlamaları ve bu patlamalar ile meydana gelen canavarlar kudretindeki sıvılaşma olayları ile zeminlerin aşağıdan yukarı doğru itildiği; yüzey arazinin deniz gibi dalgalandığı; binalar ile inşaatların burgu gibi bükerek canavarca parçalandıkları; Marmara denizinde doğalgaz patlamaları ile deniz suyunun göklere savrulduğu; kıyılardan sular geri çekildikten sonra meydana gelen tsunami dalgaları ile; Marmara kıyılarında bir çok yerlerin sular altında kaldığı; Marmara bölgesi ile Erzincan şehrinde ve ovasında yeraltında doğalgaz patlamalarıyla dünyada benzeri olmayan, kıyametler koparırcasına çok korkunç afetlerin meydana geldiği; deprem hareketleri başlamadan önce yeraltında doğalgaz patlamalarından ileri gelen bu afetlerin deprem olayı ile hiçbir ilgisi olmadığı konularında internette http://www.milliservet.blogspot.com/ web sitesinde yayınlanan 10.10.2008 tarihli RAPOR’da ve bu RAPOR’a bağlı 32 adet EK yazılı belgelerinde bu konudaki gerçekler bilimsel olarak açık ve belirgin şekilde ortaya dökülmüştür. Bu konuda gerekli teknik önlemlerin alınması için uyarı yapılmıştır.
Bu raporda 1509 İstanbul depreminde, Marmara denizsinde İstanbul’un sahil boyundaki ve Galata surlarını aşacak ölçüde tsunami dalgalarının meydana geldiğini; Marmara denizi kıyılarında bir çok yerlerin sular altında kaldığını; Yavuz Sultan Selim’in babası olan Osmanlı Padişahı II. BEYAZIT’ın kıyamet koptu diye Edirne’ye kaçtığını; 13 gün sonra Edirne’de de deprem olunca Padişahın İstanbul’a geri geldiğini; Osmanlı Padişahının İstanbul’un çeşitli yerlerine 400 kuyu kazdırdığını; bu kuyuların “denge bacası” görevi yaparak yeraltında doğalgaz patlamalarından ileri gelen basınçları ve sıvılaşma olaylarını bilimsel yöntemle önlediği ve Osmanlı Padişahı’nın bu kuyular ile yeraltında 30 gün veya 45 gün devam eden doğalgaz patlamalarından ileri gelen sarsıntılardan İstanbul’u çok az masrafla kurtardığı konusunda bilgi verilmiştir. Bu tsunami dalgalarının 10-15 metre büyüklükte olduğu anlaşılmaktadır.
Bu raporda 1894 İstanbul depreminde Marmara denizinde meydana gelen tsunami dalgaları ile kayıkların, mavnaların ve teknelerin parçalandığı ve bu tsunami dalgalarının 8-9 metre büyüklüğünde olabileceği konusunda bilgi verilmiştir.
Marmara denizinde meydana gelen bazı depremlerde Marmara denizinde oluşan tsunami dalgalarının İstanbul Beylerbeyi’nde 4 Km iç kısımlara kadar girdiğini; İzmit Körfezinde birçok yerlerin sular altında kaldığını; deniz sularının geri çekilmesi ile; buralarda yüzey araziden balıkların toplandığı konusunda tarihi bilgiler vardır.
Marmara bölgesinde en şiddetli depremin 7.2 gibi şiddette meydana gelebileceği bilindiği halde; Marmara denizinde doğalgaz patlamaları ile kaç metre büyüklüğünde tsunami dalgalarının meydana gelebileceği; bilinmemektedir.
Depremlerde hiçbir hasarın meydana gelmediği kabul edilse bile; Marmara denizinde İstanbul’un sahil boyundaki ve Galata surlarını aşacak veya İstanbul’da eski, Yenikapı limanında olduğu gibi 15 gemiyi parçalayabilecek büyüklükte tsunami dalgaları meydana geldiği taktirde; Marmara denizi kıyılarında yüz binlerce can ve trilyonlarca ABD doları gibi çok büyük mal kaybı verilecek ve Ülkemiz vefat edercesine felç olacaktır.
Depremleri önlemek mümkün olmadığı halde; yeraltında faylarda ve antiseklinal yükseltilerinde biriken doğalgazı sondajlar ile temizlemek; Trakya’dan Marmara bölgesine doğalgaz getiren fayları barajlar ile tıkamak veya Yüce Osmanlı Padişahı II. BEYAZIT gibi çeşitli yerlere kuyular kazmak gibi teknik önlemlerle hem doğalgaz patlamalarından meydana gelen kıyametler koparcasına çok korkunç afetlerden ve hem de Marmara denizinde meydana gelen tsunami yüksek deniz dalgalarından kurtulmak mümkün olacaktır.

İstanbul’da eski Yenikapı limanında 15 geminin parçalanarak batması ile Marmara denizinde çok büyük tsunami yüksek deniz dalgalarının meydana geldiğini kesin şekilde belirlemiştir.
İstanbul’da Boğaz’da yer altı tüp geçidi inşaatında; bu tüp geçidinin giriş ve çıkışındaki binaların deniz seviyesinden 4 metre yüksekte inşa edilmesi ve bu binalara otomatik kapanan kapıların monte edilmesi ile tsunami deniz dalgalarına karşı önlem alınmıştır. Bu yer altı tüp geçidi için alınan bu önlem; İstanbul’un sahil boyundaki ve Galata surlarını aşacak ölçülerde meydana gelecek tsunami dalgalarına karşı yeterli olmayacaktır. Bu yer altı tüp geçiti sular ile dolma tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktır.
Marmara denizinde deprem darbeleriyle meydana gelen 3-4 metre büyüklüğümdeki tsunami dalgaları önemli olmadığı halde; bu denizde doğalgaz patlamalarından ileri gelen tsunami dalgaları fevkalade önemlidir.
Marmara bölgesinde deprem hareketleri başlamadan kısa bir süre önce yeraltından bomba gibi patlama ve uğultulu, gürültülü seslerin işitilmesine; yüzey arazinin deniz gibi dalgalanmasına, binaların ve ağaçların yana yatıp yatıp kalkmalarına; bazı yerlerden alevlerin yükselmasine; etrafın nur gibi ışıklanmasına; gökyüzünün kızıl renge bürünmesine ve bu konularda yazılı belgelerle verilen bilgilere bilim adamlarınca, Devlet yetkililerince ilgili Devlet kurum ve kuruluşlarınca inanılmamakta ve güvenilmemektedir. Bu olayları yaşayarak bilen kimseler bu konudaki bilgilerini bilim adamlarına, Devlet yetkililerine ve ilgili Devlet kurumlarıyla kuruluşlarına bildirdikleri veya bu konularda televizyonlarda açık oturumlarda açıklama yaptıkları takdirde; bu kimseler kutsal vatandaşlık görevlerini yerine getirmiş olacak ve Devletimiz gaflet uykusundan uyanacaktır.
Bu suretle, Marmara bölgesinde, hem kıyametler koparcasına korkunç afetlerden ve hem de Marmara denizinde meydana gelebilecek tsunami yüksek deniz dalgaları canavarından kurtulunmuş olunacaktır.
e.MAİL:
hhgurel@hotmail.com
WEB: http://www.milliservet.blogspot.com

1 Aralık 2008 Pazartesi

*Yüksek Mühendis Hüseyin Hüsnü Gürel'den TÜBİTAK'a: "Erzincan da Doğalgaz arama ve afetlere karşı önlem süreci başlatılmalıdır."
***
Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu Başkanlığı’na
ANKARA

İlgi : 16 Ekim 2008 Tarih ve B.02.1.TBT.0.06.03.00.165 -754 Sayılı yazınız,
Konu : 10 Ekim 2008 tarihli rapor sunumu ve başvurumuz,
İlgide kayıtlı başvurumla alakalı olarak tarafıma gönderilen; Araştırma Destek Programları Başkanı Prof. Dr. M. Arif Adlı imzalı cevabi yazıda: “Kurumumuza yazıyla iletilmiş önerinizle ilgili olarak TÜBİTAK tarafından, bireysel araştırma projelerine destek verilmemesi nedeniyle, herhangi bir girişimde bulunulması söz konusu olamamaktadır. Çalışmanıza Kurumumuz tarafından maddi veya teknik yardım sağlanması ancak önerilerinizi bu konuda yetkin bir ekiple vermeniz ve TÜBİTAK proje değerlendirme süreci sonunda desteklenmesine karar verilmesiyle mümkün olabilir. … Bilgilerinizi saygılarımla rica eder, çalışmalarınızda başarılar dilerim” denilmektedir.
OYSA:
1.
Benim taraf ve Kurumunuza sunduğum raporda; Marmara Bölgesi ile Erzincan şehri ve ovasında (yeraltında doğalgaz patlamalarından ileri gelen kıyametler koparcasına oluşan çok korkunç afetler konusu ve Erzincan Ovasında) zengin “Doğalgaz yatağının varlığı” açıklanmakta, Kurumunuza ihbar edilmekte ve konuyla ilgili gerçekler yazılı belgelerle bilimsel olarak ortaya konularak ispatlanmaktadır.
2. İlgi yazınızın ikinci paragrafında yer alan: “Çalışmanıza Kurumumuz tarafından maddi veya teknik yardım sağlanması ancak önerilerinizi bu konuda yetkin bir ekiple vermeniz ve TÜBİTAK proje değerlendirme süreci sonunda desteklenmesine karar verilmesiyle mümkün olabilir” denilmekle, benim maddi destek bağlamında her hangi bir talebim, ihtiyacım ve beklentim yoktur. Teşekkür ederim.
3. Mahallinde bir inceleme-soruşturma ve görgü tanıklarıyla görüşme gereği duyulduğu takdirde; Bu görev kurumunuzca görevlendirilecek uzman-teknik personel tarafından yapılmalıdır. Zira benim yaptığım vatandaşlık görev ve sorumluluğu buraya kadar olup; Bundan sonraki yasal sorumluluk ve yükümlülük kurumunuza ait olacaktır.
Ülkemizin “doğalgaz” konusunda çok büyük sıkıntı içinde bulunduğu ve meydana gelen korkunç afetler nedeniyle büyük kaygılar yaşadığı bilinen bir gerçektir; Raporumda açılanan bilimsel ve teknik hususlar üzerine gidilmesi resmi, yasal ve sosyal bir sorumluluktur diye düşünmekteyim.
NETİCE VE İSTEK:
Kurumunuza sunulan 10.10.2008 tarihli raporun, teşkil edilecek bir “yetkin kurul” tarafından bütün belge ve ekleriyle incelenmesini; Benim de bu heyete mutlak surette davet olunarak görüşlerimin alınmasını; Kurul’un ikna olması halinde derhal “doğalgaz patlamalarından ileri gelen afetlerin önlenmesi ve Erzincan Ovasındaki çok zengin doğalgaz yatağından istifade edilmesi için” ilgili kurum ve yetkili makamlar nezdinde acil bir “doğalgaz arama” ve “afetlere karşı önlem” faaliyet sürecinin TÜBİTAK öncülüğünde başlatılmasını arz, teklif ve talep ederim.
SAYGILARIMLA,
Hüseyin Hüsnü GÜREL
, İnş. Yük. Müh., (İTÜ-1953)
ADRES: Ahenk Sokak No: 10/11, Çankaya / ANKARA
E.mail: hhgurel@hotmail.com, WEB : http://www.milliservet.blogspot.com/
TEL: 0312.418 12 37
ÖNEMLİ NOT: Bu yazı 01 Aralık 2008 Tarih ve 14325 Sayı ile TÜBİTAK evrakına elden teslim edilmiştir.