28 Aralık 2010 Salı


MARMARA BÖLGESİ İLE ERZİNCAN ŞEHRİ VE OVASINDA YERALTI DOĞALGAZ PATLAMALARINDAN İLERİ GELEN AFETLER VE ERZİNCAN OVASINDA DOĞALGAZ YATAĞI KONUSUNDA YENİ RAPOR
Marmara bölgesi ile Erzincan şehrinde ve ovasında deprem hareketleri başlamadan kısa süre önce yeraltında doğalgaz patlamaları kıyametler koparcasına çok korkunç afetlere sebep olmakta ve Erzincan ovasında çok zengin doğalgaz yatağı bulunmaktadır.
MARMARA BÖLGESİ İLE ERZİNCAN ŞEHRİ VE OVASINDA DEPREM HAREKETLERİ BAŞLAMADAN KISA SÜRE ÖNCE YERALTINDAN BOMBA GİBİ PATLAMA VE UĞULTULU SESLER İŞİTİLMEKTEDİR
Dünyada yalnız Marmara Bölgesi ile Erzincan şehrinde ve ovasında deprem hareketleri başlamadan çok kısa süre önce yeraltından yüzeye yakın derinliklerde bomba gibi patlama ve uğultulu gürültülü sesler işitilmektedir.(Ek 19-20-21-22-31-32-34)
Sesin hızı deprem hareketi hızından 15.000 defa daha küçük ve sesin hızı çok tembeldir. Hızı tembel olan seslerin deprem hareketi başlamadan önce işitilmesi fizik yasalarına aykırı düştüğü halde; bu olayın sebebini hiçbir kimse araştırmamış ve ilgi göstermemiştir.
MARMARA BÖLGESİ İLE ERZİNCAN OVASINDA DEPREMLER BAŞLAMADAN ÖNCE YERALTINDA DOĞALGAZ PATLAMALARI KIYAMETLER KOPARCASINA ÇOK KORKUNÇ AFETLERE SEBEP OLMAKTADIR
Dünyada yalnız Marmara bölgesi ile Erzincan şehrinde ve ovasında yeraltında kil tabakaları arasında muazzam büyüklükteki düdüklü tencerelere benzer ortamlarda sıvılaşmaya müsait suya doygun zeminler ile doğalgaz yan yana ve beraberce bir arada bulunmaktadır. Bu yeraltı düdüklü tencerelerinin gövdeleri ile bu gövdelerden ayrılan kolları onlarca ve yüzlerce Km. gibi uzaklara kadar ulaşabilmektedir. Bu yeraltı düdüklü tencereleri yüzlerce ve binlerce Km2 gibi çok geniş alanları kapsayabilmektedir.
Marmara bölgesi ile Erzincan şehrinde ve ovasında yeraltında bomba gibi patlama ve uğultulu sesleri işitildikten kısa bir süre sonra; yüzey arazi deniz gibi dalgalanmakta;, binalar yana yatıp yatıp kalkarak ve burgu gibi bükülerek paramparça olmakta; Marmara denizinde doğalgaz patlamaları ile sular havaya savrulmakta; kıyılardan sular geri çekildikten sonra çok büyük Tsunami dalgaları meydana gelmektedir... Yeraltında doğalgaz patlamaları ve bu patlamalardan ileri gelen canavarlar şiddetindeki sıvılaşma olayları kıyametler koparcasına çok korkunç afetlerin meydana gelmesine sebep olmaktadır.
Yeraltında, doğalgaz patlaması ve deprem olayları birbirinden farklıdır;
Doğalgaz patlamalarından ileri gelen bu afetlerin deprem olayları ile hiçbir ilgisi yoktur. Yeraltı düdüklü tenceresinin içinde herhangi bir yerinde doğalgaz patlaması ile meydana gelen muazzam basınçlar ve canavarlar kudretindeki sıvılaşma olayı; suya doygun zeminlerin devam ettiği her yere ve yüzlerce Km. gibi uzaklara anında ulaşmaktadır. Bu yerlerde de zeminler aşağıdan yukarı itilerek benzer şekilde çok korkunç afetler meydana gelmektedir.
Yalova'da bulunan suya doygun zeminler Adapazarı ve Kaynaşlı gibi yerlere kadar devam ediyorsa; Yalova'da doğalgaz patlaması ile Adapazarı ve Kaynaşlı gibi yerlerde de benzer şekilde korkunç afetler meydana gelmektedir.
MARMARA BÖLGESİ İLE ERZİNCAN OVASINDA YERALTINDA DOĞALGAZ BULUNMAKTADIR
Marmara bölgesi ile Erzincan şehrinde ve ovasında depremler esnasında bazı yerlerden alevler göklere yükselmekte; etraf nur gibi ışıklanmakta; gökyüzü kızıl renge bürünmektedir.
Depremler esnasında gökte Doğalgaz’ın alevle yanması ısısı ile Erzinca Ovasında trilyonlarca m3 çok sğuk hava ısınmakta ve ovadaki karlar erimektedir. Erzincan ovasındaki bu doğalgazın muazzam miktarda olduğu açıkça belli olmaktadır.
ERZİNCAN OVASINDA ÇOK ZENGİN DOĞALGAZ YATAĞI BULUNMAKTADIR
Depremler esnasında Erzincan ovasında bulutların üstünde gökte doğalgazın alevle yanması ile; gökyüzü kızıl renge bürünmekte; 1045 Erzincan depreminde olduğu gibi gökte doğalgazın alev ile yanması ile güneş ve ayın kan rengine boyandığı anlaşılmakta ve gökte alev ile yanan doğalgazın ısısı ile Erzincan ovasında donmuş karlar erimektedir. (EK: 9)
Trilyonlarca m3 çok soğuk havayı ısıtan ve ovadaki karları eriten doğalgaz miktarını hesap ile bulmak mümkündür. Bu hesap yapıldığında; her depremde Erzincan ovasında Ülkemizin yıllık doğalgaz ihtiyacı olan 20 milyar m3 doğalgazdan kat kat daha fazla doğalgazın alevle yandığı hesaplanmaktadır.
Erzincan ovasında gökte milyarlarca soba yakıldığında bu ovadaki karların eriyemeyeceği düşünülürse; her deprem esnasında Erzincan ovasında muazzam miktarda doğalgazın yandığını kabaca hesap etmek mümkündür.
Depremler esnasında Erzincan ovasındaki faylardan çıkan yeraltı suları, artezyen ve sondaj suları ısınmadığına ve kaynar sular akmadığına göre; Erzincan ovasında trilyonlarca m3 çok soğuk havayı ısıtan ve donmuş karları eriten ısı enerjisinin gökte doğalgazın alevle yanmasından ileri geldiği; kesin şekilde belli olmaktadır.
Melekler veya Huriler Erzincan ovasındaki trilyonlarca m3 soğuk havayı ısıtmamakta ve ovadaki donmuş karları eritmemektedir.
Bu doğalgaz yatağı ile Ülkemizin bütün doğalgaz ihtiyacı fazlası ile karşılanacak; Ülkemiz doğalgaz bakımından dışa bağımlılıktan kurtulacak; Mersin Akkuyu’da ve Sinop da inşa edilecek nükleer enerji santrallerinden vazgeçilecek; yüzbinlerce iş imlanı sağlanacak; doğalgaz ve elektrik fiyatları çok ucuzlayacak ve Ülkemiz ile Erzincan'ın kaderi değişecektir.
MARMARA BÖLGESİ İLE ERZİNCAN ŞEHRİNDE VE OVASINDA, YERALTI DOĞALGAZ PATLAMALARI İLE KORKUNÇ AFETLERİN MEYDANA GELDİĞİ VE ERZİNCAN OVASINDA ÇOK ZENGİN DOĞALGAZ YATAĞI VARLIĞI KONULARINDA YETKİLİ VE İLGİLİ MAKAMLARA BİLGİ VERİLMİŞTİR.
Marmara bölgesi ile Erzincan şehrinde ve ovasında deprem hareketleri başlamadan çok kısa süre önce yeraltında doğalgaz patlamaları ile ve bu patlamalardan ileri gelen sıvılaşma olayları ile kıyametler koparcasına çok korkunç afetlerin meydana geldiği;, deprem hareketi başlamadan önce yeraltında doğalgaz patlamalarından ileri gelen bu korkunç afetlerin deprem olayı ile hiçbir ilgisi olamadığı; depremleri önlemek mümkün olmadığı halde; yeraltında doğalgaz patlamalarından ileri gelen bu afetlerin çeşitli teknik önlemler ile önlenebileceği ve Erzincan ovasında çok zengin doğalgaz yatağı varlığı konularında tarafımdan düzenlenen 20.10.2008 tarihli RAPOR da ve bu konulardaki gerçekleri ortaya koyan 32 yazılı belgede; bu konudaki gerçekler açık ve belirgin şekilde ortaya konulmuştur.
Bu RAPOR ve 32 yazılı belge 20.10.2008 tarihli dilekçeler ile; Yetkili ve İlgili Makamlara sunularak; bu konulara ilgi gösterilmesi ve yardım edilmesi istenilmiştir.
TBMM. Dilekçe Komisyonu Başkanlığının 05.11.2008/2396 No’lu kararı ile konunun tüm kurumlara iletildiği gerekçesi ile başka işlem yapılmayacağı tarafıma bildirilmiştir (EK1)
Bu konuda yalnız Maden Mühendisleri Odasınca ilgi göstermiş ve Maden Mühendisleri Odası Başkanlığı vatanseverliğini ve Yüceliğini göstermiştir (EK 2).
Maden Mühendisleri Odası Başkanlığı dışındaki diğer Yetkili ve ilgili Makamlar;, 10.10.2008 tarihli RAPOR da ve 32 yazılı belgede verilen bilgilere hiçbir itibar etmeden; mahallinde hiçbir soruşturma ve araştırma yapmadan; bu olayları yaşayan görgü tanıkları ile görüşmeden; masa başında oturarak; kafadan sallama beylik gerçek dışı bilgiler verilerek; Ülkemiz için fevkalade önemli olan bu konular dışlanmıştır (EK 3- 4- 5- 6- 7- 8).
Bundaki bilgiler http://www.milliservet.blogspot.com WEB sitesinde yayınlanmıştır.
Bu RAPOR düzenlendikten sonra yeni bilgiler ve belgeler elde edilmiştir. Bu yeni bilgiler ve belgeler ışığında bu YENİ RAPOR ve 34 yazılı belge düzenlenerek; bu konudaki gerçekler daha açık ve belirgin şekilde ortaya dökülmüştür.
ERZINCAN OVASINDA DEPREMLER ESNASINDA MEYDANA GELEN OLAYLAR VE GÖKTE DOĞALGAZIN ALEV İLE YANDIĞI KONUSUNDA YAZILI BELGELER VE GÖRGÜ TANIKLARI VARDIR
1) 965 sene önce 1045 Erzincan depreminden bugüne kadar günümüzde yaşanan 1939,1983. ve 1992 depremleri dahil Erzincan da en az 29 deprem meydana gelmiş ve her depremde kıyametler koparcasına çok korkunç afetler meydana geldiği ve her depremde gökte muazzam miktarlarda doğalgaz alevle yandığı halde; bu depremlerden yalnız 1045 depremine ait yazılı belge vardır. (EK 9)
2)1045 Depreminden beri ilk defa Abdülkadir Deliktaş 1992 Erzincan depreminde karanlık gece vaktinde kıpkızıl ışık ortamının meydana geldiği ve Karakaya köyünde yeraltı ateş topunun fışkırdığı konusunda bilgi vererek Ülkemize ve Erzincan'a çok büyük yardım etmiştir (EK 14)
1045 Erzincan depreminde gökte doğalgazın alev ile yanması ile güneş ve ay kan rengine boyandığı anlaşılmaktadır. (EK 9).
Abdülkadir DELİKTAŞ; 1992 Erzincan depreminde;, deprem hareketi başlamadan önce; yeraltından bomba gibi patlama ve uğultulu gürültülü sesler işitildiği; bazı yerlerden alevlerin göklere yükseldiği; etrafın nur gibi ışıklandığı yüzey arazinin deniz gibi dalgalandığı; ağaçların ve binaların yana yatıp yatıp kalktıkları, depremi gecesinde Erzincan ovasında gökyüzünün saatlerce ve günlerce kızıl renge büründüğü; Erzincan ovasında çok soğuk havanın ısındığı; sabaha kadar hava çok ısındığından paltoların çıkarıldığı, ovadaki karların eridiği konusunda bilgi vermiş olsaydı Ülkemize ve Erzincan'a daha çok yardım etmiş olurdu.
3)TBMM Deprem Komisyonu Başkanı İdris GÜLLÜCE; televizyon açık oturumlarında ve medyada; Ülkemizde meydana gelen depremleri düşündükçe; uykularının kaçtığını ve kimyasının bozulduğunu; depremlere çareler bulmak için TBMM Deprem Araştırma Komisyonu tarafından çok büyük çalışmalar yapıldığı konusunda bilgi vermektedir.
Başkan Güllüce'nin ve Deprem Komisyonu üyelerinin depremlere karşı çareler bulmak için gösterdikleri büyük ilgi ve çalışmalar takdirle ve şükranla karşılanmaktadır.
Marmara bölgesi ile Erzincan şehrinde ve ovasında yeraltında doğalgaz patlamalarından ileri gelen kıyametler koparcasına çok korkunç afetlerin meydana geldiğini ve Erzincan ovasındaki çok zengin doğalgaz yatağını düşündükçe benim de sabahlara kadar uykularım kaçmaktadır.
4) Başkan GÜLLÜCE bu YENÎ RAPOR da sayfa 4,5,6 da isimleri verilen ve 1992 Erzincan depremini yaşayan Şeker Fabrikaları Genel Müdürlüğü Daire Başkanı elek. Yük. Mühendis Yakup AY, THY İşlemler Genel Müdürü Orhan BİRDAL; Nihat ALPTEKİN ve Zeynel ÇAYIR ile görüşülür ise;, Marmara Bölgesi ile Erzincan şehrinde ve ovasında yeraltından bomba gibi patlama gürültülü sesler işittikten sonra depremin başladığını; yüzey arazinin deniz gibi dalgalandığını; ağaçların ve binaların yana yatıp, yatıp kalktığını; bazı yerlerden alevlerin göklere yükseldiğini; etrafın nur gibi aydınlandığını; gökyüzünün kızıl renge büründüğünü. deprem gecesi Erzincan ovasında çok soğuk havanın ısındığı; ovadaki donmuş karların eridiği bu nedenler ile Erzincan ovasında çok zengin doğalgaz yatağı varlığını ve Başkan AY tarafından depremlerden 8 dakika önce depremlerin meydana geleceği konusunda fevkalade önemli keşif yapıldığı konularındaki gerçekler anlaşılacaktır.
Bu YENİ RAPOR da isimleri verilen ve 1999 Marmara depremini yaşayan Adapazarı Eski Çevre Müdürü Bayan Şafak OKTAY, Cemil DEMİR ve Osman KARA ile görüşüldüğünde 1999 Marmara depremlerinde; yeraltından bomba gibi patlama ve gürültülü sesler işittikten sonra depremin başladığını; bazı yerlerden alevlerin göklere yükseldiği; etrafın nur gibi aydınlandığı; Sapanca gölüne petrol dökülmüş gibi göl yüzünün alev ile yandığını; yüzey arazinin deniz gibi dalgalandığı; binaların yana yatıp, yatıp kalkarak ve horoz gibi kafa kafaya dövüştükleri konusundaki gerçekler anlaşılacaktır (EK 27-28).
Marmara ve Erzincan depremlerini yaşamış olan sokaktan geçen hamal efendiler dâhil binlerce ve on binlerce görgü tanıklarından da bu gerçekler konusunda bilgi edinmek mümkündür.
5) Yeraltında doğalgaz patlamalarından ileri gelen sıvılaşma olayları ile fay olmayan yerde DDY rayını bükülmekte; 1894 depreminde faylardan 25-30 Km. uzakta bulunan İstanbul Anbarlı da fay olmayan yerde zemin yarılarak 3 Km. boyunda çatlak açılmakta ve Adapazarında faylardan daha fazla hasar meydana gelmekte ve doğalgaz patlamalarından ileri gelen sıvılaşma olaylarının canavarlar kudretinde olduğu belli olmaktadır.(EK 10-11-12)
En şiddetli depremlere dayanıklı inşaatların DDY rayını büken canavarlar kudretindeki sıvılaşma olayına dayanması mümkün değildir.
Bu sebep ile yeraltında doğalgaz patlamalarından ileri gelen korkunç afetlere karşı icap edecek gerekli önlem alınması gereklidir.
Marmara bölgesi ile Erzincan şehrinde ve ovasında depremleri yaşayarak bilen bazı görgü tanıkları aşağıda gösterilen bazı çok önemli bilgiler vermektedir. Görgü tanıklarınca verilen bu bilgiler ile; Marmara bölgesi ile Erzincan şehrinde ve ovasında yeraltında doğalgaz patlamalarından ileri gelen kıyametler koparcasına çok korkunç afetlerin meydana geldiği ve Erzincan ovasındaki çok zengin doğalgaz yatağı varlığı; hakkındaki gerçekler açık ve belirgin şekilde ortaya konulmaktadır.
1992 Erzincan deprem hareketi başlamadan 1 saat önce; havanın -11,3°C soğuk olduğunu; bizzat kendisinin ölçtüğünü; Fabrika lokalinde otururken elektrik bantlarından cızırtı şeklinde sesler işitildiğini; bu buatlardan şerareler halinde ufak kıvılcımlar çıktığını; dışarıda rüzgâr yok iken; elektrik buatlardan ses işitilmesine ve kıvılcımlı şerareler meydana gelmesi sebebini anlamadıklarını; 8 dakika kadar sonra depremin başladığını; deprem hareketi başlamadan önce yeraltından uğultulu gürültülü sesleri işittikten sonra depremin başladığını; etrafın sis ile kaplandığını, gökyüzünün kızıl renge büründüğünü; yüzey arazinin deniz gibi dalgalandığını; ağaçların ve binaların yana yatıp, yatıp kalkarak kafa kafaya geldiklerini; sabaha kadar çok soğuk havanın ısındığını; arazinin donunun çözülerek çamurlaştığı konusunda fevkalade önemli bilgiler verilmiştir.
1992 Deprem gecesi Erzincan ovasında çok soğuk havanın en az 20-25 derece sıcaklığa kadar ısınması ile sabaha karşı paltolar çıkarılmıştır.
Deprem gecesi hava -11,3 C° gibi çok soğuk havadan 20-25 C° gibi sıcak havaya ulaşması için havanın en az 30-35 C° ısınmış olduğu anlaşılmaktadır. Erzincan ovasında deprem gecesi çok soğuk havayı 30-35 C° kadar gibi sıcaklığa melekler veya huriler ısıtmamıştır.
Depremler başlamadan 5 saniye önce İstanbul da deprem meydana geleceğinin bilinmesi için çok büyük masraflar yapılarak deprem istasyonları kurulmaktadır. Başkan AY; deprem başlamadan 8 dakika önce; elektrik buatlarından cızırtı seslerinin işitildiğini ve bu buatlardan şerare şeklinde ufak kıvılcımlar meydana geldiğini ilk defa keşfetmiş ve bilim dünyasına ve insanlığa paha biçilmez ölçüde yardımcı olmuştur. Başkan AY'IN ismi altın harfler ile tarihe yazılacak; altından heykeli yapılacak ve kendileri saygı ile anılacaktır.
1992 Erzincan depremi akşamı çok soğuk havada arkadaşı ile donmuş karları çiğneyerek camiye giderken aniden sam rüzgârı gibi yüzlerini yakacak sıcaklıkta rüzgârın estiğini;, ayaklarının altındaki donmuş karların erimeye başladığını; çok soğuk havada sıcak rüzgârın esmesine akıl erdiremedikleri ve yarım saat sonra cami de iken depremin başladığı konusunda enteresan bilgi vermektedir.
1992 Erzincan depreminde bomba gibi patlama sesleri işittikten ve etrafın nur gibi aydınlandıktan sonra depremin başladığı; şehrin koyu renkte sis ile kaplandığına; gökyüzünün kızıl renge büründüğü, soğuk havanın sabaha kadar çok ısındığı ve ovadaki donmuş karların eridiği konusunda bilgi vermektedir.
1939 Erzincan depreminde annesinin ovanın güneyindeki Sultanseydi yönünden kızıl renkli alevlerin göklere yükseldiğini; birçok kimsenin 1939 depreminde yerden yükselen bu alevleri gördüğünü; 1992 depreminde bizzat kendisinin yeraltında bomba gibi patlama ve uğultulu sesler işittikten sonra depremin başladığını; etrafın kesif sis ile kaplandığını;
Gökyüzünün kızıl renge büründüğünü; deprem gecesi sabaha kadar hava çok ısındığından ovadaki karların eridiği konusunda bilgi vermektedir.
1992 Depreminde camiden dışarı çıktığında karanlık gece yatsı vakti Erzincan ovasında kıpkızıl bir ışık ortamına herkesin şahit olduğu;, yatsı vakti karanlığında bu kızıllığın normal bir kızıllığın olmadığı; Karakaya’da fışkıran büyük alev topunu görenler olduğu konusunda bilgi vererek Ülkemize ve Erzincan'a çok büyük ölçüde yardım etmektedir (EK 14).
Abdülkadir DELİKTAŞ Erzincan da deprem hareketleri başlamadan kısa süre önce; yeraltından bomba gibi patlama ve gürültülü sesler işitildiği; yüzey arazinin deniz gibi dalgalandığı; ağaçların ve binaların yana yatıp, yatıp kalktıkları;, deprem akşamı hava çok soğuk olduğu halde; sabaha kadar havanın ısındığı; hava çok ısındığı için sabaha karşı paltoların çıkarıldığı ve Erzincan ovasındaki karların eridiği konusunda bilgileri de verilmiş olsaydı; Ülkemize ve Erzincan'a daha fazla yardım etmiş olacaktı.
Erzincan şehrinde ve ovasında depremleri yaşayan sokaktan geçen hamal efendiler dahil; binlerce ve on binlerce görgü tanığı bu konularda bilgi sahibi bulunmaktadır. Bu görgü tanıkları yaşamış oldukları bu olayların fevkalade önemli olduğunu bilmedikleri ve bu konularda değerlendirme yapamadıkları için; bu konulardaki gerçekler gizli kalmaktadır.
1999 Marmara depremini Adapazarı'ndan 1,5 Km dışında geçirdiğini; çok büyük gürültüler işittiğini; yeraltından çıkan alevlerin 4 katlı apartman katı yüksekliğinde yükseldiğini; kuyulardan kum kaynadığı Bayan OKTAY;, depremden sonra Sapanca'ya gittiğinde; deprem esnasında Sapanca gölünün yarılarak göklere havaya yükseldiği ve Sapanca gölünün üstüne petrol dökülmüş gibi alev ile yandığı konusunda çok enteresan açıklama yapmaktadır (EK 28,29).
İstanbul'a çok yakın olan Adapazarı'nda ve Sapanca gölünde depremler esnasında yerden alevlerin göklere yükselmesi; yeraltından çok büyük gürültüler işitilmesi ve Sapanca gölüne petrol dökülmüş gibi bu göl yüzünün alev ile yanması olaylarının üniversitelerimizce ve bilim adamlarınca henüz bilinmemesi Ülkemiz için çok acı gerçektir. Bayan OKTAY; bu konudaki gerçekleri ortaya dökmek sureti ile; Ülkemize ve bilim dünyasına ışık tutmakta ve üniversitelerimiz ile bilim adamlarına uyarı yapmaktadır.
1999 Marmara depreminde Adapazarı'nda güneyden patlama ve gürültüler işitildiğini; elektrik direklerinin yana yatıp yatıp kalktığını; binaların kafa kafaya horoz gibi dövüştüğü konusunda bilgi vermektedir.
1999 Marmara depreminde Yalova da yeraltında bomba gibi patlama ve uğultulu gürültülü sesler işitildikten ve yüzey arazi deniz gibi dalgalandıktan, ağaçlar ve binalar yana yatıp, yatıp kalktıktan sonra deprem hareketinin başladığı konusunda bilgi vermektedir.
1992 Erzincan depreminde yeraltından bomba gibi patlama ve uğultulu gürültüler olduğunu; 4 katlı Selimoğlu iş hanının asfalt yolu öpercesine 2 defa yana yatıp, yatıp kalkarak parçalandığı; asfalt yolların metrelerce yükselip alçaldığı konusunda bilgi vermektedir
1992 Erzincan depreminde şehre 2 km. uzaktaki Geçit köyünde akşam gezmesine giderken; Kırıklar tepesinde bomba gibi patlama sesleri işittiğini;, bu tepeden çıkan alevlerin göklere yükseldiğini; Erzincan şehri tarafından sis bulutunun kendisine doğru geldiği için çok korktuğunu; elektrik direklerinin yana yatıp, yatıp kalktığını; bu olaylardan sonra deprem hareketinin başladığı konusunda bilgi vermektedir.
1983 Erzincan depreminde bomba gibi patlama ve uğultulu, gürültülü sesler duyduğunu; nur gibi ışıklanmadan sonra depremin başladığı; atmosferin sis bulutu ile kaplandığı konusunda bilgi vermektedir. Marmara bölgesi ile Erzincan şehrinde ve ovasında depremler esnasında yeraltından çıkan bu sis; kavitasyon hidrolik olayından ileri gelmektedir. Yeraltından çıkan bu sisin ısı ile hiçbir ilgisi yoktur. Bu sis sıcak olmayıp soğuktur.
1992 Depreminde yeraltında gürültülü sesler işittiğini; yerden havaya doğru alevlerin yükseldiğini; nur gibi ışıklanma olduğunu; binaların yana yatıp, yatıp kalktıktan sonra depremlerin başladığı konusunda bilgi vermektedir.
1983 Erzincan depreminden 2 gün sonra Cebesoy istasyonunda; Fırat nehrinin kıyısında katran gibi petrol maddesinin akıp gittiği konusunda bilgi vermektedir
Depremlerde Erzincan ovasından çıkarak Fırat nehrinden katran gibi petrol maddesi günlerce akıp gittiği halde; ilgili Kurumların, Üniversitelerimizin ve bilim adamlarının bu gerçeği henüz bilmemesi Ülkemiz için çok büyük acı gerçektir.
1992 Depreminde Erzincan şehrinden daha yüksekte bulunan Günebakan köyünde ova tarafından bomba gibi patlama sesleri işiterek ve nur gibi ışıklanma meydana geldiğini görerek çok korktuğu için eve kaçtığını; eve girdikten sonra depremin başladığı konusunda bilgi vermektedir.
1992 Erzincan depreminde yeraltından çok kuvvetli patlama sesleri işitildiğini; alevlerin göklere yükseldiğini, her yerin nur gibi ışıklandığını, yüzey arazinin deniz gibi dalgalandığını, ağaçlar ile binaların yana yatıp, yatıp kalktığını; bu olaylardan sonra depremin başladığını;, gece olmasına rağmen gökyüzünün kızıl renge büründüğü; bu olayları yaşayan birçok görgü tanığı bulunduğu konusunda bilgi vermektedir.
1992 Erzincan depreminin ertesi günü akşam saatlerinde nur gibi ışıklanma olduktan sonra; ufak şiddette depremin meydana geldiğini; depremden birkaç gün sonra Fırat kıyısında katran gibi petrol maddesinin tortusunu arkadaşı ile gördükleri konusunda bilgi vermektedir.
1983 Erzincan depreminde nur gibi ışıklanma ve yeraltından muazzam patlama sesleri işittikten sonra deprem hareketinin başladığını, etrafın gündüz gibi ışıklandığı; yüzey arazinin deniz gibi dalgalandığını; binaların yana yatıp, yatıp kalktığı konusunda bilgi vermektedir.
1992 Depreminde Erzincan Çağlayan Girlevik köyünde deprem gecesi hava çok ısındığından en az 1.30 m. kalınlığındaki karın sabaha kadar eridiği konusunda bilgi vermektedir.
19) Şoför Kemal DİNÇ
1992 Erzincan depreminde yeraltından bomba gibi patlama sesleri işitildikten sonra deprem hareketinin başladığı; hava çok soğuk iken depremden kısa bir süre sonra havanın çok ısındığı ve donmuş karların eridiği konusunda bilgi vermektedir.
1992 Depreminden sonra Erzincan da en şiddetli depremlere dayanıklı birçok B.A bina inşa edilmiştir. Erzincan da ara sıra 2, 3, 4, 5 gibi ufak şiddetteki depremlerde; suya doygun zeminlerin bulunduğu yerlerde; yeraltında doğalgaz patlamaları ile ufak ölçüde sıvılaşma olayları meydana gelmektedir. Depreme dayanıklı inşa B.A binalarının kolonları, kirişleri, döşemeleri ve perde duvarları gibi taşıyıcı aksamları; ufak sıvılaşma olaylarına dayanamamış ve binaların taşıyıcı aksamları çok tehlikeli şekilde çatlamışlardır.
Bu çatlak binalar; ileride meydana gelecek çok şiddetli olamayan depremlerde bile; burgu gibi bükülerek param parça olmaya ve bina içindeki insanların da pestil gibi ezilmeye mahkum bulunmaktadır. Bu çatlak binalar; sıvanarak, badana yapılarak çatlaklar çok mükemmel şekilde gizlenmektedir. Bu çatlak binalar sıvanarak veya sıva çatlağı olduğu yutturulması ile; Erzincan halkına terk ve teslim edilmiştir.
Bu binaların taşıyıcı aksamlarının çatladığını Erzincan da Metin ÇÖREKÇİ, Dr. Cihangir ARISAN, Dr. Hilmi SEVİNÇ; Nihat YAPAR, Hüseyin YERGÜN gibi birçok kimseler tarafından bilinmektedir.
MTA. nın 1/500.000 ölçekli Erzurum jeolojik haritasında Diyarbakır'ın Hazro ilçesindeki petrol ve doğalgaz teşekkülüne uygun jura, kretase, eosen ve miosen gibi katmanlar bulunmaktadır. Erzincan ovası ve bu ova civarında da petrol ve doğalgaz teşekkülüne uygun jura, kretase, eosen, miosen gibi katmanların benzer şekilde bulunduğu görünmektedir. Hazro da petrol ve doğalgaz aramak gayesi ile 11 adet sondaj yapıldığı halde; Erzincan ovası ve civarında petrol ve doğalgaz aramak için hiçbir sondaj yapılmamıştır.
MTA Genel Müdürlüğü tarafından Erzincan ovasında sıcak su aramak için; fayların getirmiş olduğu mağmatik yapılı zeminlerin çatlaklarında 4 derin kuyu sondajı yapılmıştır. Bu derin kuyu sondajlarından asitli, acı, kaplıca suları çıkmaktadır. Mağmatik yapılı bu sondajlardan petrol ve ya doğalgazın çıkması mümkün değildir.
Erzincan ovasında yapılacak sismik etütler neticesine göre sedimanter zeminlerde yapılacak sondajlardan sıvı petrol ve doğalgaz göklere fışkıracak ve çok ekonomik üretim yapılacaktır.
1509 Depreminde İstanbul'un sahil boyundaki ve Galata surlarını aşacak ölçüde çok yüksek Tsunami dalgaları meydana gelmiştir.( Ek: 13)
1894 İstanbul depreminde kıyıdaki kayıkları, tekneleri, mavnaları parçalayacak ölçüde Tsunami dalgaları meydana gelmiştir. Bu dalgalar Tsunami dalgalarıdır. Bu Tsunami dalgalarının Marmara denizinde doğal gaz patlamaları ile deniz suyunun havaya savrulmasından ileri geldiği anlaşılmaktadır. (Ek: 22,32,33,34)
Marmara bölgesinde 326 ve 1894 yılları arasındaki 1568 senede meydana gelen 19 depremden 9 depremde Marmara denizinde Tsunami meydana gelmiştir (EK 15)
Tarihi bilgilere göre Marmara Denizinde çeşitli dalga büyüklüğünde Tsunami dalgalarının meydana geldiği belli olmaktadır.
1995 JAPON KOBE DEPREM AFETİ DÜŞEY YÖNLÜ HAREKETLERDEN İLERİ GELMİŞTİR.
Japonya da 7.2 gibi çok şiddetli olmayan 1995 Kobe depreminde; en şiddetli depremlere dayanıklı inşaatlar çok şiddetli olmayan bu depreme dayanamamıştır. Kobe de depremlere dayanıklı inşaatlar, Marmara bölgesi ile Erzincan da olduğu gibi yana yatıp yatıp kalkarak ve burgu gibi bükülerek; param parça olmuşlardır.
Kobe deprem afetinin; deprem üssü merkezinin yakın olması sebebi ile; Kobe'nin aşağıdan yukarı doğru itilerek; düşey yönlü deprem hareketlerinden ileri geldiği bu depremin ilk günü keşfedilmiştir.
Kobe'ye 50 milyar ABD doları gibi muazzam masraf ile; esneyen mavsallı oynak sistemde inşaatlar yapılmış ve Kobe düşey yönlü hareket canavarına karşı korunmuştur.
1995 Kobe deprem afetinin düşey yönlü hareketlerden ileri geldiği; bu depremin ilk günü keşfedildiği halde; Marmara bölgesi ile Erzincan şehrinde ve ovasında deprem hareketleri başlamadan kısa süre önce yeraltında doğalgaz patlamaları ile ve bu patlamaları ile meydana gelen sıvılaşma olayları ile; zeminlerin aşağıdan yukarı doğru itilmesinden ileri geldiği henüz bilinmemektedir.
Bilim dünyası ve özellikle Japonlar tarafından düşey yönlü hareketlerin esneyen oynak sistemler ile önerileceği kesin olarak belli olmuştur. Kobe’de olduğu gibi esneyen mavsarlı oynak sistemler ile düşey yönlü hareketlerin önlenmesi çok pahalıya mal olmaktadır. Bu nedenle esneyen zeminlerden ve esneyen yapı malzemelerinden istifade etmek fevkalede faydalı olacaktır.
1894 İSTANBUL DEPREMİNDE YERALTINDA DOĞALGAZ PATLAMALARI VE SIVILAŞMA OLAYLARININ KORKUNÇ AFETLERE SEBEP OLDUĞU ANLAŞILMAKTADIR.
Afet İşleri Genel Müdürlüğünün Feriha ÖZTİN tarafından düzenlenen 1894 İstanbul deprem raporunda yer altında patlama ve gürültülü sesler işitildikten sonra deprem hareketlerinin başladığı; Prenses adalarında top patlar gibi sesler işitildiği; zeminlerde düşey yönlü hareketler meydana geldiği; yüzey arazinin sarsılarak deniz gibi dalgalandığı; rijit yapılı kagir binalarda çok büyük hasar olduğu halde ahşap, salaş ve tuğla gibi yapılarda bir miktar esneme olduğundan; bu yapılarda daha az hasar meydana geldiği; faylarda 25-30 km. uzakta olan İstanbul Anbarlı da fay olmayan yerde zeminin yarılarak 3 km. boyunda çatlak açıldığı; Marmara denizinde Adalarda ve bir çok yerde çatlaklar açıldığı; Marmara denizinde sular kıyılardan 200 m. geri çekildikten soma meydana gelen dalgalar (Tsunami dalgaları) ile kayıkların, teknelerin, mavnaların parçalandığı; birçok yerlerin sular altında kaldığı suya doygun zeminlerin bulunduğu yerlerde çok büyük hasarlar meydana geldiği halde bu yerlere bitişik; yakın olan suya doygun zeminlerin bulunmadığı yerlerde hiçbir deprem hasarı meydana gelmediği binalardan toz bulutunun yükseldiği; bazı depremlerde gürültülü seslerin ve sarsıntıların aylarca devam ettiği konularında çok önemli bilgiler verilmektedir. (Ek: 23-31-32-33-34)
Bu rapor incelendiğinde; 1894 İstanbul depremi meydana geldiği dönemde; yeraltında doğalgaz patlamaları ve bu patlamalar ile suya doygun zeminlerde sıvılaşma olayı meydana geldiği konularının henüz bilinmediği anlaşılmaktadır. Bu rapor incelendiğinde Marmara Bölgesi ile Erzincan şehrinde ve ovasına deprem hareketleri başlamadan yeraltında doğalgaz patlamalarından ileri gelen ve dünyada benzeri olmayan afetlerin Marmara Bölgesi ile Erzincan şehrinde ve ovasında benzer şekilde meydana geldiği anlaşılmaktadır.
1509 İstanbul depremi olup bittikten soma yeraltında doğalgaz patlamalarından ileri gelen sarsıntılar gece gündüz devam etmiştir. Doğalgaz patlamalarından ileri gelen yüzey arazinin deniz gibi dalgalanması ve sıvılaşma olayları ile meydana gelen bu sarsıntılar deprem sarsıntıları olarak algılanmış ve bu olaylar deprem olayı olarak kabul edilmiştir. Marmara bölgesi ile Erzincan şehrinde ve ovasında bazen depremler olup bittikten soma yeraltında doğalgaz patlamaları ve bu patlamalarından ileri gelen sarsıntılar aylarca ve yıllarca devam etmektedir (EK 9,23,31).
1509 İstanbul depreminde Yavuz Sultan Selim'in babası II. BEYAZIT Osmanlı Padişahı olarak İstanbul da bulunuyordu. Bu devirde dünyanın öküzün boynuzları üstünde olduğuna ve öküzün boynuzlarını oynatması ile; depremlerin meydana geldiği hurafelerine inanılıyordu. Bu devirde faylar, doğalgaz, doğalgazın grizu gibi patlaması ve sıvılaşma olayları henüz bilinmiyordu.
501 sene önce; 1509 İstanbul depreminde, Osmanlı Padişahı II. BEYAZIT; İstanbul'un çeşitli yerlerine 400 kuyu kazdırarak; yeraltında doğalgaz patlamalarından ileri gelen ve 30 gün veya 45 gün devam eden sarsıntılardan İstanbul'u kurtarmıştır.( EK 13-23 )
Bu kuyular ile yer altında kil tabakaları arasında düdüklü tencereye benzer kapalı ortama 400 delik açılmıştır. Bu kuyular denge bacası görevi yapmış ve yeraltında doğalgaz patlamalarından ileri gelen muazzam basınçlar ve meydana gelen sıvılaşma olaylar bilimsel olarak önlenmiştir.
Yeraltında doğalgaz patlamalarından ileri gelen sarsıntıları önleyen bu kuyular ile depremlerin ve deprem sarsıntıların önlenmesi mümkün değildir.
Yüce Padişahımız II. BEYAZIT; başını mezardan kaldırsa; Marmara bölgesi ile Erzincan şehrinde ve ovasında suya doygun zeminlere ulaşacak şekilde 10-20-50-100 m. gibi az derinlikte ve 80-100Cm. gibi geniş kuyular kazdırarak; bu yerleri kıyametler koparcasına çok korkunç afetlerden kolayca ve çok az masraf ile kurtaracaktır.
Bugüne kadar Osmanlı Padişahı II. BEYAZIT'TAN başka hiçbir kimse; yeraltı düdüklü tenceresinde doğalgaz patlamalarından ileri gelen sarsıntıları önlemek için bilimsel çare aramamıştır. Çok akıllı ve üstün yetenekli padişahımız II. BEYAZIT ın altından heykellerini yaparak; Marmara bölgesi ile Erzincan şehrini ve ovasına dikmek gerekir. Marmara Bölgesi ile Erzincan şehrinde ve ovasında yer altı düdüklü tencereleri muazzam büyüklükte bulunmaktadır. Bu sebeple bugüne kadar açılmış olan ufak çaplı artezyen ve sondaj kuyuları faydalı olmuştur. Denge bacası görevini tam ve iyi yapabilmek için mutlaka geniş çaplı kuyuların açılması gereklidir.
Marmara bölgesi ile Erzincan şehrinde ve ovasında yeraltında doğalgaz patlamaları ile ve bu patlamalardan ileri gelen sıvılaşma olayları ile bu zeminler aşağıdan yukarı doğru düşey yönde itilmektedir. Bu itilmeler ile bu zeminlerde sonsuz sayıda açılan çatlaklar ve kılcal çatlaklar açılmaktadır.
Bu çatlaklar ile bu zeminler çok mükemmel şekilde esneme özelliği kazanmaktadır.
Marmara bölgesi ile Erzincan şehrinde ve ovasında deprem üssü merkezlerinde ve faylarda meydana gelen deprem hareketleri esneyen zeminlere ulaşınca; bu zeminlerin çok mükemmel şekilde esnemesi ile deprem hareketleri 50 m. gibi kısa mesafelerde çok zayıflamaktadır. Marmara bölgesi ile Erzincan şehrinde ve ovasında fayların 50 m gibi dışında kalan çok geniş yerlere çok zayıflamış deprem hareketleri ulaştığından; bu yerlerde deprem tehlikesi kalmamaktadır.
Bu sebep ile dünyada yalnız Marmara bölgesi ile Erzincan şehrinde ve ovasında fayların 50 m. dışında olan çok geniş alanlarda deprem olayları çok önemli olmadığı halde; bu yerlerde yeraltında doğalgaz patlamaları ve sıvılaşma olayları çok önemli ve çok belalıdır.
Osmanlı Padişahı II. BEYAZIT gibi kuyular açarak yeraltında doğalgaz patlamalarından ileri gelen afetler önlendiği taktirde; Marmara Bölgesi ile Erzincan şehrinde ve ovasında fayların 50 m. dışında olan yerlere çok zayıflamış deprem hareketleri ulaşacağından; bu yerlerde hiçbir önemli deprem hasarı meydana gelmeyecektir. Bu yerler deprem bakımından en emniyetli yerler olacak; bu yerlere çok büyük yüksek inşaatlar emniyetle yapılacak ve yerler altın gibi kıymetlenecektir.
Hiçbir masraf yapmadan zeminlerin kendiliğinden, bedavadan esnemesi Marmara Bölgesi ile Erzincan şehrine ve ovasına paha biçilmez ölçüde değer kazandırmaktadır. Dünyanın başka hiçbir yerinde hiçbir masraf yapmadan zeminler kendiliğinden ve bedavadan esnememekte ve deprem hareketlerini zayıflatmamaktadır. Bu sebeple Marmara Bölgesi ile Erzincan şehrinde ve ovasında yeraltında doğalgaz patlamalarından ileri gelen afetler önlendiği taktirde bu yerlerin deprem ile hiçbir tehlikesi kalmayacaktır.
Depremleri önlemek mümkün değildir. Depremlere karşı en önemli çare; faylardan uzak yerlerde; depremlere dayanıklı sağlam inşaatlar yapmaktır.
Sözü geçtiği gibi Marmara bölgesi ile Erzincan şehrinde ve ovasında yeraltında kil tabakaları arasında düdüklü tencerelerinde kapalı ortamda yeraltında doğalgaz patlaması ve bu patlamalardan ileri gelen sıvılaşma olayları kıyametler koparcasına çok korkunç afetler meydana gelmektedir. Doğalgaz patlamalarından ileri gelen sıvılaşma olayı ile DDY rayı canavarca bükülmektedir (EK 10).
DDY. rayını bükebilen bu canavarlar kudretindeki sıvılaşma olaylarına en şiddetli depremlere dayanıklı inşaatların dayanması mümkün değildir. Bu neden ile yeraltında doğalgaz patlamalarından ileri gelen bu korkunç afetler için gerekli teknik önlemlerin alınması şart ve gereklidir.
Depremleri önlemek mümkün olmadığı halde; yeraltında doğalgaz patlamalarından ileri gelen afetleri çeşitli teknik önlemler ile önlemek mümkündür.
Sözü geçtiği gibi 1509 İstanbul depreminde Osmanlı Padişahı II.BEYAZIT; İstanbul'un muhtelif yerine 400 kuyu kazdırarak; yeraltında suya doygun zeminlere 400 delik açmış ve yeraltında doğalgaz patlamalarından ileri gelen sarsıntılardan İstanbul'u çok az masraf ile kolayca kurtarmıştır.
Yeraltında doğalgaz patlamaları ve sıvılaşma olayları ile zeminlerde açılan çatlaklar ile bu zeminler çok mükemmel şekilde esneme özelliği kazanmaktadır. Zeminlerin çok mükemmel şekilde esnemesi ile 50 m. gibi kısa mesafelerde deprem hareketleri çok zayıflamaktadır.
Marmara bölgesi ile Erzincan şehrinde ve ovasında yeraltında doğalgaz patlamaları ile meydana gelen sıvılaşma olayları kuyular açılarak önlendiği taktirde; zeminlerin çok mükemmel şekilde esnemesi ile faylardan 50 m. uzaktaki yerlere çok zayıflamış deprem hareketleri ulaşmaktadır. Bu teknik önlem alındığı taktirde; Marmara bölgesi ile Erzincan şehrinde ve ovasında faylardan 50m. gibi uzak yerlerdeki muazzam büyüklükteki çok geniş alanlarda hiçbir önemli deprem hasarı olmayacaktır.
Kısacası Marmara Bölgesi ile Erzincan şehrinde ve ovasında kuyular açarak gerekli önlem alındığı taktirde; bu yerlerde fayların 50 m dışında bulunan her yer deprem bakımından en emniyetli yerler olacak ve bu yerlere çok katlı yüksek inşaatlar emniyet ile yapılacak ve bu yerler altın gibi çok kıymetlenecektir.
Deprem harabeleri olarak terk edilen Eski Erzincan şehirlerinden hiçbir fay geçmemektedir. Deprem harabeleri olarak terk edilen bu yerlerde; yeraltında doğalgaz patlamalarından ileri gelen afetler önlendiği taktirde; bu yerlerin tamamı; deprem bakımından en emniyetli yerler olacak ve bu yerlere 5-10 katlı inşaatlar emniyetle yapılacaktır.
Hiçbir masraf yapmadan zeminlerin kendiliğinden ve bedavadan çok mükemmel şekilde esnemesi ve 50 m. gibi kısa mesafelerde deprem hareketlerinin çok zayıflaması Marmara Bölgesi ile Erzincan şehri ve ovasına paha biçilmez ölçüde değer kazandırmaktadır.
SIVILAŞMA OLAYLARINA KARŞI AHŞAP VE PERLİT GİBİ ESNEME ÖZELLİĞİ OLAN MALZEMELER İLE İNŞAAT YAPMAK DEPREMLERE KARŞI ÇOK FAYDALIDIR
Sözü geçtiği gibi Marmara Bölgesi ile Erzincan şehrinde ve ovasında yeraltında doğalgaz patlamaları ile ve suya doygun zeminlerde meydana gelen canavarlar kudretindeki sıvılaşma olayları ile zeminler aşağıdan yukarı düşey yönde itilmekte ve yüzey arazi sarsılarak deniz gibi dalgalanmaktadır. Yüzey arazinin deniz gibi dalgalanması olaylarında çok büyük ölçüde düşey yönlü hareketler vardır. Doğalgaz patlamalarından ileri gelen sıvılaşma olayları ve düşey yönlü hareketler DDY rayını bükebilecek canavarlar kudretindedir. En şiddetli depremlere dayanıklı inşaatlar bu düşey yönlü hareketlere karşı dayanamamakta ve bıçak gibi doğranarak paramparça olmaktadır.
Sözü geçtiği gibi Japonya'da 7,2 gibi çok şiddetli olmayan 1995 Kobe depreminde; en şiddetli depremler dayanıklı inşaatlar bu çok şiddette olmayan depreme dayanamamış ve param parça olmuşlardır.
Japonlar Kobe deprem afetinin Kobe’nin aşağıdan yukarı doğru itilmesinden ve düşey yönlü hareketlerden ileri geldiğini bu depremin ilk günü keşfetmişlerdir.
Japonlar Kobe' ye 50 milyar ABD doları gibi muazzam masrafla esneyen mafsallı oynak sistem de inşaatlar yaparak Kobe yi düşey yönlü hareket canavarına karşı korumuşlardır. Düşey yönlü hareket canavarına karşı gelmek için en iyi teknik yöntem esnemelerden istifade etmek yöntemidir.
Marmara bölgesi ile Erzincan şehrinde ve ovasındaki inşaatları düşey yönlü hareket canavarına karşı korumak için; esnek ve mavsallı oynak sistemde inşaatlar yapılması halinde; en az 500 milyar ABD doları gibi çok muazzam masraf yapmak gerekecektir.
Bu nedenle Marmara bölgesinde Erzincan şehrinde ve ovasında hiç bir masraf yapmadan zeminlerin kendiliğinden ve bedavadan çok mükemmel şekilde esnemelerinden istifade edilmesi çok faydalı olacaktır. Açıklandığı gibi zeminlerin kendiliğinden çok mükemmel şekilde esnemesi ile deprem hareketleri 50 metre gibi kısa mesafelerde çok zayıfladığından; Marmara bölgesi ile Erzincan şehri ve ovasında fayların 50 metre gibi dışında kalan çok geniş alanlarda deprem olayı çok önemli olmadığı halde; bu yerlerde doğalgaz patlamaları çok önemli ve çok belalıdır.
Bu nedenler ile ahşap ve perlit gibi esneyebilen ve her türlü hareketleri zayıflatan inşaat malzemelerinden istifade etmek en uygun çözüm yoludur.
Ahşap fevkalâde iyi esneyerek hareketleri çok zayıflattığı halde; ahşap inşaatların yangın tehlikesi olduğundan ahşap inşaatlar yapılması tercih edilmemektedir.
1. Perlit çimento ile priz yaparak normal betonlara göre daha çok mukavemetli perlitten beton ve B.A betonları elde edilmektedir.
2. Perlitten imal edilen betonlar zaman geçtikçe mukavemetleri daha artmakta dondan zarar görmemekte; ve perlitten imal edilen betonlar ve B.A. betonları -45 derece gibi çok soğuk ortamlarda mukavemetleri %35 oranında artmaktadır.
3. Perlitten imal edilen beton ve B.A betonları bir miktar esnediğinden cam gibi kırılmamaktadır. Perlitin cam gibi kırılmaması çok önemli fevkalâde faydalıdır.
4. Perlitten imal edilen BA betonların elâstikiyet modülleri çok az olduğundan perlit betonları ve perlit B.A betonları bir miktar esneyerek deprem hareketlerini ve her türlü hareketleri zayıflatmaktadır.
5. Perlitten imal edilen beton ve B.A betonları çok hafif olduğu için bilhassa deprem bölgelerinde; perlit kullanılması fevkalade faydalı olmaktadır.
6. Perlit ısı ve ses yalıtımları için çok faydalı olmaktadır.
7. 1992 Erzincan depreminde, perlit kullanılan inşaatlarda hasar olmadığı bu malzemelerin mukavemetlerinin büyük olmasından ve iyi esnemelerinden ileri geldiği açık ve belirgin şekilde ortada görünmektedir.
8. Perlitin patlatılarak ağırlığı çok az olan patlamış perlitlerden inşaat malzemelerin elde edilmektedir. Patlamış perlit malzemelerinde istifade edilmesi ve depremlere karşı en iyi çaredir. Perlitten imal edilen beton ve B.A betonlarının özellikle deprem bölgelerinde fevkalade faydalı olduğu belirgin şekilde ortada görülmektedir. Ülkemizde ve özellikle deprem bölgelerinde perlit kullanılması için gerekli teşviklerin verilmesi faydalı olacaktır.
Gelişmiş Ülkelerde ve özellikle Almanya’da perlitten inşaatlar yapılarak; hem hafif yapılar elde edilmekte hem de ısı ile ses yalıtımlarından istifade edilmektedir.
Ülkemizde çok bol miktarda perlit yatakları vardır. Bu perlit yataklarında çok farklı özellikte perlit cinsleri vardır. Bu perlit yataklarında araştırma yapılarak elastikiyet modülü az olan ve esneme özelliği bulunan perlit malzemelerinden Ülkemizin her yerinde ve özellikle deprem bölgelerinde kullanılması ülkemize çok büyük katkılar sağlayacaktır.
Bu nedenler ile Ülkemizde ve özellikle deprem bölgelerinde inşaatlarda perlit kullanılması için teşviklerin verilmesi Ülkemiz için çok faydalı olacaktır.
1045 Erzincan depreminde gökte muazzam miktarda doğalgazın alev ile yanması ile güneş ile ayın rengi kan rengine boyanmıştır (EK 9).
1939 Depremi olduğu esnada her yer 80-100 Cm donmuş karlar ile kaplı bulunuyordu. Bu depremde yeraltı deprem hareketleri başlamadan kısa süre önce; yeraltından muazzam patlama ve uğultulu gürültülü sesler işitilmiş ve karanlık gecede etraf nur gibi ışıklanmıştır. Bu depremde çorapsız, ayakkabısız, yalınayak ve çıplak halde; çok soğuk havada karların üstünde yürünmüştür. Bu depremden 6-8 saat sonra hava çok ısındığından ve karlar eridiğinden; soba yakılmadan mahruti çadırda depremin ilk gecesi geçirilmiştir. Bu depremde hava çok ısındığından depremin 3. ve 4. gününden itibaren ölüler kokmaya başlamıştır. Bu depremde Erzincan ovasının güneyindeki Sultan Seydi mevkii civarından çıkan alevler günlerce göklere fışkırmıştır.
1983 Erzincan depreminde deprem başlamadan önce yeraltından patlama ve uğultulu gürültülü sesle işitilmiş; bazı yerlerden ve özellikle Kırklar tepesinden çıkan alevler göklere fışkırmış; etraf nur gibi ışıklanmış; atmosfer sis bulutu ile kaplanmış; gökyüzü kızıl renge bürünmüş; hava çok ısınmıştır. Bu depremde kar olmadığı için kar erimesi olmamıştır. Bu depremde Erzincan ovasından çıkan katran gibi petrol maddesi Fırat nehrinden günlerce akıp gitmiştir. 1992 Erzincan depreminde bazı yerlerden alevler göklere yükselmiş; etraf nur gibi ışıklanmış gökyüzü saatlerce ve günlerce kızıl renge bürünmüş; bazı yerlerden alevler ve Karakaya köyü civarında büyük alev topu göklere fışkırmıştır (EK 14).
Bu depremde bulutların çok üstünde doğalgazın alevle yanması ile Erzincan ovasındaki çok soğuk hava ısınmış; hava çok ısındığından sabaha karşı paltolar çıkarılmış ve ovadaki karlar erimiştir.
Erzincan ovasında trilyonlarca m3 çok soğuk havayı ısıtan ve ovadaki karları eriten doğalgaz miktarını hesaplamak mümkündür. Bu hesap yapıldığında; her deprem gecesi Erzincan ovasında Ülkemizin yıllık doğalgaz ihtiyacı olan 20 milyar n3 doğalgazdan kat kat fazla doğalgaz yandığı anlaşılmaktadır.
Erzincan ovasında bulutların üstünde milyarlarca soba yakılsa; bu ovadaki karlarların eriyemeyeceği düşünülürse; her deprem gecesi Erzincan ovasında gökte muazzam miktarda doğalgaz yandığı kabaca hesaplamak mümkündür.
Depremlerde Melekler ve Huriler Erzincan ovasındaki trilyonlarca m3 çok soğuk havayı ısıtmamakta ve ovadaki donmuş karları eritmemektedir.
Sözü geçtiği gibi Erzincan ovasındaki çok zengin doğalgaz yatağı ile Ülkemizin ve Erzincan'ın kaderi değişecek; Ülkemizin bütün doğalgaz ihtiyacı fazlası ile karşılanacak; fazla doğalgaz harice ihraç edilecek; Ülkemiz doğalgaz bakımından dışa bağımlılıktan kurtulacak; Mersin Akkuyu da ve Sinop da nükleer enerji santral inşasından ve vazgeçilecek; doğalgaz ve elektrik fiyatları çok ucuzlayacak ve yüz binlerce insana iş imkanı sağlanacaktır.
Doğa Erzincan ovasında çok zengin doğalgaz yatağı varlığını açık ve belirgin şekilde ortaya koymaktadır. Bu doğalgaz yatağını Allah'tan başka hiçbir kimse yok edemeyecektir.
Doğa tarafından çok açık ve belirgin şekilde ortaya konulmuş olan Erzincan ovasındaki bu doğalgaz yatağı varlığı T.P.A.O. Genel Müdürlüğünce ve TÜBITAK Başkanlığınca kabul edilmemektedir.( EK 7- 8 )
Akıllı ve yetenekli petrol ve doğalgaz konularında uzman teknik elemanlar Erzincan depremlerini yaşamış olan sokaktan geçen hamal efendileri dahil binlerce ve on binlerce görgü tanığı ile görüştükleri ve gerekli soruşturmalar ile gerekli araştırmalar yapıldığı taktirde; Erzincan ovasındaki çok zengin doğalgaz yatağı varlığı kabul edilecektir.
326 ve 1894 yılları arasında 1568 yılda; Marmara bölgesinde meydana gelen 19 depremden 9 depremde Marmara denizinde Tsunami dalgaları meydana gelmiştir (EK 15).
İstanbul boğazda yeraltı tüp geçit’inin inşaası esnasında; bu tüp geçit’in Yenikapı çıkış yerindeki Eski Bizans limanında 15 geminin (bu gemiler ufak gemileridir) kıyıya sürükleyerek yan yana ve üst üste battığı; Marmara denizinde meydana gelen Tsunami dalgaları sebebi ile batmış olduğu bilim adamları tarafından tespit edilmiştir. Bu tespit ile Marmara denizinde Tsunami dalgaları meydana geldiği doğrulanmıştır.
1509 Depreminde İstanbul'un sahil boyundaki ve Galata surlarını aşacak ölçüde Tsunami meydana gelmiş; Marmara denizi kıyısında birçok yer defalarca sular altında kalmıştır (EK 13-31-32-33-34).
Osmanlı Padişahı II. BEYAZIT; 1509 İstanbul depreminde kıyamet koptu diye Edirne'ye kaçmış ve; 13 gün sonra Edirne de de deprem olunca; Padişah İstanbul'a geri gelmiştir. 1894 İstanbul depreminde kıyıdaki kayıklar, tekneler ve mavnalar meydana gelen dalgaları ile ufak ölçüdeki Tsunami ile parçalanarak batmış ve birçok yerler sular altında kalmıştır(Ek 34).
1894 depreminde Marmara denizinde meydana gelen bu dalgalar Tsunami dalgalarıdır. Bu depremde sular kıyılardan 200 m. geri çekildikten soma deniz dalgaları meydana gelerek birçok yerleri sular altında bırakmıştır.
Marmara depremlerinde kıyılardan sular geri çekildikten sonra Tsunami dalgalarının gelmesi sebebini hiç kimse araştırmamıştır.
Depremler esnasında Marmara denizinde doğalgaz patlamaları ile deniz suyunun havaya savrulması ile, kıyılardan suların geri çekildikten sonra Tsunami dalgaları meydana geldiği belli olmaktadır.
MARMARA DENİZİNDE 1509 İSTANBUL DEPREMİNDE OLDUĞU GİBİ TSUNAMİ MEYDANA GELİRSE ÜLKEMİZ VEFAT EDER GİBİ FELÇ OLACAKTIR
Marmara Denizinde deprem darbesi ile 2 – 3 m. yüksekliğinde küçük Tsunami dalgaları meydana geldiği halde; doğalgaz patlamalarından ileri gelen Tsunami dalgaları 6 m. gibi çok yüksek dalgaları halinde olabilmektedir. (EK 13,31,33)
Sözü geçtiği gibi; 1509 depreminde İstanbul'un sahil boyundaki ve Galata surlarını aşacak ölçüde ve Yenikapı Eski Bizans limanında 15 gemiyi (bu gemiler küçük gemilerdir) aşacak ölçülerde Marmara denizinde fevkalade önemli Tsunami olayları meydana gelmiştir.(Ek 13-31-32-33-34)
1894 İstanbul döneminde kıyıdaki kayıkları, tekneleri batırabilecek ölçüde Tuanami dalgaları meydana gelmiş ve Marmara denizi kıyılarında sular geri çekildikten sonra birçok yerler sular altında kalmıştır.(Ek 34)
Marmara denizinde İstanbul'un sahil boyundaki ve Galata surlarını aşacak ölçüde veya Yenikapı da Eski Bizans limanında olduğu gibi 15 gemiyi batıracak ölçüde Tsunami meydana gelirse, Marmara denizi kıyılarında çok büyük can kaybı ve trilyonlarca ABD doları gibi çok büyük mal kaybı verilecek ve Ülkemiz vefat etmiş gibi felç olacaktır. Bu konuda Devletçe ve bütün vatandaşlarımızca el birliği yapılarak; gerekli önlemlerin alınması için çalışmalara başlanılması şarttır.
Bilim dünyasınca depremler başlamadan önce depremlerin meydana geleceğini tespit etmek için; milyonlarca ve milyarlarca ABD doları gibi çok büyük masraflar yapılmaktadır.
İstanbul da kurulan deprem istasyonlarınca depremin başlayacağı ancak; 3 saniye önce belirleneceği konusunda bilgi verilmektedir. Bu 3 saniyelik sürenin 5 saniyelik süreye çıkarılması için; çok büyük emek ve masraflar yapılması gerektiği konusunda televizyonlarda yayınlar yapılmaktadır.
Şeker Fabrikaları Genel Müdürlüğünde; Daire Başkanı bulunan; Elektrik Yüksek Mühendisi Yakup AY; 1992 Depremini Erzincan yaşamıştır.
Sayın Başkan AY; arkadaşı elektrik teknisyeni ile deprem hareketi henüz başlamadan 8 dakika kadar önce; elektrik buatlarından cızırtı şeklinde sesler işitildiğini ve bu buatlardan kıvılcımları halinde ufak kıvılcımlar çıktığını; keşfetmiştir.
Dünyanın her yerinde ve depremler başlamadan 8 dakika gibi süre önce; elektrik buatlarından cızırtı şeklinde sesler işitiliyor ve bu elektrik buatlarından şerare şeklinde ufak kıvılcımlar çıkıyor ise; Başkan AY; hiçbir masraf yapmadan depremlerin önceden bilinmesi konusunda insanlığa ve bilim dünyasına paha biçilemez ölçüde fevkalade önemli keşif yapmışlardır. Başkan AY'ın; bu keşfi ile; altından heykeli yapılarak kendileri daima saygı ve şükran ile anılacaktır.
1045 Erzincan depreminden bugüne kadar aradan geçen 965 sene içinde en az Erzincan da 29 deprem meydana gelmiş; bu depremlerin hepsinde kıyametler koparcasına afetler meydana geldiği ve her depremde gökte muazzam miktarlarda doğalgaz yandığı halde; bu konuda yalnız 1045 Erzincan depremine ait yazılı belge bulunmaktadır.
1045 Erzincan depreminde; kıyametler koparcasına korkunç afetler meydara gelmiş ve gökte doğalgazın alev ile yanması ile güneş ve ayın rengi kan rengine boyanmıştır(EK9).
1992 Depreminde karanlık gece yatsı vaktinde Erzincan da kıpkızıl ışık ortamının meydana geldiği ve Karakaya köyü civarında büyük bir alev topunun fışkırdığı konusunda Sayın Abdülkadir DELİKTAŞ bu konuda ilk defa verdiği bilgiler Ülkemiz ile Erzincan için fevkalade faydalı olmuştur.(EK14)
Abdülkadir DELİKTAŞ verdiği bu bilgiler ile; Erzincan'a ve Ülkemize çok büyük yardım yapmıştır. Abdülkadir DELİKTAŞ; depremler esnasında bazı yerlerden alevlerin göklere yükseldiği; etrafın nur gibi ışıklandığı; gökyüzünün saatlerce ve günlerce kızıl renge büründüğü; deprem geceleri Erzincan ovasında sabaha kadar havanın çok ısındığı; hava çok ısındığından sabaha karşı paltoların çıkarıldığı ve ovadaki karların eridiği; deprem hareketleri başlamadan önce yer altında bomba gibi patlama ve uğultulu sesler işitildiği; yüzey arazinin deniz gibi dalgalandığı; ağaçların ve binaların yana yatıp yatıp kalktığı konusunda yaşanan gerçekler konularında bilgi vermiş olsaydı Ülkemize ve Erzincan'a daha çok büyük yardım etmiş olacaktı. Görgü tanıkları depremler esnasında meydana gelen bu olayların çok önemli olduğu bilinmediğinden; bu gerçekler ortaya dökülmemekte ve gizli kalmaktadır.
Bu gerçeklerin gizlenmesinin hiçbir faydası yoktur. Bu gerçekler ortaya döküldüğü takdirde; Marmara bölgesi ile Erzincan şehrinde ve ovasında yeraltında doğalgaz patlamalarından ileri gelen kıyametler koparcasına çok k
orkunç afetler çok az masrafla kolayca önlenecek ve Erzincan ovasındaki bu çok zengin doğalgaz yatağı varlığı ülkemize kazanılacaktır.
MALEZYADA OLDUĞU GİBİ ERZİNCAN OVASINDA DA SERPANTİN ZEMİNLERDE PETROL BULUNMAKTADIR.
Serpantin zeminlerde petrolün teşekkül etmesi mümkün olmadığı halde; Malezya da bazı yerlerde serpantin zeminlerin içerisinde petrol bulunmaktadır. Malezya da petrol göç ederek basınç ile serpantin zeminlerin içerisine zerk edilmiştir.
Erzincan ovası ve civarında petrolün teşekkül ettiği jura, kretesa, eosen ve miosen katmanları ile serpantin zeminler yan yana bulunmaktadır. Erzincan ovası ve civarında da petrolün (doğalgazın) göç ederek serpantin zeminlerin içerisine çok büyük basınç ile zerk edildiği anlaşılmaktadır.
Erzincan merkez köylerinden Çatalarmut köyünün Esesi yaylasındaki ziyarette; kuzu pişirmek için yapılan ocaklarda kullanılan serpantin taşları doğalgaz içerdiğinden ateşte ısınınca patlamaktadır. Bu serpantin taşlar ateşle ısıtılınca içerisindeki petrol (doğalgaz) patlamaktadır.
MALEZYA DA VE ENDENOZYA DA OLDUĞU GİBİ ERZİNCAN OVASINDA DA FAYLARIN İÇERİSİ PETROL İLE DOLUDUR.
İran ve Azerbaycan da ki faylardan yüz binlerce seneden beri doğalgazın yüzeye çıkarak alev ile yanmıştır.
Malezya ve Endonezya da fayların yüzeye çıktığı yerler tıkalı (kapalı) veya bu fayların üstü örtülü olduğu için; fayların içerisi petrol ile dolu bulunmaktadır.
Sözü geçtiği gibi depremler esnasında Erzincan ovasında açılan fay çatlaklarından 1-2 gün gibi kısa sürede yükselen doğalgaz yeraltında grizu gibi patlamakta; dışarı çıkan doğalgaz yüzeyde ve gökte alev ile yanmaktadır. Erzincan'da deprem olayı olup biter bitmez Arabistan platosunun muazzam kuvvetler ile itilmesiyle Erzincan ovasında açılmış olan ve doğalgazın çıktığı fay çatlakları vana gibi kapanmaktadır. Erzincan' da ileride 30-40 sene sonra meydana gelecek yeni deprem tarihine kadar doğalgazın dışarı çıkmasına izin verilmediğinden fayların içerisi . Petrol (doğalgaz ) tıka basa doludur. Bu ovada yapılacak sondajlarda petrol( doğalgaz) havaya fışkıracak ve çok ekonomik üretim yapılacaktır.
ERZİNCAN OVASI VE CİVARINDAKİ PETROL KATMANLARINDAN ALINAN NUMUNELERİN PİROLİZ ANALİZLERİ İLE DOĞALGAZ VARLIĞI TESPİT EDİLMİŞTİR
Ankara Üniversitesi'nde Petrol Prof. Nurettin SONEL; iki defa Erzincan'a giderek; petrol konusunda arazide aramalar yapmış ve petrol içeren katmanlarda numuneler almıştır. Erzincan Ovası'nın dışındaki yerlerde yüzeye çıkan ve antisenklinal yükselti yapan eosen petrol katmanlarından alınan numunelerin TPAO labarotuarında piroliz analizleri yaptırılmıştır. Bu alınan numunelerin doğal gaz bakımından önemli olduğu tespit edilmiştir. Bu numunelerin alındığı yerlerde; petrolün teşekkül ettiği katmanların onlarca ve yüzlerce metre kalınlıklarda olduğu ve petrol katmanlarının ve petrol döküntülerinin kilometrelerce devam ettiği görülmüştür.
Erzincan ovasındaki doğalgaz yatağının çok geniş alanlara yayıldığı anlaşılmaktadır.
Sözü geçtiği gibi; Erzincan Ovası ve civarında deprem olayı olup biter bitmez; Arabistan Platosu'nun itmesi ile faylar ve çatlaklar vana gibi kapanarak doğalgazın dışarı çıkmasına izin verilmemektedir. Erzincan'da ileride 30-40 sene sonra meydana gelecek yeni deprem tarihine kadar faylardan doğalgazın dışarıya çıkmasına izin verilmediğinden bu doğalgaz yatağı çok mükemmel şekilde zenginliğini korumaktadır.
YAKUP BAŞAKIN İLE ABDÜLKADİR DELİKTAŞ İLGİ GÖSTEREREK ÜLKEMİZE VE ERZİNCAN'A BÜYÜK YARDIM YAPMIŞLARDIR.
Erzincan'da deprem hareketleri başlamadan kısa süre önce yeraltında doğalgaz patlamalarından ileri gelen kıyametler koparcasına çok korkunç afetlerin meydana geldiği ve Erzincan ovasında çok zengin doğalgaz yatağı varlığı konuları Ülkemiz ve Erzincan için fevkalade önemlidir. Erzincan da Yakup BAŞAKIN ve Abdülkadir DELÎKTAŞ bu konularda bazı açıklamalar ve uyarılar yaparak; Ülkemize ve Erzincan'a çok büyük ölçülerde yardım etmişlerdir. BAŞAKIN ve DELİKTAŞ daima takdir ve saygı ile anılacaklardır.
Yakup BAŞAKIN ve A.DELİKTAŞ; Erzincan şehrinde ve ovasında deprem hareketleri başlamadan kısa süre önce; yeraltından patlama ve uğultulu gürültülü seslerin işitildiği; yüzey arazinin sarsılarak deniz gibi dalgalandığı; ağaçların, elektrik direklerinin ve binaların yana yatıp yatıp kalktıkları; bazı yerlerde alevlerin göklere yükseldiği; atmosferin sis bulutu ile kaplandığı; gökyüzünün kızıl renge büründüğü deprem gecesi Erzincan ovasındaki çok soğuk havanın ısındığı; hava çok ısındığından sabaha karşı paltoların çıkarıldığı; ovadaki donmuş karların eridiği konularında yaşadıkları olaylar hakkında bilgi vermiş olsalardı Ülkemize ve Erzincan'a daha çok büyük yardım etmiş olurlardı.
Bu konularda tarafımdan verilen bilgiler doğru değilse; verilen yalan, yanlış ve uyduruk bilgilere karşı çıkılmalıdır.
Bu konulardaki gerçekleri ortaya dökmek ve bu konularda yardımcı olmak; vatandaşlığın kutsal görevidir. Bu konudaki gerçekleri ortaya dökmeyen ve yardımcı olmayan kimseler; kendilerine; yakınlarına ve Ülkemize kötülük yapmaktadır.
Azerbaycan ve İran da faylardan yüz binlerce senelerden beri doğalgaz çıkarak alev ile yanmıştır. Erzincan ovasındaki faylardan yalnız depremler esnasında doğalgaz kısa sürede çıkmaktadır. Erzincan ovasında yalnız depremler esnasında kısa sürede doğalgaz çıktığı konusundaki gerçek ve sebebi, TPAO Genel Müdürlüğünce ve TÜBİTAK Başkanlığınca henüz bilinmemektedir.
Bilindiği gibi Arabistan platosu Anadolu'yu muazzam kuvvetler ile itmekte ve Anadolu her sene 2,5 cm Yunanistan'a yaklaşmaktadır. Arabistan platosunun bu itmesi ile Erzincan ovası her sene 1-2 cm. daralmakta ve bu ovadaki fayların karşılıklı fay yüzeyleri birbirini zorlayarak itmektedir. Bu itmeye dayanamayan fay yüzeyleri zamanla çatlamakta ve bu çatlaklar 1 -2 gün gibi kısa sürede kırılmakta ve fayların kırılması ile depremler meydana gelmektedir. Depremler olup biter bitmez; Arabistan platosunun muazzam kuvvetler ile itmesi ile Erzincan ovasından geçen karşılıklı fay yüzeyleri birbirine yapışarak açılmış olan çatlaklar ve çatlayan faylar vana gibi kapanmakta ve yeraltından doğalgaz çıkmasına izin verilmemektedir.
Erzincan ovasında 40- 50 sene gibi çok uzun zaman sonra meydana gelecek yeni deprem tarihine kadar doğalgazın dışarıya çıkmasına izin verilmemekte ve Erzincan ovasındaki doğalgaz yatağı zenginliğini çok mükemmel şekilde korumaktadır.
Depremler esnasında l-2 gün gibi kısa sürede çatlayan faylardan yükselen doğalgaz yeraltında grizu gibi patlamakta; dışarı çıkan doğalgaz yüzeyde ve bulutların çok üstünde gökte alev ile yanmaktadır. Gökte çok muazzam miktarda doğalgaz yandığından Erzincan ovasında trilyonlarca m3 çok soğuk hava ısınmakta ve ovadaki donmuş karlar erimektedir.
Melekler veya Huriler trilyonlarca m3 çok soğuk havayı ısıtmamakta ve Erzincan ovasındaki donmuş karları eritmemektedir.
TPOA Genel Müdürlüğü ve TÜBİTAK Başkanlığınca Erzincan ovasında yalnız depremler esnasında muazzam miktarda; doğalgazın çıkarak gökte alev ile yandığını, gökte yanan doğalgaz ısısı ile Erzincan ovasındaki trilyonlarca m3 çok soğuk havanın ısındığı, ovadaki karların eridiği konularındaki gerçekler henüz bilinmemektedir. Bu konularda tarihi yazılı belgeler incelenerek ve bu konular soruşturularak ve araştırılarak ortaya çıkarıldığı taktirde; Erzincan ovasındaki çok zengin doğalgaz yatağı varlığı kabul edilecektir.
TPAO Genel Müdürlüğü ve TÜBİTAK Başkanlığınca Erzincan ovasındaki doğalgaz yatağı varlığı henüz öğrenilmemiş ve kabul edilmemiştir (EK 7, 8)
TPOA Genel Müdürlüğünce Erzincan ovasında doğalgaz yatağı kabul edilir ise; TÜBİTAK tarafından bu konuda ilgi göstereceğini bildirmiştir (EK 8).
TPOA Genel Müdürlüğünün 17.06.1998/1265-0118 sayılı yazıları ile depremler esnasında Erzincan ovasından çıkarak Fırat nehrinden akıp giden katran gibi ham petrol maddesinin mahallinde araştırmasının yapılacağı bildirilmiştir (EK 25).
Aradan 12 yıl gibi çok büyük zaman geçtiği halde; depremler esnasında Fırat nehrinden akıp giden bu ham petrol maddesinin araştırılması henüz yapılmamıştır.
TPAO Genel Müdürlüğünce Erzincan ovasında doğalgaz varlığına rastlanılmadığı gerekçesi ile bu ovadaki doğalgaz yatağı varlığı kabul edilmemektedir. (Ek 17)
Erzincan ovasında depremler esnasında yeraltından muazzam miktarda doğalgaz çıkarak gökte alev ile yandığını ve bazı yerlerde alevlerin göklere yükseldiği; Erzincan ovasında trilyonlarca m3 çok havanın ısındığı ve ovadaki donmuş karların eridiği konusundaki gerçekleri öğrenebilmek için; depremler esnasında Erzincan’ da bulunmak gereklidir. Sözü geçtiği gibi 1045 Erzincan depreminde gökte doğalgazın alev ile yanması ile güneş ile ay kan rengine boyanmıştır. Bu tarihi belge gökte doğalgazın muazzam miktarda alevle yandığını belirlemektedir.
1992 Erzincan depreminde Sayın Abdülkadir DELİKTAŞ; karanlık gecede yatsı vakti kıpkızıl ışık ortamının meydana geldiği ve Karakaya civarında ateş topunun fışkırdığı konularında bilgi vererek; Erzincan ovasında doğalgazın varlığı doğrulanmıştır. (EK: 14)
Esasen Erzincan depremlerini yaşayan binlerce ve on binlerce görgü tanığı depremlerde bazı yerlerden alevlerin göklere yükseldiğini; etrafın nur gibi ışıklandığını; gökyüzünün kızıl renge boyandığını; Erzincan ovasındaki çok soğuk havanın ısındığını ve ovadaki donmuş karların eridiği konularındaki gerçekler bilinmektedir.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı; TPAO Genel Müdürlüğü ve TÜBİTAK Başkanlığı kadrolarında; Erzincan ovasındaki doğalgaz yatağını soruşturarak ve araştırarak ortaya çıkaracak ölçüde bilgili ve yetenekli teknik elemanların bulunduğuna inanılmaktadır.
Yetenekli uzman teknik elemanlar tarafından depremleri yaşayan sokaktan geçen hamal efendiler dahil binlerce ve on binlerce görgü tanığı ile görüştüğü taktirde; Erzincan da depremler esnasında gökyüzünün saatlerce ve günlerce kızıl renge büründüğünü, bazı yerlerden alevlerin göklere yükseldiğini; etrafın nur gibi ışıklandığını; deprem geceleri trilyonlarca m3 çok soğuk havanın ısındığını; hava çok ısındığından sabaha karşı paltoların çıkarıldığı; ovadaki donmuş karların eridiği ve depremler esnasında Fırat nehrinden katran gibi petrol maddesinin günlerce akıp gittiği konularındaki gerçekler anlaşılacak ve Erzincan ovasındaki çok zengin doğalgaz yatağı varlığı kabul edilecektir.
Sözü geçtiği gibi depremler esnasında Erzincan ovasındaki çok soğuk havayı Melekler veya Huriler ısıtmamakta ve ovadaki donmuş karları Melekler veya Huriler ısıtmamaktadır.
Erzincan ovasında çok zengin doğalgaz yatağı varlığını açık ve belirgin şekilde doğa tarafından ortaya konulmuştur. Bu sebeple Erzincan ovasında doğalgaz varlığı ve yatağı araması yapılmayacaktır. Bu nedenle Erzincan ovası civarında mevcut olan bu doğalgaz yatağının nerelere kadar devam ettiği; konusunda araştırma yapılacaktır.
Bendeniz inşaat mühendisi olmam sebebi ile 1994 yılında depremler; petrol; jeoloji; Jeofizik konularında bilgim çok az vardı. Zaman ile ve merak ile deprem, petrol, jeoloji, jeofizik konularındaki bilim adamlarından ve kitaplardan yeni yeni bilgiler öğrenmiş bulunuyorum. 1994 yılında Valimiz Recep YAZICIOĞLU'na bu konularda çok az bilgi arz edilmiştir.
Rahmetli Vali YAZICIOĞLU; Erzincan depremlerinde alevlenmeler, yeraltı gaz patlamalarını; yüzey arazinin deniz gibi dalgalandığını ve sıvılaşma meydana geldiği konularında tarafımdan verilen bilgiler Erzincan Valiliğinin 18.10.1994/459 sayılı yazıları Valilikçe doğrulanmıştır (EK 24).
Valimiz YAZICIOĞLU yaşamış olsaydı ve kendilerine bu konudaki yeni bilgiler ve belgeler arz edilmiş olsaydı; Valimiz YAZICIOĞLU Marmara bölgesi ile Erzincan şehrini ve ovasını kıyametler koparcasına çok korkunç afetlerden kurtarmak ve Erzincan ovasındaki doğalgaz yatağını ortaya çıkarmak için bütün yeteneğini ve gücünü kullanarak; ortalığı toz duman ederek gece gündüz demeden çalışarak;, Ülkemize ve Erzincan'a muazzam ölçüde gerekli yardımları yapacağına inanılmaktadır.
ERZİNCAN OVASINDAKİ DOGALGAZ YATAĞI İLE ÜLKEMİZİN BÜTÜN DOĞALGAZ İHTİYACI FAZLASI İLE KARŞILANACAK VE AKKUYU İLE SİNOPTA NÜKLEER SANTRALLARI İNŞAASINDAN VAZGEÇİLECEKTİR.
Ülkemizin doğalgaz ihtiyacının karşılanması ve NABUCO projesi için; uçaklar ile; Türkmenistan, Rusya, Azerbaycan, İran, Irak, Mısır, Libya gibi dış ülkelere gidilerek; doğalgaz temini imkânlar aranmaktadır. Her sene dış ülkelere milyarlarca ABD doları doğalgaz bedeli ödemektedir.
Sözü geçtiği gibi; TPAO Genel Müdürlüğü, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve TÜBİTAK Başkanlığı kadrolarında Erzincan ovası ve civarındaki çok zengin doğalgaz yatağını Ülkemize kazandırabilecek bilgili ve yetenekli uzman petrol teknik elemanlarının bulunduğuna inanılmaktadır. Bu teknik elemanlar; bu YENİ RAPOR da isimleri verilen Şeker Fabrikaları Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Yakup AY, THY İşletmeler Genel Müdürü Orhan BİRDAL, Nihat ALPTEKİN, Zeynel ÇAYIR ile Erzincan da depremleri yaşayan binlerce ve on binlerce görgü tanığı ile görüştükleri ve mahallinde gerekli soruşturma ile araştırmalar yapıldığı taktirde; bu ova ve civarında çok zengin doğalgaz yatağı varlığı ortaya çıkacaktır.
Sözü geçtiği gibi Erzincan ovasındaki çok zengin doğalgaz yatağı ile Ülkemizin ve Erzincan'ın kaderi değişecek; Ülkemizin bütün doğalgaz ihtiyacı fazlası ile karşılanacak; fazla doğalgaz harice ihraç edilecek; Ülkemiz doğalgaz bakımından dış ülkelere bağımlılıktan kurtulacak; Mersin Akkuyu’da ve Sinop da nükleer santral inşasından vazgeçilecek, doğalgaz ve elektrik fiyatları çok ucuzlayacak ve yüz binlerce insana iş imkânı sağlanacaktır... Bu neden ile; bütün vatandaşlarımızın bu konuya ilgi göstermesi ve yardımcı olması kutsal vatandaşlık görevi olarak kabul edilmelidir. Mersin ve Sinop illerin Valilikleri, Belediye Başkanlıkları ve sivil toplum örgütleri ve bu illerde yaşayan vatandaşlarımız Erzincan ovasında bu çok zengin doğalgaz yatağının ortaya çıkması için gerekli ilgiyi gösterdikleri taktirde Akkuyu da ve Sinop da nükleer santral yapımından vaz geçilecektir.
Mersin' de 1992 Erzincan depremini yaşayan birçok görgü tanığı bulunmaktadır. Bu görgü tanıkları tarafından depremler esnasında yeraltında bomba gibi patlama ve uğultulu gürültülü sesler işitildikten sonra depremlerin başladığını;, bazı yerlerden alevlerin göklere yükseldiğini, etrafın nur gibi ışıklandığını, gökyüzünün kızıl renge büründüğünü; deprem gecesi çok soğuk havanın ısındığını; hava çok ısındığından deprem gecesi sabaha karşı paltoların çıkarıldığı; ovadaki donmuş karların eridiği bilinmektedir. Bu görgü tanıkları ile görüşüldüğü takdirde bu konulardaki gerçekler anlaşılacaktır.
Mersin de araştırmacı Melik MERİÇ Erzincan' da depremleri yaşamış olan görgü tanıkları ile görüşerek ve Rahmetli Vali Recep YAZICIOGLU'nun imzası ile Erzincan Valiliğinin 18/10/2008 / 459 sayılı yazılarını inceledikleri taktirde; Erzincan ovasında çok zengin doğalgaz yatağı varlığı konusunda bilgi edinecektir.
Melik MERİÇ bu konuya gerekli ilgi gösterildiği taktirde; hem Erzincan ovasındaki çok zengin doğalgaz yatağının ortaya çıkarılmasında çok büyük yardımcı olacak ve hem de Mersin Akkuyu da Sinop’ta da nükleer enerji santralı yapımına engel olmak sureti ile Ülkemize çok büyük katkı sağlayacaktır.
TBMM DEPREM ARAŞTIRMA KOMİSYONU BAŞKANLIĞINCA YAPILACAK ARAŞTIRMA VE SORUŞTURMA İLE YERALTINDA DOĞALGAZ PATLAMALARINDAN İLERİ GELEN KORKUNÇ AFETLERDEN ÇOK AZ MASRAFLA KOLAYCA KURTULMAK MÜMKÜN OLACAK VE ERZİNCAN OVASINDAKİ ÇOK ZENGİN DOĞALGAZ YATAĞI ÜLKEMİZE KAZANDIRILACAKTIR.
Dünyada yalnız Marmara bölgesi ile Erzincan şehrinde ve ovasından deprem hareketleri başlamadan kısa süre önce; yeraltında doğalgaz patlamalarından ve meydana gelen canavarlar kudretindeki sıvılaşma olaylarından ileri gelen ve dünya da benzeri olmayan kıyametler koparcasına korkunç afetler ile ve Erzincan ovasında çok zengin doğal gaz yatağı varlığı ile karşı karşıya bulunulmaktadır.. Bugüne kadar hiç kimse bu konulara ilgi göstermemiştir.
Marmara bölgesi ile Erzincan şehrinde ve ovasında deprem hareketleri başlamadan önce; yeraltında doğalgaz patlamaları ve uğultulu gürültülü seslerin işitilmesi;, depremler esnasında meydana gelen alevlenmeler, nur gibi ışıklanmalar, gökyüzünün kızıl renge bürünmesi Erzincan ovasında trilyonlarca m3 çok soğuk havanın ısınması, bu havada donmuş karın erimesi, depremler esnasında yüzey arazinin deniz gibi dalgalanması, ağaçların ve binaların yana yatıp, yatıp kalkması gibi olayların meydana gelmesi ile bu olayların sebebini araştırması konusunda doğa tarafından uyarı yapılmaktadır.
Deprem hareketi başlamadan kısa süre önce yeraltında doğalgaz patlaması ve deprem olaylarının birbirinden farklı ve başka başka olaylar olduğunu bilmeden ve anlamadan konuya çözüm bulmak mümkün değildir. Sözü geçtiği gibi TBMM Deprem Araştırma Komisyonu Başkanı GÜLLÜCE; Televizyonlarda açık oturumlarında ve medyada Ülkemizdeki deprem afetlerini düşündükçe uykularının kaçtığını ve kimyasının bozulduğunu ifade etmektedir.
Sayın Başkan Güllüce'nin ve Deprem Komisyonu Sayın üyelerinin Ülkemizi deprem afetlerinden kurtarmak için; çareler araması ve bu konuda çok büyük çalışmalar yapmaları takdir ve şükran ile karşılanmaktadır.
Sözü geçtiği gibi 1509 İstanbul depreminde Yüce Padişahımız II. BEYAZIT; Marmara Bölgesi ile Erzincan şehrinde ve ovasında yeraltında doğalgaz patlamalarından ileri gelen sarsıntıları ve kıyametler koparcasına çok korkunç afetlerin önlenilmesi için; geniş çaplı kuyuların açılması gerektiğine dair bilimsel çareyi 501 sene önce keşfetmiştir. 501 Seneden beri bugüne kadar Yüce Padişahımızın keşfetmiş olduğu ve fevkalade önemli olan bu konu ile hiçbir kimse ilgilenmemiş ve bu konuda hiç kimse araştırma yapmamıştır.
Marmara bölgesi ile Erzincan şehrinde ve ovasında yeraltında doğalgaz patlamalarından ileri gelen kıyametler koparcasına çok korkunç afetleri ve Erzincan ovasındaki çok zengin doğalgaz yatağı varlığını düşündükçe benim de sabahlara kadar uykularım kaçmaktadır.
Sözü geçtiği gibi 1509 İstanbul depreminde çok akıllı ve üstün yetenekli Yüce Padişahımız II. BEYAZIT 400 kuyu kazdırarak yeraltında doğalgaz patlamalarından ileri gelen sarsıntılardan İstanbul’u çok az masrafla kolayca kurtarmıştır. Bu Yüce Padişahımız kuyular kazdırarak yeraltında doğalgaz patlamalarından ileri gelen korkunç afetleri önlemek için; gerekli bilimsel çareyi 501 sene önce keşfetmiş ve Yüce Padişahımız bu keşif ile bilim dünyasına ışık tutmuştur.
Bu konularda TBMM Deprem Araştırma Komisyonu ve Başkan GÜLLÜCE YENİ RAPOR da isimleri verilen Şeker Fabrikaları Daire Başkanı Yakup AY; THY İşletmeler Genel Müdürü Orhan BİRDAL; Nihat ALPTEKİN; Zeynel ÇAYIR; Adapazarı Çevre Müdürü Bayan Şafak OKTAY; Osman KARA ve Cemil DEMİR ile görüşerek;, bu konularda gerekli ilgi gösterilerek ve gerekli teknik önlemler alınır ise; Marmara bölgesi ile Erzincan şehri ve ovası yeraltında doğalgaz patlamalarından ileri gelen afetlerden az masraf ile kolayca kurtulacak, Erzincan ovasındaki çok zengin doğalgaz yatağı Ülkemize kazandırılacak ve GÜLLÜCE sabahlara kadar rahatça uyuyabilecektir.
NETİCE VE TALEP:
Marmara bölgesi ile Erzincan şehri ve ovasında yeraltında doğalgaz patlamalarından ileri gelen korkunç afetlerin ve Erzincan ovasındaki doğalgaz yatağı varlığı konularındaki gerçeklerin ortaya dökülmesi için; inşaat, jeoloji, jeofizik, deprem ve petrol konularında bilgili bilim adamları ile teşkil edilecek yetkin kurul tarafından bu konuda sunulan RAPORLAR' ın ve bütün yazılı belgelerin incelenmesi; benim de bu kurula mutlaka davet olunarak görüşlerimin alınması;, bu konularda uzman ve yetenekli teknik elemanlarca; mahallinde gerekli soruşturma ve araştırmaların yapılması ile depremleri yaşayan sokaktan geçen hamal efendiler dâhil görgü tanıkları ile görüşülerek bu konulardaki gerçeklerin ortaya dökülmesi ile bu konulara çözümler bulunabilecektir.
Başta TBMM Deprem Araştırma Komisyonu Başkanı İdris GÜLLÜCE ile bu Komisyonun üyeleri olmak üzere; bütün Milletvekillerimizin, bütün partilerimizin, vatandaşlarımızın ve özellikle Marmara depremleri ile Erzincan depremlerini yaşamış olan görgü tanıkları tarafından gerekli ilgi gösterildiği takdirde; Marmara Bölgesi ile Erzincan şehri ve ovasında yeraltında doğalgaz patlamalarından ileri gelen korkunç afetlerden kısa zamanda ve çok az masraf ile kolayca kurtulacak ve Ülkemiz Erzincan ovasındaki çok zengin doğalgaz yatağını kazanacaktır.
Bu konulara ilgi göstermek ve yardımcı olmak vatandaşlığın kutsal görevidir.
Bu konularda yanlış, yalan, uyduruk bilgi verenlere karşı çıkılmalıdır. Bu konularda yanlış, yalan, uyduruk bilgi verenler; en şiddetli şekilde cezalandırılmalıdır. Saygılarımla,
Hüseyin Hüsnü GÜREL
İnş.Yük. Müh. (İTÜ-1953)
EK : 34 Adet yazılı belge
ADRES : Ahenk Sok. 10 / 11 ÇANKAYA/ANKARA
TEL : 0312 – 439 19 25

Hiç yorum yok: